Ecevit Şanlı, Pınar Selek.. Kaçan Sanıklar ve Vedat Bey!..

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Ecevit Şanlı, Pınar Selek.. Kaçan sanıklar ve Vedat Bey!..

 

Bizim solcuların hesap sorması işte tam da böyle olur.
“Bu eylem, ezilen, sömürülen 6 milyar dünya halklarının hesabıdır” diye açıklama yapmış, ABD Büyükelçiliği önündeki canlı bombacının örgütü..
Onlar “6 milyar ezilen insanın hesabının sorulması” diye tanımlama yapıyorlar ama..
“Dünya halklarının katili Amerika’yı protesto” amaçlı olarak eylemin gerçekleştirildiğini söylüyorlar ama..
“ABD’nin sadece son 10 yılda; Irak, Afganistan, Libya, Suriye ve dünyanın dört bir yanında akmakta olan kanın doğrudan sorumlusu olduğu”nu belirtiyorlar ama..
“Amerika’dan hesap sormak, ezilen dünya halklarına karşı devrimci enternasyonalist görevimizdir” diyorlar ama..
Ölenlere bakıyoruz.
Bir Türk..
Mustafa Akarsu.
Hani protesto edilen ABD’nin; Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da, Suriye’de akıttığı kandan bahsediliyor, oralarda öldürdüğü, ezilen insanların hesabının sorulduğundan bahsediliyor ya..
İşte o ülkelerde kanı akıtılan Mustafa’lardan bir Mustafa işte; önceki gün Ankara’daki eylemde hayatını kaybeden Mustafa da!.
George’a bakıyoruz..
O sapasağlam.. Çatıda elinde silah bekliyor. Kendisini tam korumaya almış.
Eylemde diğer ölen kim?
O da canlı bombanın kendisi.
Adı Ecevit olsa da..
O kendisine “Alişan” ismini takmış.
Ölen oldu iki..
Ama içinde ABD’li yok..
Bu ne biçim “ABD protestosu”?
Tabii ki “Gidin ABD’lileri vurun” demiyorum.
Ama bir protestoda bulunuyorsanız.. Arkasından Mustafa ve Alişan ölüyorsa..
Bari bu işlemi, “ABD’ye karşı yaptık” diye tanıtmaya kalkışmayın..
“Biz maşa olmuşuz. Ne yaptığımızı biz de bilmiyoruz” deyin..
“Mustafa’ları öldürüyoruz. Mustafa’ların hesabını soruyoruz zannediyoruz” deyin..
“Alişan’ları öldürüyoruz, “Katil ABD’den hesap sorduğumuzu zannediyoruz” deyin..
Zaten bir ay önce İstanbul’da öldürdüğünüz de yine Türk polisi değil miydi?
Ondan önceki… Onun öncesi..
Hep Türkiyeli gariban insanları öldürüyorlar.. Sonra çıkıyorlar, “devrimci enternasyonalist görev”den bahsediyorlar..
Eee, medyada kahraman olarak takdim edilen Deniz Gezmiş de, yıllar önce aynı oyuna düşmemiş miydi?
Türkiye’nin başkentinde, ABD’yi protesto etmek de ne demek?
Git ABD’ye, orada yap protestonu..
Ya da, “ezilen halklar” diyorsun ya. Git oralara.. Oralarda yap, ABD’li işgalcilere karşı eylemlerini..
¥
Buradan Pınar Selek’e geçeceğim.
Pınar Selek ile, Ecevit Şanlı’nın ne ilgisi var, diyeceksiniz.
Anlatayım..
Ecevit Şanlı, 1997’de Emniyet ve orduevine lav silahlı eylemler sonrasında İstanbul 4 No’lu DGM’de yargılanmış.
Eeee.
akit’teki yazılar sebebi ile İstanbul DGM’nin kapısını aşındırdığımızdan biliyoruz.. Mahkemenin başkanı, o tarihlerde Vedat Bey..
Hani hep derler ya, darbecileri yargılamak için İstanbul Özel Yetkili Mahkeme hakimleri özel olarak dizayn edildi diye.
Hiç alakası yok
Alın işte, 1997’deki mahkemenin başkanı, bugün hâlâ aynı mahkemede başkan. Mahkemenin ismi değişmiş, başkan aynı kalmış.
İşte bu başkan, ABD Büyükelçiliği’ndeki canlı bombayı 1997’de yargılayan başkan..
Bir türlü mahkûm edememiş Ecevit Şanlı’yı..
Sonunda mahkûm etmiş ama..
O zamana kadar da, nasıl oldu ise, hastalıktan tahliye olmuş bile..
Karar ile birlikte, yakalama kararı çıkartmış ama..
Kaçan kaçmış.
Aynen, Pınar Selek gibi..
Pınar Selek için de, yıllardır ısrarla tahliye ve beraat istiyor Vedat Başkan..
Tahliyesini sağladı..
Pınar Hanım kaçtı..
Şimdi canlı bomba mı olur, canlı bombalara sosyologluk mu yapar bilemem..
Ama tesadüfe bakın ki, tahliye edilip sonra kaçan canlı bomba Ecevit de, İstanbul 4 No’lu DGM’nin sanığı..
Tahliye edildikten sonra Fransa’ya kaçan Pınar Selek de..
Hatırlatayım dedim..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir