Bunlar Hukukçu mu, Kabzımal mı?

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Bunlar hukukçu mu, kabzımal mı?

 

Şakacıktan sormuyorum..
Hiçbir ard niyetim yok..
Samimi olarak öğrenmek istiyorum.
Böyle bir kaos ortamına nasıl zemin hazırlayabilirler?
Nedir olay?
Ergenekon davasınnın dünkü duruşmasındaki gelişmeler.
Dün, savcılığın esas hakkında mütalaa vermesi bekleniyordu.
Duruşma başladı.

Mahkeme, daha önce atlanan bir eksikliği tespit etmiş olmalı ki, Ergenekon davası ile birleştirilen Danıştay suikastının silahını temin edenlerle ilgili birleşmiş iddianameyi okutmaya başladı.
Hukuk fakültesinden yeni mezun olmuş avukat bile, “İddianameyi okutuyorum” sözü ile birlikte, hemen gelişmeleri tahmin edecektir.
“Birleşen davanın iddianamesi yeni okunuyorsa.. Bu iddianame okunması sonrasında, en azından o iddianamenin sanıkları için bir savunma süresi tanınma hakkı doğacaktır.”
O iddianamenin sanıkları için süre verilince.. Hali ile ana dava için de ne nihai karar verilecektir.. Ne de savcı, esas hakkında mütalaa verebilecektir.
Bunu anlamak için.. Bunu keşfetmek için ne yılların verdiği avukatlık tecrübesine ihtiyaç var.
Ne de hukuk profesörü olmaya ihtiyaç var.

İddianamenin okunduğu duruşmada, hemen nihai karar verilmesinin tek bir örneğini, hiç kimse gösteremez.
Tek ihtimal, sanıklar için beraat kararı verilmesidir.
Ergenekon davasında, darbeci sanıkların hiçbirisi beraat kararı beklemediğine göre.. Dün sabah mahkeme başkanının “İddianameyi okutuyorum” sözü, esas hakkında mütalaa aşamasına geçilmeyeceğinin de habercisi idi..
Ama darbecilerin avukatları da..
Müvekkilleri gibi..
Ne kendi mesleklerini hakkıyla biliyorlar..
Ne de bilenlerden yardım alıyorlar..
Tek bildikleri var..
Şov yapmak..
“Efendim, iddianame okunmadan, taleplerimiz var!”
İddianame okunmadan, ne talebin olacak be adam..
Bırak, iddianame okunsun..
Ondan sonra taleplerini sıralarsın!
Ama, iddianame okunmasının ne anlama geldiğini bilmiyor ki..
Sırasını da beklesin..
Sıralarını beklemiyorlar..
Duruşma salonunu birbirine katıyorlar..
O zaman maksat ne?
Duruşmanın kontrolünü, mahkeme başkanından çekip almak..
Duruşmayı kendileri yönetmek istiyorlar.
Alacaklar sazı ellerine.
Günlerce.. Haftalarca.. Hatta aylarca hikaye okuyacaklar.
“Ne anlatıyorsun?” diye sorarsanız, “Savunma yapıyorum” diyecekler.
Sonunda da, “Tutukluluk süresi, CMK’daki azami süreyi geçmiştir. Bu arada nihai karar verilememiştir. Müvekkillerimiz zorunlu olarak tahliye edilmelidir” diyecekler..
Kurulan tezgah, işte bu!
Bu adamlara sorsanız, “Ulan utanmazlar.. Tuncay Özkan denilen, gazeteci kılıklı adam, hangi hakla, hangi sıfatla, ‘Çankaya’nın yollarına otururuz, yine bu Meclis’e cumhurbaşkanını seçtirmeyiz’ demişti?”
Verecekleri cevap yoktur..
Sorsanız bunlara: “Ulan ahlaksızlar.. Mustafa Balbay isimli, cebinde basın kartı taşıyan zat, hangi gazetecilik gereği, ‘Genç subaylar rahatsız’ başlıklı manşete imzasını attı?”
Makul tek cevapları yoktur..
“Haber” diyecekler..
Diyecekler de, inanan da çıkmayacaktır, bu palavraya..
Aklı başında herkesin tepkisi, “Ne haberi, resmen darbecilik bu, utanmaz ahlaksızlar! Darbenin zeminini hazırlama bu, gazeteci kılıklı ikiyüzlüler!” olacaktır..

SUSUN EY CAHİLLER, ÖZAL’DA ZEHİR OLSA DA, O ÖLDÜRÜLMEDİ

Niye?
Çünkü Taha Akyol abimiz öyle diyor.
Taha abimizin çok somut bir delili de var.
Taha abimizin annesi de ölmüş.
Ama Taha abimiz diyor ki, “Benim annem de öldü. Anneme otopsi yapılmadı. Kimse otopsi yapılmadı diye, annemin öldürüldüğünü söyleyemez! Dolayısı ile, Turgut Özal’ın öldüğünde otopsi yapılmamış olması, onun öldürüldüğünü göstermez. O zaman Özal öldürülmemiştir!”
Ne güzel bir mantık değil mi?
Annesi ile, Cumhurbaşkanı’nı kıyaslıyor.
Hasta yatağında ölen annesi ile, koşu bandından aniden düşüp ölen Özal’ı kıyaslıyor.
Hayatında bırakın suikasti, tek bir kavgaya bile karışmadığını tahmin ettiğim annesi ile, daha önce de silahlı suikaste uğrayan Özal’ı kıyaslıyor!
Ne kafa ama?
Nato kafa.. Nato mermer cinsinden!
“Siz İlker Başbuğ ile Danıştay katili arasında bir ideolojik paralellik görebilir misiniz?” diye devam ediyor Taha Bey..
Danıştay suikastının provokasyon olduğunu, savcılık tanımının bu yönde olduğunu bile bile.. Ne diyelim, Allah akıl fikir versin!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir