Başbuğ’a Bir Müebbet Yetmez!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Başbuğ’a bir müebbet yetmez!

 

Ne afra tafralar yaptılar.. Ne rollere yattılar.. Başbakan’a bile, “İlker paşamızla alakalı olarak ben yapılan benzetmeleri ve yakıştırmaları asla doğru bulmuyorum” yorumlarını yaptırdılar..
Başbakan yardımcılarımız, “Tutuklu yargılanmasına gerek yok ki” dediler..
Dindar bildiğimiz büyüklerimiz, “canım bu kadarına da ne gerek var” dediler..
Evet, İlker Başbuğ hakkında açılan ceza davasından bahsediyoruz..
Açılan ve sonuçlanan ceza davasından..
Dava açıldığında, şöyle diyordu şüpheli İlker Başbuğ: “Türkiye Cumhuriyeti’nin 26. Genelkurmay Başkanı terör örgütü kurmak ve yönetmekle suçlanmıştır. Takdir yüce Türk milletinindir!”
Haayt.. Kaba kâğıt!
Komutanın, “savunma yapmaya bile gerek yok tavrı” duruşmalar safhasında da devam ediyordu: “Bu iddianın bu şekilde dile getirilmesi bile benim için en ağır cezadır, bundan sonra ne ceza verilirse bu beni daha fazla üzmez..”
Yaaa.
Çok üzülmüş, komutanımız..
Çok içerlemiş..
Devam ediyor, aynı taktikle savunma..
Şu ifadeler de, Genelkurmay Başkanımızın müebbet hapis cezası kararı açıklandıktan sonra söyledikleri: “Yargılananlar için son sözü millet söyleyecektir. Ve millet yanılmaz ve aldanmaz. Her zaman doğruların, hak ve haklının yanında, yani adaletin yanında olanların, vicdanları rahat olur. Ben öyleyim. Ve inanıyorum ki, hak hiçbir zaman yerde kalmaz.”
Gördünüz mü ajitasyonu?
Hakimler, karşılarındaki şüpheliyi mahkûm ettiklerini sanırken, medyayı arkalarına alan darbeciler, bir anda atağa geçip..
Hakimleri.. Savcıları.. Aleyhte haber yapan, eleştiri getiren gazetecileri.. Hepsini birden, millet nezdinde mahkûm ediyorlar, böyle..
O, cezaevinde olmaktan üzülmüyor..
Artık siz, vicdanınızla baş başa kaldığınızda, “Acaba haksızlık mı ettik” diye, düşünün kara kara..
Derkeeen..
Haber Müdürümüz Kenan Kıran’ın, İlker Başbuğ’un MGK Genel Sekreter Başyardımcısı unvanı ile imzaladığı bir belge herşeyi ayan beyan ortaya koydu..
Biz Milli Güvenlik Kurulu’nun faaliyet alanının, Anayasa’nın 118’inci maddesi gereğince, “Devletin milli güvenlik siyasetinin tayini” olduğunu sanırken….
Bu kurulun, “Devletin varlığı, bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği, toplumun huzur ve güvenliğinin korunması hususunda zorunlu gördüğü tedbirleri tespit etmek”le görevli olduğunu zannederken…
İlker beyin imzaladığı belgeyi görünce..
Komutanın yargılanmasının da.. Cezalandırılmasının da..
Hâlâ cezaevinde olmasının da..
Hakkettiğinin çok azı olduğunu anladık.
Haberi, gazetemizde okuyacaksınız..
Ben çok kısa geçeceğim..
Başbuğ imzalı belgede, bakın ne deniyor: “Alınan bir duyumdan Edirne Müftüsü Adil Erbay ve ailesi hakkında aşağıdaki hususlar iddia edilmektedir.”
Anayasal bir kurumdan bahsediyoruz.
Anayasal kurumun, genel sekreter başyardımcısından bahsediyoruz.
Bir korgeneralden bahsediyoruz..
Diyor ki korgeneral, “Alınan bir duyum”..
Gerisini okumaya.. Aktarmaya.. Tartışmaya gerek  var mı?
Bence yok..
Sen mahallenin dedikoducusu musun, paşa?
Sen “Kardeşler Kıraathanesi”nin müdavimi emekli B.. amca mısın, İlker paşa?
Ne demek; “duyum”? Ne işi var, MGK antetli bir kağıtta, “duyum” kelimesinin?
Sen asgari ücretli vatandaşın 10 misli maaşı, “duyum”ları MGK antetli kağıta geçirmek için mi aldın?
“Gerisini okumaya gerek yok” dedim ama..
Kenan Kıran’ın haberinden de okuyacaksınız ama..
Yine de aktarayım.. Başbuğ’un imzaladığı belgedeki yer alan “duyum”a göre, müftünün eşi “tarikat mensubu” imiş!
Heeey, korgeneral.. Sana ne müftünün eşinin tarikat mensubu olmasından?
Nasıl tesbit ettiğini hiç sormuyorum..
Ceza yediğinde, ajitasyon yapmak için başvurduğun, “vicdan”, “millet nezdinde”, “hak” vesair süslü kelimeleri hiç kullanmıyorum..
Soruyorum: “Nasıl tesbit ettin, müftü eşinin tarikat mensubu olduğunu?”
“Millet karar verecek” diyerek, kendisine verilen cezayı eleştiren Genelkurmay Başkanımız devam ediyor: “Kızı Nihal Erbay da Karaman İmam Hatip Lisesi mezunu olup türban meselesi nedeniyle Trakya Üniversitesi’ni 3. sınıfta terk etmiştir.”
Eeee? Derdi sana mı düştü?
Kızın Feride, mahkûmiyet kararı açıklandığı gün, “Komediden de öte bir karar” demişti..
Bir de senin imzaladığın bu belgeyi bir okusun Feride hanım..
“Komediden öte” mi, “öne” mi söylesin..
Ve o yazı sebebi ile, bir bilim insanı, işinden oluyor..
Sonra bu komutan, karşımıza geçip, “Kötü amacım olsa 700 bin kişilik gücü elinde tutan bir komutan olarak başka yolları denerdim” diyor..
Daha neyi deneyecektin?
Edirne’deki müftüyü, eşini, iki çocuğunu bile fişlemişsin de.. Daha ne yapacaktın da, geri durdun, darbeci komutan!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir