Dani’nin İtibarı!

Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak – Yeni Akit

Dani’nin İtibarı!

 

Bir zamanlar bu ülkede, basın toplantısı düzenleyerek, iktidardaki partiye/ülkenin başbakanının partisine kapatma davası açtığını ilan eden bir başsavcı vardı, hatırlar mısınız..

Eh işte, zar zor hatırladınız değil mi?..
Kapatma davasına muhatap olan partinin genel başkanı Necmeddin Erbakan’ı herkes şükranla anarken, Vural Savaş için iki kelime ile güzel söz sarfeden birisine rastladınız mı?
Kendi mahallesinden bile, bir tane insan gördünüz mü?
Eminim çoğu, “Vural Savaş yüzünden dindarlar ülkede büyük atılım sağladı. Aslında AK Parti’nin tartışılmaz iktidarı da Vural Savaş’ın eseridir” diyorlardır..
Doğru olabilir, yanlış olabilir.

Ama bir gerçek var ki, Vural Savaş ne kendi mahallesinde, ne de bizim mahallede itibar gören birisi değil..

Kendisine sorarsanız, “Şeriat yanlılarının en beğenmedikleri savcı ben olmuşumdur. Ama onlar da biliyor ki, ben görevimi yaptım aslında” diyor..

Ben kendisine niye karşı çıktım, hâlâ niye karşı çıkıyorum söyleyeyim:
Çünkü sen görevini yapmadın Vural Savaş. “Görevimi yapıyorum” dedin ama.. Militanlık yaptın.. İşine gelince “Kanunlar böyle. Ne yapalım, kanunları uygulamayalım mı? Laikliğe karşı odak olan partiler, kanun gereği kapatılır” dedin. İşine gelince, “Yunanistan’daki terör kanunlarını ithal edelim. Akit gibi gazetelerle başka türlü mücadele edilmez” dedin..

İşine gelince, “Anayasa Mahkemesi kararı var, istesek de başörtüyü serbest göremeyiz” dedin.

Ama rahmetli Erbakan için, Anayasa Mahkemesi kararında bile, “Bize oy vermeyenler patates dinindendir dediği ispatlanamamıştır” denilmesini gözden kaçırıp, son röportajında bile durup dururken, “Erbakan da ‘Bize oy vermeyenler patates dinindendir’ şeklinde sözler söylemiştir” dedin.
Çünkü yalancısın..

İşine gelirse mahkeme kararını kabul edersin.
İşine gelmezse, mahkemeyi de tanımazsın, kanunu da..
Yalanları bir tane, iki tane de değil..
Yine son röportajında diyor ki, “AKP’nin kapatılmaması için bir oy gerekiyordu ya, kurulda iki asker üye var, ikisi de ‘Kapatılmasın’ diye oy kullandı.”
Yalanın bini bir para..

Aklı sıra, askerleri AK Parti ile işbirliği içinde gösterecek.
Oysa açın bakın Anayasa Mahkemesi kararına.. İki generalden birisi, “Temelli kapatılsın” demiş. Diğeri de “Şimdilik hazine yardımını kesmek yeter” demiş.
Ama Vural Savaş, “İkisi de kapatılmasın dedi” diye, yalan söylüyor..
Milli Görüş için sıcak açıklamalar da yapıyor Vural Savaş..
“Mili Görüş’ün beni, neyi niçin yaptığımı biliyor ve onların hüsn-ü niyetimden şüphe ettiklerini zannetmiyorum” diyor..

İşte ben söylüyorum, “Senin iyi niyetinden şüphe ediyorum Vural Savaş.. Sen ki, bugün bile ‘Türkiye’nin her yerinde yaşadım. Çarşaf gördüm, peçe gördüm ama türban denilen kıyafeti, Erbakan’ın kurduğu partilerden önce bir tek kişi gördüğünü söylesin, ben bütün söylediklerimi geri alıyorum’ diyorsun.. Sen iyi niyetli olamazsın. Sen ya ikiyüzlüsün. Ya da aldatılmış bir saf adamsın!”
Sizce de öyle değil mi?

Bunlar, çarşafa zaten düşmanlar.. Ama öyle bir hava veriyorlar ki, “Çarşafa karşı değiliz, türban siyasi bir başkaldırı olduğu için karşıyız” mesajı ile, halkı kandırmaya kalkışıyorlar..

Oysa, binlerce defa teklif edildi: “Dinimizde kadının saçlarını örtmesi gerekir. İsterseniz türban, isterseniz başörtü, isterseniz başka şey. İsteyen kızlarımız saçlarını örtsünler, şeklini siz belirleyin, buna bile razıyız” denildi.
Ne dediler o zaman? “Zırtooo” dediler..
Kızlarımızı ağlattılar.. Yalan mı bunlar..
Öylesine vicdansızdılar ki, “Peruk takayım bari” diyen kızlarımızın başlarındaki perukları çekip aldılar..

Şimdi kalkmışlar, “Çarşaf gördüm, türban görmedim” diyorlar..
Çünkü gözleriniz kör olmuş. Beyniniz sulanmış.. (Bu nitelemeyi yapmak istemezdim.. Ne de olsa, benden yaşça büyük bir insan.. Ama o ki; bir tebliğnamesinde, hafızlar için bu hakareti yapmıştı.. O nitelemeyi haketti diye düşünüyorum.)
Yazının başlığındaki “çirkeflik” nerden çıktı diyeceksiniz..
O da son röportajdan..

Hem Adalet eski Bakanı Şevket Kazan’ın, Antalya’da bir konferans sırasında kendisinden (nezaketen olsa gerek) helallik istediğini söylüyor, hem de şu sözleri, aynı röportajda sarfediyor, Vural Savaş: “RP’ye ilişkin dosyaları getirttim. 8 klasörlük dosyanın iddianamesini Cumartesi, Pazar, Pazartesi(resmi tatildi) yazdım. Eşim de kitap yazıyorum zannetmiş. Eşime dedim ki: ‘Öyle bir çirkefe taş atıyorum ki siz seyredin’..”

RP’ye.. RP’ye gönül vermiş milyonlara, “çirkef” diyor aklı sıra.. Bu kadar seviyesiz bir isnada, ne diyebiliriz ki..

“Kötü söz sahibinindir”den başka!
Son not: Vural bey aynı röportajda demiş ki, “28 Şubat’ta herkesin ifadesi alındı. Bir tek benim alınmadı.”

Yine kahraman olmak istiyor, zannımca.. Ama ben tahminimi söyleyeyim.. Savcılar, Vural beyin ifadesini “cezai ehliyeti olmadığı” için almamışlardır!.. Son açıklamaları da bunu ispatlıyor…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir