Emek Sineması ile Ayasofya’yı Kıyaslayan Terbiyesiz!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Emek Sineması ile Ayasofya’yı kıyaslayan terbiyesiz!

 

Terbiyesizliğin bu kadarına pes!

“Sanatçı, toplumun yönlendiricisidir” derler.
“Topluma yol gösterendir” derler.
Derler babam derler.
Ama bakın, “sanatçı” diye takdim edilenlere..
“Sanatsever” olarak şişirilenlere..
Talepleri ile..
Kel alaka benzetmeleri ile, ne kadar sığ kafa olduklarını ispatlıyorlar..
Yok, Fazıl Say’ın aldığı cezayı yazmayacağım.
O almış cezasını..
Gitsin derdine yansın..
Kutsal değerlerle alay edilmeyeceğini öğrendi..
Beşeri değerlere “kutsallık” atfedip, “Dokundurmayız”  diye tehditler savururlarken.. “İlahi kaynaklı değerler”i, “özgürlük” adı altında tahkir etmekte sınır tanımazlıklarının karşılığını bulmuş oldular..
Mahkeme gerekli cevabı verdi..
Biz bir başka zırtapozun sözlerini irdeleyelim..
Önce, tartışılan konuyu hatırlatayım..
Biliyorsunuz, İstanbul Beyoğlu’nda, bir sinema varmış. Bir pasaj içinde..
Taşınmazın maliki, SGK imiş.
Hani geçim derdindeki emeklilerin “Birazcık daha emekli maaşımızı artıramaz mısınız” diye yalvardıkları SGK..
“Giderimiz, gelirimizden çok fazla. Zaten bütçeden pay ile durumu kurtarıyoruz” diyen SGK..
İşte o SGK, taşınmaz restore edilince,  biraz daha fazla gelire kavuşmuş olacak.
Devede kulak olur ama..
“Devede kulak” misali, tapuda malik göründükleri yüzlerce taşınmaza gerçekten sahip çıkarlarsa..
Ciddi bir gelire kavuşacaklarını da, kimse inkar edemez..
Ama birileri buna “İstemezük” itirazı yapıyor.
Kendilerinin tuzu kuru ya..
Devlete akıl veriyorlar..
“SGK’nın mülkiyetindeki Emek Sineması’na dokunmayın!”
Her şeye dokunuluyor, ama bu beyefendilerin sinemalarına dokunmak yasak.
Aslında öyle bir tenakuzdalar ki..
Tarihimizi kirletiyorlar.. Tarihi gerçekleri tahrif ediyorlar. Geçmişe küfrediyorlar. “Örfe, ananeye sahip çıkma”yı, “gericilik” olarak takdim ediyorlar.
Sonra geliyorlar, “Emek Sineması’nın hatırası var. Dokundurtmayız. Restore ettirmeyiz. Modernize edilmesine sessiz kalamayız” diyorlar.
Hani siz, modernlikten yana idiniz?
Hani siz, “geçmişe sıkı sıkıya bağlılığı”, gericilik olarak görüyordunuz.
Şimdi Emek Sineması’nın, eski hali ile kalmasında, niye ısrarcı oluyorsunuz?
Bu fikirleri, sadece bir öneri olarak dillendirseler yine eyvallah.
Bir de terbiyesizce benzetmeler yapıyorlar.
O benzetmeyi yapanlardan birisi de Gani Müjde..
Dün sormuşlar, Gani Müjde de şöyle cevap vermiş: “Altına alışveriş merkezi yapılacak, sinema yukarıya alınacak. Ama ‘korunacak, bozulmayacak’ deniliyor. O zaman bana da Ayasofya’yı versinler altına alışveriş merkezi yapalım, ama koruyalım.”
Terbiyesizliği gördünüz mü?
Adam bir sinemayı, bir ibadethane ile kıyaslıyor.
İbadethane olması için inşa edilen bir taşınmazı, bir sinema ile karşılaştırıyor.
Neresinden bakarsanız bakınız, kıyas yapılacak hiçbir benzerlik yok.
Ayasofya, SGK’nın mülkiyetinde mi?
Değil.
O halde?
Ayasofya’nın bulunduğu mekan, ibadet dışında bir gayesi olan tüzel kişiliğin mülkiyetinde mi?
Hayır..
İbadet yapılması için inşa edilmiş.
Parası da, bakım için harcamalar da, sadece kendi vakfının geliri ile yetinilse, her yıl kendisi gibi nice cami inşa edilmesini sağlayacak kadar zengin..
O zaman, nedir Ayasofya’dan istediğiniz?
Gelelim, Emek Sineması’na..
Ne mecburiyeti var, SGK’nın, sizin keyfiniz öyle istiyor diye, daha az gelire mahkum olmaya?
Emek Sineması’nı çok mu seviyorsunuz?
Bu hali ile korunmasının daha iyi olacağını mı düşünüyorsunuz?
O zaman, pamuk eller cebe..
Bastırırsınız parayı..
Verirsiniz taşınmazın malikine..
Satın aldıktan sonra, isterseniz eski hali ile.. İsterseniz, daha da eski hali ile..
Korursunuz-korumazsınız, sizin bileceğiniz iş olur..
Ama..
SGK’nın sırtından, “Biz böyle istiyoruz” diye, kimseye dayatmada bulunamazsınız..
Tamam mı beyler?
Tamam mı artistler!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir