Ergenekon Sanığı Selçuk’tan Balyozculara Bir Fıkra!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Ergenekon sanığı Selçuk’tan Balyozculara bir fıkra!

 

Balyoz davasının gerekçeli kararının yazılma işlemi bitmiş.

Yine dört koldan saldırıya başlayıp, yüzlerce sayfalık gerekçeli karardaki virgül ile noktayı öne sürerek, “Şurası yanlış, burası gerçekdışı.. Orası da zaten hepten palavra” türünden açıklamalar çoktan başladı..

“Darbe planı yoktu. Sadece seminer vardı.. Balyoz yoktu, en tehlikeli senaryo vardı..” diye de devam ediyorlar..

Günlerce de aynı minval propagandaya, devam edeceklerinden emin olabilirsiniz..
Sanki bu ülkede askerin hükümete posta koyması palavra imiş.. Polis uydurmuş bunları.. Asker yıllar öncesinden itibaren hep, hükümete saygılı imiş.. Ama emniyet uydurmuş, “Generaller darbe hazırlığı içindeydi” diye.. Böylesi bir hava estiriyorlar, kamuoyuna..

Aslında kendi yorumlarımız yerine, Ergenekon sanıklarının yorumlarını vererek olaya bakalım..

Daha objektif olsun..

Sadece tarihi biraz eski olsun.

O darbe yıllarındaki açıklamalarından, yazılarından bir demet sunalım..
Balyoz darbe planının deşifre olduğu “Genç subaylar rahatsız” manşetinin atıldığı günlerdeyiz…
Bugün Ergenekon davasından tutuklu olan Mustafa Balbay, Çetin Doğan ile görüşüp, askerin hükümete karşı rahatsızlığını Cumhuriyet’in birinci sayfasına aktarıyordu..
Muhataplarımız inkar etseler de, o günlerde askerin, meşru hükümete posta koyması, vak’a-yı adiyedendi..

Balbay genç subayları haberleştiriyor, Ergenekon davasında sanık iken, ölerek mahkumiyetten kurtulan İlhan Selçuk da, başyazıdan benzer tehditlerde bulunuyordu..
Bugün köşeyi, birazcık ona bırakalım..

Bugünlerde bol bol “Balyoz darbe planı yoktur” diye hikayeler dinleyeceğimiz için..
Buna paralel bir söylemi, İlhan Selçuk hangi fıkra ile o tarihlerdeki gündeme taşımış, birlikte okuyalım:

“Başyazılarda fıkra anlatılmaz; ancak kimi zaman ülke siyasetine yön veren yetkililer fıkralık olurlarsa, başka çare kalmaz. Osmanlı’nın son dönemlerinde Sirkeci’deki Meserret kıraathanesinde bahse tutuşan iki adamın öyküsü meşhurdur. Bunlardan biri ‘Nuruosmaniye camisinin kapısında zincir yoktur’, öteki de ‘vardır’ diyormuş. Kahve halkının da teşvikiyle gerçeği yerinde saptamaya karar vermişler. Gidip bakmışlar ki, zincir yerli yerinde duruyor. Ama ‘yoktur’ diyen inat ediyormuş; ‘vardır’ diyen zinciri alıp inatçının kafasına vurmaya başlamışsa da kar etmemiş; adam ‘yoktur, yoktur’ diye tepiniyormuş.”

Selçuk’un yazısına ara verip, burda bir soluklanalım..

Bu fıkranın atıf yapmak istediği konuyu hatırlatalım.

Lakiçiler ve ordu, o günlerde “İrtica vardır” diyordu. Hükümet de, “İrtica yoktur” diyordu..

İlhan Selçuk, bu “irtica vardır-yoktur” konusuna atıfla, bu “zincir” hikayesini anlatıyor.
Tabii bugünkü “Balyoz darbe planı vardır-yoktur” tartışmasına da dört dörtlük bir malzeme veriyor..

Selçuk’un o başyazısına devam edelim: “Fıkranın güncel tadını çıkarmak için her şeyden önce, Sayın Başbakan Erdoğan’ın AKP ile asker arasındaki ilişkileri açıklayan demecini anımsamak gerek. Başbakan ‘Ordumuzla hükümetimiz çalışmasını ahenk içinde sürdürmektedir. Bilinçli olarak ortamı germeye çalışıyorlar’ diyor ve ekliyor ‘Hala bazı kesimler ülkemizde nasıl bir gerilim meydana getirebiliriz, havayı nasıl gerebiliriz, acaba nasıl bir çatışma zemini oluştururuz gayreti içine giriyorlar’. Sayın Erdoğan ‘Nuruosmaniye camisinin kapısında zincir yoktur’ iddiasındadır; ama nafile.”
Evet böyle diyor Sayın Selçuk..

Ve bugünlerde hep inkar edilen şu tespiti büyük bir maharetle yapıyor Ergenekon sanığı İlhan Selçuk: “Ülkemizde ordu ile hükümet arasındaki gerilim yalnız Türkiye içinde tartışılan bir sorun olmaktan çıkmıştır: İngiltere’nin dünya çapında güvenilir stratejik kuruluşu HSS’nin birkaç gün önce yayınlanan raporunda geniş biçimde ele alınmıştır.”

Daha ne diyelim..

Meşru hükümete yapılanları, daha nasıl anlatalım?

En güzel şekilde, kendi kalemleri ile yazmışlar işte..

Kan kusup “Kızılcık şerbeti içtim” diyen Başbakan için “Nuruosmaniye camisinin kapısındaki zinciri kafasına yiyor, ama hala ‘İrtica yoktur’ diyor” diyenler, işte sizin adamlarınız, sayın Balyoz sanıkları..

Ve bir ders daha..

O fıkradaki “Zincir yoktur” diyen vatandaşın yerini, şimdi “Darbe yoktur” diyen Balyozcular aldı..

Zinciri kafalarına yiyorlar. Yine hala “Darbe yoktur” diyorlar.. Selçuk söylemiş söyleneceği.. Biz daha ne diyelim ki?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir