Ne Oldi Satılık Kalemler? İsrail Özür Dilemezdi Hani!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Ne oldi satılık kalemler? İsrail özür dilemezdi hani!

 

Dün akşama doğru geldi haber..
İsrail özür dilemiş..
İki güne sığan, iki güzel haber..
PKK silahı bıraktı.. İsrail özür diledi..
Tesadüf mü?
Hiç sanmıyorum..

Kukla PKK’ın başının “Sınır dışına çıkma çağrısı yaptığı gün”ün ertesinde, tetikçi kullanmayı seven “terörist devlet” özür diliyorsa..
Orda durur düşünürüm..
“Oyun var, oyun içinde..” derim.
“Suçüstü oldular” derim..

“Kimlerin, kimlerle iş kotardığı, kimler köşeye sıkışıp metod değiştirdiğinde, hemen ertesi gün kimlerin de ‘Pes’ dediğini gördük” derim..

Terörist devletin, terörist tetikçiyi kaybettiği gün, “özür”ü patlatmasının altını çizip, geçelim “özür” gerçeğinin, kimleri iflas ettirdiğine..

Gelelim, “özür”ün, Türk medyasındaki kokuşmuşluğu nasıl ortaya serdiğine…
Mavi Marmara’da 9 insanımız şehit olmuş. İsrail’in haksız olduğunu, hemen herkes kabul ediyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan, politikacılığı kıvırtma sanatı olarak görenlerin yaptığı gibi, kıvırtmıyor.

Direkt postasını koyuyor: “Özür, tazminat, ablukanın kalkması..”
Böyle bir başbakana sahip olunduğu için, vatanını seven her kalem, (en azından bu konu ile sınırlı olarak) destek çıkıp, yek vücut olmalı, değil mi?..
Oldular mı? Hayır!

Çok bilmiş edaları ile, Başbakan’a akıl verdiler.. Yaptığının yanlış olduğunu, akılları sıra hatırlattılar..

Soyut yorumu bırakıp, somut örnekler verelim..

Cengiz Çandar’dan başlayalım. Haziran’da yazmış.. “Türkiye gürlüyor ama yağmıyor”
Devam ediyor: “İsrail’i sevmeyebilirsiniz ama İsrail bir ‘kabile devleti’ değildir. (…) Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin karizmasının çizilmesi ikinci kez oluyor. İlki Mavi Marmara olayıydı.”
Şimdi karizmayı çizdirenin kim olduğunu, soralım mı Çandar’a.

PKK’nın nasıl çözüleceğini, İspanya’lardan örneklerle aklı sıra çözen Çandar’a soralım mı: “Çizdirdiğin karizmalar kaç oldu? PKK çözümü önceki gün. İsrail’in özürü dün.. Yoksa, ‘Benim karizmam yok ki, çizdireyim’ mi diyorsun..”

Ne kadar hayasızca yazılar şunlar: “Bağırarak, azarlayarak olmuyor…”, “Onu-bunu azarlama; önce dinle, sonra düşün.”, “Yanlışlık, bunlarla ilgili değil. Türkiye’nin ‘ısıramayacağı kadar büyük lokmayı dişlemeye çalıştığı’ görüntüsü vermesiyle… Somut, elle tutulur kazanımlar gelmezse, hitabet gücünüz, sonuç alma anlamında bir gücü temsil etmiyorsa, pullarınız dökülmeye başlar.”

Kimin pulları döküldü, Çandar efendi?
Başbakan’ın mı, senin mi?
Bir başka bilmiş kalem.. Milliyet’te Kadri Gürsel yazıyor: “Türk diplomasisi Gazze çıkmazının mahkumu yapılmıştır. Bu yüzden Netanyahu’ya telefon açılamadığı için Obama’yla, Putin’le yetinilir ve onlara ‘İsrail’i ikna edin’ denilir. Onlar da herhalde Türkiye’den bir mesaj gelse de İsrail’e iletsek diye bekliyorlardı. Mahkum diplomasiyle ancak bu kadar.”

Dünkü özürden sonra da bir yazı yazsın, Kadri efendi..
“Mahkum diplomasi” neler yapmış öğrenelim..

Ama o adamda azıcık utanma olsa, son iki yıl içinde yazdığı benzer yazılardan sonra,  kalemini kırar, bir daha yazmaz, bu “özür”den sonra..
Böylece patronu da rahatlamış olur.. “Bir b..’tan anlamaz adamlarla, gazete çıkarıyoruz, atın şu aptalları” demekten kurtulur, Demirören..

Yeni Şafak’ın Ali Bayramoğlu’su ne demiş: “Meydan okumalara dikkat ve paradigmaya ince ayar şart…”

Yürüüü Bayramoğlu.. Kim tutar seni.. İnce ayarı, sen yap, kendi kendine..
Köşesiz kaldığı ileri sürülen Hasan Cemal İsrail-Mavi Marmara gerginliği ile ilgili ne yazmış: “Yedi düvele meydan okuyan bir retoriğin cazibesine fazla kapılmak, Türk dış politikasının kritik dengelerini olumsuz etkiler ve nüfuz alanını, etki alanını daraltır.”
Böylesi kalemleri okumaya ihtiyacınız var mı?

Bence yok..
Boşuna yorulmuş oluyorsunuz..
Gözünüze yazık!
Hergele ne yazmış, bu konuda: “heves yetmez.. İsrail’e özür diletmeyi.. başarmak gerekir..”
Dalgasını geçiyor, aklı sıra!

Aynı hergele yazıyor “Burukluk yaratan şeyler: Mavi Marmara olayında İsrail’e karşı pek bir şey yapamayan Türkiye’nin, yerel mahkemeler eliyle olaydan sorumlu tuttuğu İsrailli yetkililere ağır cezalar vermesi ve bu cezaların asla uygulanmayacağının herkes tarafından bilinmesi…”

Ne oldu? Burukluğun devam ediyor mu, hergele? Bugün de, “özür diletmeyi heves etmek yetmez” diye, geçecek misin dalganı..
Daha onlarca somut örnek var..

“Türkiye’nin Mavi Marmara gemisi olayı sonrasındaki tavr ile yalnızlaştı”ğını söyleyen, “Türkiye’nin ‘özür diletmek’ isterken, ‘özür dileyecek’ duruma düşeceği”ni iddia eden..
Neler neler..

Bu kalemlerin hepsini toplayıp, atmak lazım, çöp kutusuna..
Onların yeri, gazete köşeleri değil, çöp kutusu, çünkü!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir