Sakık Liberallere İftira mı Atıyor?

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Sakık liberallere iftira mı atıyor?

Altan familyası, Çandar ve bazı diğer liberaller ile ilgili Şemdin Sakık’ın iddialarına, “andıç” ithamı yapılıyor.

Ne diyor, Sakık?

Mahkemeye telekonferans metodu ile, her sorunun anında yöneltilebildiği bir ortamda verdiği ifadeden aktaralım: “Bu günlere getirilmesinde dış güçlerin, Amerika, komşu ülkelerin hep vardı. Bunların rolü kadar solcu geçinen, liberal solcu etiketi takanlar, Altan’lar buna girer. Bunların hepsinin bir biçimde bu şiddetin sürmesinde katkısı vardır.”

Yalan mı?

Anlaşılması çok kolay. Son birkaç günde ağabey Altan’ın yazdığı yazılara bakalım.

Sakık’ın suçladığı liberallerin yazdıklarına bakalım..

Açlık grevini destekleyip, Apo’nun tecrit edildiğini iddia ediyorlar.

Önce şu tespiti yapalım; Adalet Bakanlığı’na da bir sitemde bulunarak.

Sabah akşam “tecrit” iddiaları yapılan bugünlerde, bakanlık niye gerçekleri açıklamıyor?

Niye, “Apo’nun yanına, kendi kafasından birkaç mahkum gönderdik. Dolayısı ile, tek başına cezaevinde kalıyor değil. Yanında başka mahkumlar da var” denilmiyor?

Bu bir yana, hukuki kavramlar da altüst ediliyor. Bakanlıktan net bir açıklama yok..

Sakık’ın suçladıkları arasında baş köşede yer alan ağabey Altan, Başbakan’a eleştiri getirerek, “Başbakan Erdoğan, hangi hukuki yetkisine dayanarak bir mahkumun avukatlarıyla görüşemeyeceğine karar verebiliyor?” diyor.

Diyor ama; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan bir mahkumun, hangi kanundaki hangi kural gereği avukatlarla görüşebileceğini de izah edemiyor.

Laf salatası yapılarak, Apo’nun avukatları ile görüşmesi, çok doğal bir şeymiş gibi gösterilmeye çalışılıyor.

Altan’lara ve onun gibilere anlatalım.

Bir mahkum, avukatla niye görüşmek isteyebilir?

Bir mahkum, doktoru ile, arkadaşı ile, evinin mimarı ile görüşmek isterse, görüşebilir mi?

Mahkum olana kadar, sanığın avukatı ile görüşmesi, savunma hakkının kullanılması ile ilgilidir. Doktoru ile, mimarı ile, arkadaşı ile görüşmesi gibi düşünülemez.

Ama mahkum olduğu an, iş değişir..

Konu, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’da düzenlenmiş.

Madde 25: “(1) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı rejimine ait esaslar aşağıda gösterilmiştir:

a) Hükümlü, tek kişilik odada barındırılır.

(…)

f) Hükümlüyü; eşi, altsoy ve üstsoyu, kardeşleri ve vasisi, belirlenen gün, saat ve koşullar içerisinde onbeş günlük aralıklarla ve günde bir saati geçmemek üzere ziyaret edebilirler.”

Burda, hükümlünün avukat ile görüşme hakkı, hani nerde?

Nerde ki, kanunun verdiği bir hakkı, Başbakan kısıtlıyormuş gibi hava estiriyorlar?

Kanun zaten, böyle bir hakkın olmadığını söylüyor.

Kanunun düzenlemesi yanlış mı?

Hayır.

Kanunun mantığı şu: Avukat, yargılama sırasında savunma hakkının kullanılması ile direkt bağlantılı bir araç..

Ama karar kesinleşince, artık avukata ihtiyaç kalmaz.

Hatta mahkuma, vasi atanır. Artık mahkumun yerini vasi alır ve mahkumun hakları, vasi tarafından takip edilir.

Şöyle düşünelim.. Karar kesinleştikten sonra, avukat ne yapacak?

“Lak lak”dan başka ne yapacak, avukat ile mahkum?

Karar verilmiş. Karar kesinleşmiş. Artık infaz aşamasına geçilmiş!

Bu açıdan, kanun avukatla görüşme hakkı diye bir düzenleme yapmamış.

“Yakınları ile görüşme”yi düzenlemiş.

“Avukatla görüşme”yi değil..

Sonuç?

Sonuç şu: Teröristbaşının avukatları ile görüşemediğini ileri süren, bu hak kanunda düzenlendiği halde kullandırılmadığını iddia edenler, yalan söylüyorlar.

Kanunda böyle bir hak yok.

Böyle bir hakkın gereği de yok.

Hatta mahkumiyet kararı ile birlikte, vekalet akdinin de sona erdiği, kanunda açıkça düzenlenmiştir..

Olsa olsa, bir yargısal müracaat ile ilgili somut gelişme varsa..

Örneğin yargılamanın iadesi gibi, olağanüstü bir durum varsa, bununla ilgili bilgilerin istişaresi için mahkum ile görüşme yapılabilir.. O da yetkili makama izah edilerek.

Yoksa, “Her hafta avukatlarla görüşmek istiyorum” diye bir hak, yok kanunda..

Aksini iddia eden terör ideologları, varsa bir dayanakları, göstersinler!…

Gösteremiyorlarsa, kimseyi andıçla suçlamasınlar, sussun otursunlar!

 

Altan familyası, Çandar ve bazı diğer liberaller ile ilgili Şemdin Sakık’ın iddialarına, “andıç” ithamı yapılıyor.

Ne diyor, Sakık?

Mahkemeye telekonferans metodu ile, her sorunun anında yöneltilebildiği bir ortamda verdiği ifadeden aktaralım: “Bu günlere getirilmesinde dış güçlerin, Amerika, komşu ülkelerin hep vardı. Bunların rolü kadar solcu geçinen, liberal solcu etiketi takanlar, Altan’lar buna girer. Bunların hepsinin bir biçimde bu şiddetin sürmesinde katkısı vardır.”

Yalan mı?

Anlaşılması çok kolay. Son birkaç günde ağabey Altan’ın yazdığı yazılara bakalım.

Sakık’ın suçladığı liberallerin yazdıklarına bakalım..

Açlık grevini destekleyip, Apo’nun tecrit edildiğini iddia ediyorlar.

Önce şu tespiti yapalım; Adalet Bakanlığı’na da bir sitemde bulunarak.

Sabah akşam “tecrit” iddiaları yapılan bugünlerde, bakanlık niye gerçekleri açıklamıyor?

Niye, “Apo’nun yanına, kendi kafasından birkaç mahkum gönderdik. Dolayısı ile, tek başına cezaevinde kalıyor değil. Yanında başka mahkumlar da var” denilmiyor?

Bu bir yana, hukuki kavramlar da altüst ediliyor. Bakanlıktan net bir açıklama yok..

Sakık’ın suçladıkları arasında baş köşede yer alan ağabey Altan, Başbakan’a eleştiri getirerek, “Başbakan Erdoğan, hangi hukuki yetkisine dayanarak bir mahkumun avukatlarıyla görüşemeyeceğine karar verebiliyor?” diyor.

Diyor ama; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan bir mahkumun, hangi kanundaki hangi kural gereği avukatlarla görüşebileceğini de izah edemiyor.

Laf salatası yapılarak, Apo’nun avukatları ile görüşmesi, çok doğal bir şeymiş gibi gösterilmeye çalışılıyor.

Altan’lara ve onun gibilere anlatalım.

Bir mahkum, avukatla niye görüşmek isteyebilir?

Bir mahkum, doktoru ile, arkadaşı ile, evinin mimarı ile görüşmek isterse, görüşebilir mi?

Mahkum olana kadar, sanığın avukatı ile görüşmesi, savunma hakkının kullanılması ile ilgilidir. Doktoru ile, mimarı ile, arkadaşı ile görüşmesi gibi düşünülemez.

Ama mahkum olduğu an, iş değişir..

Konu, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’da düzenlenmiş.

Madde 25: “(1) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı rejimine ait esaslar aşağıda gösterilmiştir:

a) Hükümlü, tek kişilik odada barındırılır.

(…)

f) Hükümlüyü; eşi, altsoy ve üstsoyu, kardeşleri ve vasisi, belirlenen gün, saat ve koşullar içerisinde onbeş günlük aralıklarla ve günde bir saati geçmemek üzere ziyaret edebilirler.”

Burda, hükümlünün avukat ile görüşme hakkı, hani nerde?

Nerde ki, kanunun verdiği bir hakkı, Başbakan kısıtlıyormuş gibi hava estiriyorlar?

Kanun zaten, böyle bir hakkın olmadığını söylüyor.

Kanunun düzenlemesi yanlış mı?

Hayır.

Kanunun mantığı şu: Avukat, yargılama sırasında savunma hakkının kullanılması ile direkt bağlantılı bir araç..

Ama karar kesinleşince, artık avukata ihtiyaç kalmaz.

Hatta mahkuma, vasi atanır. Artık mahkumun yerini vasi alır ve mahkumun hakları, vasi tarafından takip edilir.

Şöyle düşünelim.. Karar kesinleştikten sonra, avukat ne yapacak?

“Lak lak”dan başka ne yapacak, avukat ile mahkum?

Karar verilmiş. Karar kesinleşmiş. Artık infaz aşamasına geçilmiş!

Bu açıdan, kanun avukatla görüşme hakkı diye bir düzenleme yapmamış.

“Yakınları ile görüşme”yi düzenlemiş.

“Avukatla görüşme”yi değil..

Sonuç?

Sonuç şu: Teröristbaşının avukatları ile görüşemediğini ileri süren, bu hak kanunda düzenlendiği halde kullandırılmadığını iddia edenler, yalan söylüyorlar.

Kanunda böyle bir hak yok.

Böyle bir hakkın gereği de yok.

Hatta mahkumiyet kararı ile birlikte, vekalet akdinin de sona erdiği, kanunda açıkça düzenlenmiştir..

Olsa olsa, bir yargısal müracaat ile ilgili somut gelişme varsa..

Örneğin yargılamanın iadesi gibi, olağanüstü bir durum varsa, bununla ilgili bilgilerin istişaresi için mahkum ile görüşme yapılabilir.. O da yetkili makama izah edilerek.

Yoksa, “Her hafta avukatlarla görüşmek istiyorum” diye bir hak, yok kanunda..

Aksini iddia eden terör ideologları, varsa bir dayanakları, göstersinler!…

Gösteremiyorlarsa, kimseyi andıçla suçlamasınlar, sussun otursunlar!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir