Babaları Tankla Yıkamadı Çocukları Tivitle mi Yıkacak?

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Babaları tankla yıkamadı çocukları tivitle mi yıkacak?

 

Taksim için direnişçi bir kız vardı..

Kollarını açmış, sıkılan suya karşı duruyordu.. Her şeyiyle “profesyonel” birisi olduğunu belli ediyordu..

Dün haberini okuyunca, şaşırmadım,  meğerse ABD’li imiş..

Taksim’de bikini ile dans eden bayanın Alman bağlantısı, ilk günden açıklandı..

Polis aracı altında kaldığı ileri sürülen ve sırtında panzer izi ile resmedilen (!) gösterici diye tanıtılan kişi, aslında bir yıl önce bir pervane kazasında yaralanan kişi çıktı…

Sırtında delikler olan adamın, bir yıl önceki mahalle kavgasında yaralanan vatandaşın  görüntüleri olduğu, kısa süre sonra anlaşıldı….

Oturan gençlere biber gazı sıkan polis resmi ise, ABD’deki bir eylemden çekilmiş fotoğraftı..

Müftünün karısı diye kendini tanıtan bar işleticisini, artık hepiniz biliyorsunuz..

Bunlar ve daha niceleri..

Hepsi yalan üzerine kurulu, önceden yazılmış senaryosu olan, “oyuncuların gösterileri”!

Tek amaç var..
Halkı provoke etmek..

Laf olsun diye söylemiyorum, “oyuncuların gösterileri” diye..
Şu dizinin senaristi..
Bu dizinin oyuncusu..
Bu tiyatronun figüranı..
Bu filmin bilmemnesi..
Hemen hepsinin sıfatı, bu..

Kendiliklerinden değil, bir “oyun” gereği Taksim’deler.. “Oyun” gereği sokaktalar..
Sahneye kendiliklerinden çıkmadıkları gibi, Taksim’e de kendiliklerinden çıkmadılar…
Birileri çıkarttı, onları..

Peki, bu oyuncuları Taksim’e çıkartan, o senaristler nerde?

Onlar, kendilerini üç hafta boyunca çok güzel gizlediler.

Bu “oyun”un senaristlerinin onlar olduklarını, adımız gibi biliyorduk ama..

Ortalıkta hiç göremiyorduk, onları..

Son üç gündür, birer ikişer, kendilerini eleveriyorlar artık..

Deşifre olma, “Eylemci gençler, darbe istiyorlar mı?” tartışması ile başladı..

“Cumhuriyet mitingleri” ile “Taksim Gezi Parkı eylemleri” arasında benzerliklerin tartışılması ile devam etti.

Ardından Tuncay Özkan, cezaevinden bir mektup yazdı..

İşte o mektupdan, dikkat çeken bölümler:

“Cumhuriyet Mitingleri ile Taksim Gezi Parkı eylemleri diyalektik bir gerçeklik olarak birbirlerinin devamı ve bütünleşmektedirler. Kitleler aynıdır. Talepler aynıdır.”

Demek ki ne imiş: “Kitleler aynı” imiş!

Devam ediyor mektup: “(Tayyip baksana kaç kişiyiz saysana’ sloganı Taksim’de de yankılanıyor. Mucitleri 9-10 yaşlarındaki üç küçük kız çocuğudur. (..) O mitingler tıpkı bugün olduğu gibi, özgürlük isteği ve faşizme karşıtlık için dayanışmadır.(..) Cumhuriyet Mitingleri’ni yaptık. ‘Gezi’ eylemleriyle hepsini kucaklayacağız..”

Eşi başörtülü birisini Cumhurbaşkanı seçtirmemek için düzenlenen Cumhuriyet Mitinglerinin mimarı ve şimdinin Silivri tutuklusu Tuncay Özkan daha ne desin?

“Cumhuriyet Mitingleri” ile, “Taksim Gezi Parkı Eylemleri”nin aynîliğini, daha nasıl anlatsın?

Özkan’dan hemen sonra, bir başka Silivri tutuklusu daha çıkardı kafayı..

O da, eylemlerin içinde, darbeci çocuklarının olduğunu, bakın ne kadar güzel ifşa etti..

Kendisi;
Ergenekon davasının kilit isimlerinden..
İsmi, Ahmet Zeki Üçok..
Sıfatı: Hakim albay..
Zeki Üçok’un, “derin devlet”teki kilit rolünü anlamak için, sadece görev yerini hatırlatalım yeter: “Darbe başarısız olduğunda, darbecileri beraat ettirecek mahkemenin hakimi”!
İşte bu hakim albayın itirafları: “Kızım Nazlı Gül ziyaretime geldiğinde kolundaki morluk dikkatimi çekti. Annesi Gezi Parkı’na destek için katıldığı eylemde polisten yediği jopun izi olduğunu söyledi.”

Hah işte..
Kimsenin araştırmasına gerek kalmadan itiraf etmeye başladılar işte..

“Darbeci paşaların çocukları nerdeler” diye meraklanıp duruyordum…
Park eylemlerinin başını çektiklerinden hiç kuşkum yoktu..

Ama biz bulup çıkarana kadar, onlar kendileri ortaya çıkmaya başladılar işte..
Düne kadar bir albay kızını, bir paşa kızını, siz sokakta nerde görecektiniz?
Kendilerini orduevine hapsetmiş..
Sosyal hayatla ilgileri olmayan topluluk..
Şimdi babalar deşifre olup cezaevine tıkılınca..
Çocukları da sosyal hayata karışmaya başladılar..
Tabii, babalarının izinden..
Amaçları, babalarınınki ile aynı:
Ülkede darbe zemini hazırlamak..
Ama ben kendilerine hatırlatayım..
“Babalarınız topla tüfekle başaramadı.. Siz tivitle mivitle hiçbir şey yapamazsınız..”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir