Arman O Polisi ya Açıklar ya da Hep Birlikte Yüzüne Tükürürüz!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Arman o polisi ya açıklar ya da hep birlikte yüzüne tükürürüz!

 

Hani küçük bir çocuğu haksız yere azarlarsınız..
Sonra, azarlanan çocuk haklı olduğunu size ispat için, konuyu anlatır.
Ama haklı olsa bile, öyle çekingendir ki.. Azarlanmanın öyle ezikliğini yaşamaktadır ki..  Yüzde yüz haklı olsa bile, açıklamasını yapıp, şöyle rahat bir nefes alamaz.
Yüzünüze bakar..
“İnandırabildim mi sizi? Benim bir kabahatim yok değil mi?” anlamında..
Tatil günü olmasına rağmen, dün Adalet Bakanlığı’nın yaptığı açıklama da, bu psikoloji ile yapılmış algısını bende oluşturdu..
Neydi o açıklama?
Palalı esnaf hakkında yakalama kararının sisteme geç kaydedildiğine ilişkin iddiaların doğru olmadığına ilişkin bir bilgi notu..
“Sabri Çelebi hakkında, 7 Temmuz 2013’te saat 14.48’de soruşturma kaydı yapıldı ve saat 15.08’de Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tutuklama talebinde bulunuldu..
Talep üzerine aynı gün saat 15.55’de İstanbul 30. Sulh Ceza Mahkemesince 2013/45 sorgu numarası ile dosya açıldı..”
Böyle böyle.. Saat saat.. Dakika dakika gidiyor açıklama..
Ve son olarak da, yakalama kararı verilmesinin hemen 25 dakika sonrasında, tüm Türkiye genelindeki polis noktalarından sorgulanabilir hale geldiği belirtiliyor..
İddia sahipleri aldılar mı cevaplarını?..
Aldılar..
Peki, sonrasında ne olacak?
Bir özür?
Bir “Yanlış haber yapmışız” açıklaması!
Hiç beklemeyin..
Bakanlığı suçlayacaklar.. Mahkemeleri suçlayacaklar..
İstedikleri kararlar verilmesi için hakimleri baskı altına alacaklar.
İstedikleri yakalama kararı ile de yetinmeyip, yine saldıracak, yine iftira edecekler.
Kendilerine dokunulmaması için herkese iftira ederek sindirmeye kalkacaklar..
Yaptıkları yalan haberi, en ince ayrıntısına kadar dökümünü çıkarıp, “Al işte.. Hiçbir gecikme yok. Yakalama kararı hemen sisteme girilmiş” açıklaması yapılınca..
Olay kapanacak.
Başka iftiralarla, “Nerde kalmıştık”ı oynayacağız!
İftiracılardan kimse hesap sormayacak..
Oysa, uygulamanın içinde olan birisi olarak söyleyeyim..
Daha birkaç yıl öncesine kadar, o yakalama kararının sisteme girilmesi, bir hafta sürüyordu..
“Faşist” dedikleri AK Parti iktidarında, 25 dakikada yakalama kararı tüm Türkiye’de sorgulanabilir hale geldi.. Ve palalı esnaf olayında da 25 dakikada sorgulanabilir hale gelmiş.
Beyefendiler bunu da beğenmiyorlar..
Bile bile yalan söylüyorlar..
“Yakalama kararının sisteme kaydedilmesindeki gecikme sırasında, palalı esnaf yurtdışına kaçtı” diyorlar.
Adalet Bakanlığı, bu yalan haberleri yapanları, ilgili savcılıkların soruşturması için, bir suç duyurusu niye yapmıyor?
Var mı öyle, yalan haber yapmak.
Var mı, iftira etmek..
Var mı işkembeden haber üretmek..
Adalet Bakanlığı’nın yalan haberler için suç duyurusunu yapmayacağını, sadece eziklik içeren açıklama ile yetineceğini adı gibi bilenler, yalanlarına dün de devam ettiler..
Ayşe Arman isimli Hürriyet muhabiri, sözümona dört çevik kuvvet polisini karşısına almış.. Onların düşüncelerini aktarıyor..
Kurgu olduğundan, adım kadar emin olduğum bir hayali röportajı yayınlayıp, Başbakan’ı tahkire çalışıyorlar.
Başbakan “Polis destan yazdı” dedi ya..
Çevik kuvvet polisi de, sözümona Başbakan’a cevap vermiş: “Bu utanç verici. Suçu kapatma psikolojisi olarak değerlendiriyorum.”
Aynı polis, yerdeki göstericileri tekmelediğini de, çekinmeden söylüyor.
Böyle bir röportajdan sonra ne yapılır?
Ayşe Arman’ın kapısına dayanılıp, “Ver bakalım şu Başbakan’a hakaret eden küstah polisin kimliğini.. (Cezası 1.5 yıl) Ver bakalım, göstericileri provokasyon amaçlı tekmeleyen dayakçı polisin kimliğini.. (Asgarisinden cezası 3 yıl)”
Haydi bakalım, görelim Adalet Bakanlığı’nı.. Görelim İstanbul Başsavcılığı’nı.. Görelim Bakırköy Başsavcılığı’nı..
Ama biliyorum, “Haber kaynağı gizli” diyecek.. Oysa burda “haber kaynağı” yok, direkt bir suç failinin gizlenmesi var..
Arman o polisi gizleyecek ama.. Ben bir tüyo vereyim.. Yazılanların hepsinin yalan olduğundan eminim ama..
Sırf onların pis yüzlerini göstermek, halkın enayi olmadığını ispatlamak için söylüyorum..
O polisin yaşı 28, 4 sene de fizik okuduğuna göre.. Hatta Lobna Allami’nin başına kapsül isabet ettiği sırada da orda olduğuna göre.
Allami’nin yaralandığı olay sırasında mıntıkada bulunan polisler taranır..
“İçlerinde 28 yaşında olan ve 4 sene fizik okuyan kimse yok” denir..
Biz de hep birlikte tükürürüz Ayşe Arman’ın yüzüne..
Yok bu yapılmaz ise..
Daha çok yalanlar üretir bunlar..
Daha çok provokasyonlar yaparlar..
Bir kurtulursunuz. İki kurtulursunuz. Üçüncüde Allah korusun.. Bunlar ortalığı bir karıştırırlar.. İsteseniz de, o yalanları ortaya koyamazsınız artık.
Ben hatırlatayım.. Gerisini Adalet Bakanlığı.. İçişleri Bakanlığı.. İstanbul Valiliği düşünsün..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir