Balyozcular, Kendi Kazdıkları Kuyuya Düştü!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Balyozcular, kendi kazdıkları kuyuya düştü!

 

Balyoz davası devam ederken, aynı muhabbeti yaptılar..
Karar verildi, aynı muhabbete devam ettiler.
Yargıtay karar verdi, yine aynı muhabbet..
İtiraz şu: “Dijital belge ile mahkumiyet olmaz.”
Muhteremler “olmaz” kanaatindeler ama..
“Manipülasyona açık olduğu için, dijital belgelerle mahkumiyet kararı verilemez” diyorlar ama..
Profesörü de.. Emekli hakimi de.. Emekli savcısı da.. Generali de..
Hep aynı itirazı yapıyorlar ama..
Ne uygulamaya bakıyorlar..
Ne bir bilene soruyorlar..
Haydi Yargıtay kararını açıklamadan önce, bizim hatırlatmalarımıza kulak vermiyordunuz.
Bari Yargıtay’ın gerekçeli onama kararı açıklandıktan sonra, bir zahmet kararı okusanız ya..
Orada verilen örnekleri inceleseniz ya..
Yargıtay’ın verdiği örnek olay hakkında önce kısa bir ön bilgi aktarayım.
Bugün dahi, tüm ayrıntıları netleşmeyen bir Hizbullah örgütümüz vardı ya..
Onun lideri olarak tanıtılan Hüseyin Velioğlu ile ilgili, 2000 yılında Beykoz’da bir baskın gerçekleştirilmişti ya…
O baskında, bilgisayar ve CD’lerin polisin eline geçmemesi için kurşunlanarak imha edilmek istendiği iddiası var ya..
Bu imha gayretine rağmen, CD’lerdeki bilgilerin daha sonra özel programlarla kurtarıldığı yönünde resmi açıklamalar var ya..
İşte bu örnek olayda yaşanmış, “dijital verilerin delil olup olmayacağı” tartışması..
Daha önce de defalarca hatırlattığımız, Hizbullah davasında verilen kararlara atıf yapıyor, Yargıtay 9. Ceza Dairesi..
Ve Balyoz davasındaki mahkumiyetleri onarken, gerekçeli kararın 22. sayfasında şu açıklamayı yapıyor, 9. Ceza Dairesi:
“Dijital delillerin değiştirilebilme kolaylığı ve sanal oluşundan hareketle hükme esas alınamayacak olduğunun ileri sürülmesi, delil olgusuna aykırıdır. Kaldı ki, dijital deliller Türk ceza muhakemesi sisteminde ilk kez bu dava ile gündeme gelmiş olmayıp, geçmişte de pek çok davada tartışılmış ve hükme esas alınmıştır. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.6.2003 tarih ve 2003/167-193 sayılı kararında, ‘Hüseyin Velioğlu’nun kaldığı eve 17.01.2000 tarihinde güvenlik güçleri tarafından baskın yapıldığı, … evinde yapılan aramada bilgisayar, CD ve disketlerin kurşunlanmış ve tahrip edilmiş halde bulunduğu, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar sonucunda bunlarla kayıtlı bir kısım bilgilerin kurtarıldığı, kayıtlarda elde edilen ve dökümleri yapılan belgeler arasında bulunan … isimli kişinin özgeçmiş raporunda sanık … adının geçmesi ve ayrıca sanık … ait özgeçmiş raporunun da ele geçirilmesi üzerine, sanığın çalıştırdığı markette gözaltına alındığı …”
Evet, sadece Yargıtay Ceza Dairesi değil..
Ceza Genel Kurulu da, aynı şekilde karar vermiş..
“CD’de özgeçmişin çıkmış.. mahkumiyet doğrudur” deyip, kapatmış dosyayı..
Hiç dinlememiş, “Benim özgeçmişimi kim vermiş? Benim bilgim olmadan, özgeçmişim birisine verildi diye.. O özgeçmiş, bir CD’de yer aldı diye.. Ben niye suçlu oluyorum?”
Şahit dinletmek istemiş, yargılananlar..
“Benim yasadışı hiçbir eylemim olmamıştır. Yıllardır … ilinde yaşıyorum. Özgeçmişin verildiği iddia edilen ilden ayrılalı, 15 sene olmuş” demişler..
Tanıklar dinlenmemiş.
Cezalar kesilmiş…
Memuriyetten ihraçlar yapılmış.
İşlerden atılmalar gerçekleşmiş..
Tek delil gösterilmiş: “Doğum tarihi, anne-baba adı, ilkokulu nerde okuduğu, nasıl bir kişilik yapısına sahip olduğuna dair bilgilerin bulunduğu CD’nin, Beykoz’daki evde bulunmuş olması!”
Evet, tek delil bu..
Ve binlerce kişi, bu sebeple mahkum oldu..
Yargıtay bu cezaları onadı..
Kaderin tecellisine bakın ki, Balyoz davasında mahkum olan generaller, o davalarda adil bir karar verilmemesi için, yargıya sürekli baskı yapıyorlardı..
Objektif bir hakim çıkıp da, “Burada somut delil yok.. Nasıl mahkum edeceğiz” dediğinde.. Anında sürülüyor, mağduriyet yaşatılıyordu..
Şimdi Balyozcular, kendi kazdıkları kuyuya düştüler..
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, daha önce de, defalarca verdiği kararı tekrar etti.
Tekrar etmek zorunda kaldı..
Nasıl ki, Hizbullah sanığı olarak önlerine gelen dosyalarda, sadece CD’de ismi geçiyor diye, binlerce kişiye mahkumiyet verildi ise..
CD’ler delil kabul edildi ise..
Şimdi de Balyoz sanıkları için, dosyadaki CD’ler delil kabul edildi..
Bilmem ders alacak olanlar var mıdır?
Bilmem, dünyanın etme bulma dünyası olduğuna, bu vesile ile inanmış olurlar mı?
Hoş, inanmasalar da, yapılacak bir şey yok!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir