Asistan Kocasakal İle Hocası Bayraktar Birlikte Sanık Olacak!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Asistan Kocasakal ile hocası Bayraktar birlikte sanık olacak!

 

İstanbul Barosu sessizliğe gömüldü.

Oysa ne güzel konuşuyordu, Köksal Bayraktar’ın asistanı..
Kim o asistan?
Şimdilerde “düşük baro başkanı” sıfatlı Ümit Kocasakal..
Köksal Bey mahkemelere giderken, çantasını taşıyordu, bugünün başkanı Kocasakal.
Çanta taşıyan, çantanın sahibinin önüne bir not göndermiş: “Akit muhabiri kürsüde!”
O da hemen gereğini yapmış..

Zamane işleri bunlar.
Kocasakal, “İkinci babam gibidir” der de..
İkinci babası gibi olan divan başkanı, “oğlu gibi” adamı/asistanını/çantasını taşıyanı kırar mı?

Tabii ki kırmaz.
Görüyorsunuz işte..
Ne günlere kaldık..

Prof.’lar, doçentlerden talimat alıyor artık..
Talimatı alıp, indirtiveriyor, muhabiri kürsüden aşağıya.
Ne yapsın, emir büyük yerden!..

“Çantasını taşıyan”dan..
Divan başkanının biyografisine bakarsanız..
Pek bir “başarı”larla dolu görürsünüz..

Hani Ergenekon bağlantılı operasyonların yargı ayağında, bazı dinlemelerde ismi geçmişti ama..

Abdullah Gül’ün, Cumhurbaşkanı makamına çıkmasına rağmen, yargılanabileceğine dair karar çıkartan Sincan Hakimi Osman Kaçmaz’a akademik destek vermesi için, Yargıtay’dan Hamdi Yaver Aktan’ın kendisi ile görüştüğü ortaya çıkmıştı ama..
Üstünü örtüvermişlerdi, o olayın.
Kaçmaz’ın üzerinde kaldı, tüm işler..

Ne Hamdi Yaver..
Ne de Köksal Bey’e kimse dokunmadı, o zamanlar..
Şimdi tekrar piyasaya çıkıyorlar..
Olağanüstü Kurul’da..

Salon tempo tutmuş: “Vurun vurun” diye..
Bilim adamı, ceza hukukçusundan tek kelime var mı?
Yok.

“Durun sayın avukatlar. Ne yapıyorsunuz? ‘Vurun’ ne demek? Böyle şey olur mu?” diyor mu?
Demiyor.

TBMM’de 1999’da bir milletvekiline karşı yapılan, şimdilerde herkesin kınadığı “Dışarı, dışarı” temposu, avukatlar kongresinde tüm salona yayılmış.
Divan başkanı sıfatı ile, Köksal Bey’den bir itiraz var mı?
Yok.

“Sayın üyeler. Sayın misafirler.. Bir gazeteciyi dışarı çıkartmakla, ne kazanacağız? Zaten biz bu gazeteciyi zorla dışarı çıkartırsak, böylesi bir fiil, hem hürriyeti tahdit, hem çalışma hürriyetini engelleme, hem darp, hem hakaret suçlarını bir arada işlememiz anlamına gelir. Ben de bu suçların işaret fişeğini çakan kişi durumuna düşerim. En azından, seyirci kaldığım için, suça iştirak etmiş olurum. Önleme imkanım varken, divan başkanı olarak o yetkiye sahip iken, engellemeyerek, suça karışmış olurum.. Bizler hukukçular olarak, böylesi bir yanlışı nasıl yaparız. Lütfen sakin olun” açıklaması var mı?
Yok.

Durduk yerde “Gazeteciler aşağı” diyerek olay çıkartıyor..

Ardından, basın mensuplarına ayrılan bölüme oturan muhabirimize salondan toplu olarak “Vurun, vurun” bağırışmalarına sessiz kalıyor..
Sonunda da, muhabirimiz zorla dışarı atılıyor..

Şimdi Köksal Bey’e, ceza hukukunda yeni bir doçentlik tezi hazırlatacağız..
Divan başkan sıfatı ile işlediği/göz yumduğu suçların hesabını vermesi için, ihlal edilen Türk Ceza Kanunu’nun maddelerinin tek tek dökümünü savcıya vereceğiz.
Kendisinin, diğer sorumlular ile birlikte cezalandırmasını talep edeceğiz.

Bakalım, savunma sadedinde yazacağı dilekçeler, “doçentlik tezi” oluşturacak derinlikte mi olacak?

Bakalım, asistanı gibi kolaycacık hazırlayabilecek mi, bu “doçentlik tezi”ni..
Doğan medyasının basın davalarında gösterdiği başarıyı, kendisini savunurken de gösterebilecek mi, bakalım..

Hoş, Doğan medyası mensuplarının basın davalarında gösterdiği başarıyı, aynı grubun  yöneticilerinin adi suçlar kapsamındaki yargılamalarında pek gösteremedi ama.
Birer ikişer, yerel mahkemelerde aldığı kararlar, Yargıtay’dan geri dönüp, cezalandırılma yönünde istekler çoğalıyor ama..

Bakalım, adi suçlardaki başarısızlık, kendi şahsi davasına da sirayet edecek mi?
İzleyip göreceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir