Amaç “Ağaç Yeşil”i Değil “Dolar Yeşil”i!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Amaç “ağaç yeşil”i değil “dolar yeşil”i!

 

“Emek Sineması’nı yıktırmayız” diyenlerin, aynı zamanda Taksim’deki Topçu Kışlası için “yaptırmayız” direnişinde olduklarını..
Birisinde “tarihe dokundurtmadıkları” halde.. Diğerinde “Tarihi yapının inşası gereksiz” dediklerini.. Çifte standartlı ahlaksızlığa imza attıklarını..
“Yıktırmayız, yerine daha güzelini de yaptırtmayız” dedikleri Atatürk Kültür Merkezi’nin, depreme dayanıksız raporu olduğunu.. “Yıktırmayız” diyenlerin, depremde o binada ölecek insanların da şimdiden katilleri olduğunu..
Gezi Parkı gösterilerine katılan Koç Üniversitesi öğrencilerinin, ormandaki binlerce ağaç kesilerek yapılan kendi üniversiteleri için, bugüne kadar tek bir gösteri yapmadıklarını.. “Orman katledilerek kurulan üniversitede okumak istemiyoruz” demediklerini..
Sadece Koç Üniversitesi değil.. Sabancı Üniversitesi, Maltepe Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi ve daha nicelerinin, kamu imkanları ile kurulduklarını..
Çoğunun da ormanlık alana kondurulduğunu.. O üniversitelerde okuyan öğrencilerin, bu gerçeği kendi gözleri ile gördükleri halde, şimdiye kadar hiçbir itirazda bulunmadıklarını..
Ama ne hikmetse, Taksim’deki toplam 15 tane ağaç için, iki insanın canına mal olduklarını.. Onlarca insanın sakat kalmasına sebebiyet verdiklerini.. Ülkeye 80 trilyonluk zarar verdiklerini..
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, yurtdışı gezisinden döndüğünde, geceyarısı yapılan karşılamada “Bu işin arkasında faiz lobisi var” dediği halde, Taksim’deki okumuş(!) protestocuların tek bir cevap veremediklerini..
Çıktıkları tv programlarında, hiçbir protestocunun (hemen hepsi üniversiteli) “faiz lobisi” ile ilgili açıklamaya tek kelime ile cevap veremediğini, bu konuyu gündeme bile getirmediklerini, görmezden geldiklerini..
Televizyonda program yapanların da, “Faiz lobisi” ile ilgili tek soru soramadıkları.. Bu konuyu hiç deşemedikleri..
Taksim’de yapılacak Topçu Kışlası’ndaki etkinliklerin, İstiklal Caddesi’ndeki alışverişi, Harbiye-Dolmabahçe istikametine yayacağını..
Bu gelişmenin İstiklal Caddesi’ndeki özellikle Demirören AVM’nin sahibinin işini aksatacağını.. Demirören gazetelerinin, patrona rakip gelmemesi için bu “Gezi Parkı”na karşı çıktıklarını….
Topçu Kışlası’nda yapılması düşünülen otelin, yakındaki Hilton Oteli’nde işleri kesata uğratacağı.. Hilton Oteli’nin de Aydın Doğan ailesine ait olduğunu..
Dolayısı ile medyanın büyük bölümündeki göstericilere desteğin arkasında,  “ağaç yeşili” değil, “dolar yeşili” olduğunu..
İllegal gösterileri savunmak için geliştirilen, “Toplantı ve gösteri yürüyüşü anayasal bir haktır. İzne tabi değildir” şeklindeki savunmanın, Taksim’deki Gezi Parkı protestolarında tüm gösterileri yasal hale getirecek bir gücü olmadığını..
Çünkü Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Hakkındaki Kanun’un 7. maddesinde,  “Toplantı ve gösteri yürüyüşü zamanı.. Madde 7 – Toplantı ve yürüyüşlere ve bu amaçla toplanmalara güneş doğmadan başlanamaz.  Açık yerlerdeki toplantılar ile yürüyüşler güneşin batışından bir saat önceye, kapalı yerlerdeki toplantılar saat 23.00’e kadar sürebilir.” hükmü bulunduğunu..
Dolayısı ile açık alanlardaki gösterilerin, güneşin batmasından bir saat önce sonlandırılması gerektiğini. Gece saatlerine kadar süren tüm gösterilerin kesinkes yasadışı olduğunu..
Gece yapıldığı için kesinlikle yasadışı olan gösterileri, “yasal”mış gibi gösteren tüm tv programlarındaki açıklamaların, halkı kanunlara karşı kışkırtma suçu içerdiğini..
Bu yayınların, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkındaki Kanun’un 8. maddesinin g bendi gereği “Suç işlemeyi, suçluyu ve suç örgütlerini övücü, suç tekniklerini öğretici nitelikte olamaz” hükmüne aykırı olduğunu..
Bu hükme aykırılığın, aynı kanunun 32. maddesi gereği, “brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası” ile cezalandırılacağı.. Yani televizyon kanalının, reklam gelirlerinin % 5’ine kadarının, ceza olarak devlete ödeneceğini..
Bu durumda hem devletin trilyonlarla ifade edilen maddi kaynağa sahip olacağı, hem de kanundışı yayın yapan tv’lerin kanunsuz yayın yapmaktan vazgeçeceklerini..
11 gündür süren gösterilerin en büyük destekçisi tv programlarına, şimdiye kadar hiçbir ceza verilmemesinin, RTÜK üyelerinin de suç işlediklerini gösterdiğini..
“Gösterilerin arkasında hiç kimse yok. Kendiliğinden oluşan bir hareket” şeklindeki yorumların, açık bir manipülasyon olduğu.. Taksim’e gittiğinizde, her grubun kendi flaması ile adeta güç gösterisinde bulunduklarını..
Çeşitliliğin, “kendiliğinden oluşma”nın değil, tam aksine “çok derin tek bir yapı”dan alınan emirle oluştuğunun göstergesi olduğunu..
Biliyor musunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir