Hakim bey “Seccadeye Karşı” Değilmiş!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Hakim bey “seccadeye karşı” değilmiş!

 

Geçtiğimiz hafta, YARSAV’lı bir hakimin, “DSİ misafirhanesindeki “seccade ve tespihten rahatsızlığı”nı eleştirmiştim.

İfadesi aynen şöyle idi hakim beyin: “Geçtiğimiz günlerde Adana’da, geceyi geçirdiğim bir kamu kurumunun misafirhanesinde gördüğüm manzaralar, bu tezi doğrular nitelikteydi; odalara tesbih ve seccadelerle, kıbleyi gösteren işaretler konmuş, lokallerde içki servisi kaldırılmıştı. Sadece bu örnek bile gösteriyor ki; artık devlet, sosyal yaşamda  dindarlığı teşvik ederken, buna uymayan yaşam biçimlerine şimdilik! kamu kurumlarında izin vermeyeceğini açıkça ilan etmiş bulunmakta.”
Yazını başlığı da, “Türk yargısı muhafazakarlaşıyor mu?” olunca, ne diyeceksiniz, “Seccadeden rahatsız olmuş”dan başka?..
Ben de bu tanımlamayı yaptım.
Artık haftalık yazıları ile halkın huzuruna çıkacağı anlaşılan hakim beyimiz de şöyle cevap vermiş yeni yazısında: “Halbuki rahatsızlığımın kaynağı odalara seccade koyulması değil, sosyal tesiste içkinin yasaklanmasıydı.”
Öyle olsun, hakim bey..
Biz, açıklanan düşünceye itibar ederiz.
Doğrudur; “İtirazınız seccadeye değil, içkinin yasaklanmasına” diyelim..
“Hakim beyin seccadeye itirazı yoktur” şerhini düşüp, o defteri kapatalım..
Gelelim, kamu misafirhanesinde, alkollü içki bulundurma zorunluluğu olup olmadığına..
Hakim bey bunu, “Dindarlığa uymayan yaşam biçimine izin vermeme” diye yorumlamakta ısrarcı..
28 Şubat sürecinde de, Güven Erkaya aynı yorumu yapmıştı..
Başbakan’ın YAŞ üyelerine verdiği yemekte rakı bulunmamasına itiraz edip, dışardan rakı siparişi vermişti..
Bir de bu “rakı getirtme” işini, büyük deniz savaş kazanmış gibi, gazetecilere anlatmıştı..
Hakim beyin yorumu da, BÇG’nin kurucusu Güven Erkaya ile aynı..
İki ayrı olay..
Birisi “İçki bulundurmama..”
Diğeri “Farklı yaşam biçimine izin vermeme..”
Bu ikisinin aynı şey olduğunu sanıyor hakim bey..
“İçki bulundurmama”nın, “farklı yaşam biçimine izin vermeme” anlamına geldiğini söylüyor hakim bey..
Oysa, herhangi bir otele gittiğinizde, istediğiniz gibi içkinizi içiyorsunuz.
Ama kamu misafirhanesinde kalıyorsanız, lütfen yani..
Nasıl ki, otelde seyredebileceğiniz porno filmi, kamu misafirhanesinde seyretmek istediğinizde, buna imkan bulamazsanız..
Bırakın da, devleti temsil eden memurların kalabildikleri misafirhanede de, içene muvazenesini kaybettiren alkollü içki, bulunmayıversin..
Ama hakim bey, “içki”de ısrarcı.. “İlla kamu misafirhanesinde de, içki olsun” diyor.. Devlete, “içki sunma dayatması” yapıyor!
Bunu da “Benim yaşam biçimim bunu gerektiriyor. İzin vermezseniz, yaşam biçimimi yasaklamış olursunuz” şantajı ile yapıyor.
Olay o kadar net ki.. Devleti şarapçılık yapmaya icbar eden bu kafa yapısının yorumu okuyucuya bırakıp, geçiyorum.
Hakim beyin bir itirazı da, “Bir günlük hakimin, HSYK üyesi seçiminde oy kullanmaya ehil kabul edilmesi”ne..
Bunu şöyle ifade ediyor hakim bey: “12 Eylül 2010 referandumuyla birlikte yargının yönetim kadrosunun seçiminde bir günlük yargıç bile oy kullanınca, siyaset kendisi gibi düşünmeyen adayı mesleğe yaklaştırmadı.”
Yarın bu konudaki eleştirime de itiraz edip, “Ben bir günlük hakimin HSYK seçiminde oy kullanmasına itiraz etmedim” diyecek mi, bilemiyorum..
Ama, “bir günlük hakim”  dediği hukukçuya, yeri geliyor milyar liralık davayı teslim ediyoruz. Yeri geliyor, bir sanığın aylarca cezaevinde kalmasına sebep olacak kararları verdiriyoruz.
Ama YARSAV’lı hakim beyimizin itirazına göre, “Bir günlük hakim, HSYK seçiminde oy kullanamaz”mış..
Aslında “Seyfi Oktay döneminde, özel referanslarla mesleğe kabul edilen ve malum ilçelerimizin nüfusuna kayıtlı olmayan hakim-savcıların hiçbiri HSYK seçimlerinde oy kullanmasın” diyecek de.. O kadarını, şimdilik söyleyemiyor hakim bey..
Bundan sonra da, söyleyebileceğini sanmam..
Baksanıza, “Mevcut on üç bini aşkın yargıç ve savcının yarısı bu iktidar döneminde mesleğe alındı”  iddiasında bulunuyor!
Heeey.. HSYK’dakiler..
Açıklayın şu rakamları..
Son 10 yılda 6.500 hakim-savcı mesleğe alındı ise, ben özür dileyeyim.
Alınmadı ise, yalancı hakimlere “Ya doğru konuşun, ya da susun” hatırlatmasını, yapıverin!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir