‘Derin Gazetecilik’e Son Örnek!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

‘Derin gazetecilik’e son örnek!

 

Gazeteciler cesur olur değil mi?
 En azından olması gereken budur..
Ama günümüz Türkiyesi’nde yaşananlar, gazeteciliğin yerine göre cesaret maskeli fitneciliğin, yerine göre korkaklığın zirve yaptığı bir meslek olduğunu gösteriyor.
Çoğu defa gazetecilik; ortalığı karıştırıp, sonra kenara çekilerek, “yangını seyretme” olarak algılanıyor..
Tabii bunun da arkasında, izah edilemez “derin ilişkiler”in varlığı yatıyor.
Son olaydaki gibi..
Demirören’in gazetesinde, Namık Durukan isimli derin gazetecinin yaptığı gibi..
Beyefendinin tek vukuatı da değil bu.
Daha önce de, PKK adına Duran Kalkan’ın tehditlerini haber adı altında kamuoyuna sunup, “PKK propagandası yapmaktan” yargılanmıştı.
Şimdi de aynı muhabir, sözümona İmralı görüşme tutanaklarını ele geçirmiş.
O mu tutanakları ele geçirmiş, yoksa tutanaklar mı onu ele geçirmiş belli değil.
Tutanak adı altında bir şeyler yayınlamış ama..
İmralı görüşmeleri ile ilgili sözde tutanakların arka planını sormak üzere, meslektaşları aradığında, toz oluvermiş, cesur gazetecimiz!
“Yok, görüşmek istemiyor”muş, acar gazeteci.
Nasıl olsa, yapacağını yaptı!.
Görevini ifa etti.
Şimdi ortalıktan toz olma vaktidir.
Yayınlananlar doğru mudur, değil midir tartışması bir yana.
Hangi bağlamda söylendiği belli olmayan ifadeler yayınlandı..
Ortalığa fitne yayıldı.
Sonrasında artık, gözlerden kaybolma vaktidir..
O da öyle yaptı..
Sadece haberleri ile tanınan bir gazeteci olsa.. “Derin fikirleri ile kamuoyunu aydınlatma”ya kalkışmasa..
“Gerçek veya sahte; bir bilgi ele geçirmiş, halka ulaştırıyor” diyeceğim..
Ama bakın derin fikirleri olan gazetecimiz, 2009’daki röportajda neler diyor: “Başbakan Türkiye’de bir Kürt sorunu olduğunu kabul etti. Ama o günden bu yana da değişen bir şey olmadı. Kürt sorununun çözümünü hızlandıracak etkili adımlar atılmadı.  Tabii TRT Şeş’in yayına girmesi gibi birtakım çalışmalar yapıldı; ama bu da daha önceden projesi çizilerek, sorun ortaya konulduğu için yapılmadı. Bu biraz da seçime yönelik bir açılımdı..”
Bunu söyleyen bir kişi, artık muhabirlikten çıkar, politikacı olur, değil mi?
Bir örnek daha..
Beyefendi PKK’nın önemli isimlerinden Murat Karayılan’ın ayağına gitmiş. Röportaj yapmış ve yayınlatmış..
Ardından yaşananları şöyle itiraf ediyor, bizzat kendisi: “Bence Murat Karayılan’la yaptığımız röportaj etkili oldu. Çünkü bu farklı bir röportajdı. PKK’nin de daha önce bilinen açıklamalarının dışında farklı mesajların verildiği bir çerçevede farklı bir çalışma oldu. Buna rağmen ben bu röportajın sabote edildiğini düşünüyorum. İşte hemen bu çalışmanın ertesinde Çukurca’da mayın patlaması sonucu 6 askerin şehit olması olayı var. Yani bu çalışma amacına ulaşabilirdi; ama sabote edildiği için amacına ulaşamadı.”
Kendisi açık açık itiraf ediyor, derindekiler tarafından kullanılmış olduğunu..
Biz daha ne diyelim ki..
Belki şunu sorabilirsiniz: “Dünkü Milliyet’te yayınlanan İmralı görüşmeleri ile ilgili anlatımlar doğru mudur?”
Görüşmede olmadığımıza göre, kesin cevap vermek mümkün değil.
Ama bu kadar uzun senaryo yazmak da kolay değil..
Balyoz sanıklarına sürekli söyleyip durduk: “Size iftira edilmek isteniyorsa, bu kadar çok belge ile niye iftira edilsin? İki satırlık kısa bir belge ile de iftira mümkün. Belgeler uzadıkça, hata ihtimali artar. Bu da müfterilerin işine gelmez. Bu kadar çok belge olduğuna göre, iddiaların doğru olma ihtimali, daha kuvvetli..”
Şimdi de, paralel tezi savunmak mümkün.. Bu kadar uzun bir görüşme tutanağının baştan aşağı palavra olma ihtimali az.. Ama araya “konuları bağlamından koparan” eklemeler yapıldığı ihtimalini de gözönünde tutmak gerekir.
 AK Parti için bazı yerlerde “destekleyici”, bazı yerlerdeki “can düşmanı” sertliğindeki ifadeler, bu ihtimali güçlendiriyor.
Özellikle, aynı muhabirin, iki ay öncesindeki Paris’te üç PKK’lının öldürülmesi ile ilgili haberinin muhataplarınca yalanlanmasını da dikkate alırsak..
“Derin bir operasyon” ile karşı karşıya olduğumuz netleşir..
Gazetecilerin “konu mankeni” olarak kullanıldığı bir operasyon..
Ne diyelim, Allah şerlilere fırsat vermesin..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir