Ey İmamlar, Avukatlar, Polisler, Savcılar, Hakimler!

Ali Karahasanoğlu – yeni Akit

Ey imamlar, avukatlar, polisler, savcılar, hakimler!

 

Başlığa sığmadığı için buraya ekleyeyim: “Ey vatandaşlar..”

Camide secde edilen yere ayakkabı ile basan.. Oraya bira şişesi bırakıp pisleyip giden..
Küçücük bir temizlik çabasına girişmeyen.
Caminin kapısını kırarak işgal eden.. Caminin hırsızlara karşı tedbir amaçlı kameralarını kasten kırarak, çekim yapmasını engelleyen..
“Yaralıları tedavi edeceğim” gerekçesi ile, camiye ayakkabısı ile giren doktor bozuntuları..
“Yaralılara yardım edeceğim” diyerek ayakkabısı ile cami halılarını çiğneyen hemşire kılıklı ahlaksızlar..
Bunların hepsini bulup, yaptıklarının hesabını sormak için, herkesi göreve davet ediyorum.
Vatandaştan başlayalım..
“Canım bütün işimiz bitti, camiyi kirletenlerle mi uğraşacağız” demeden, şikayetlerini yapsınlar.. Yetkilileri sürekli sıkıştırsınlar.. Ellerinde bilgi belge olanlar, bunları emniyete ve savcılığa versinler.. İşgalciler içinde tanıdıkları olanlar, o isimleri deşifre etsinler..
İşgal edilen, kirletilen caminin görevlilerinden, bütün cami görevlilerine kadar herkes.. İbadet yerine yapılan bu saygısızlığı, sendikası ile, sivil toplum kuruluşları ile sorgulasınlar.. “Olmuş bitmiş.. Ne yapalım” boşvermeciliğini bıraksınlar..
Avukatlarımız, “Şimdi trilyonluk davaları takip ederken, parasız pulsuz bu işi nasıl takip edeceğiz.. Ülkeyi biz mi kurtaracağız. Birileri uğraşır mutlaka..” deyip, kenara çekilmesinler..
Polisler, “Zaten canımıza tak etti. Bir de camiyi mi düşüneceğiz” demesinler.. Caminin kapısını kim kırdı, doktor adı altında camiye ayakkabısı ile girecek kadar ahlaksız adamları kim oraya getirdi ise, bildiklerini savcılığa teslim etsinler.. Bir koca kamyonu dolduracak kadar su, bisküvi, serum ve ilaç malzemelerini, hangi araba oraya getirdi ise, kime ait ise o araç, ortaya çıkarıp, hesabının sorulmasını sağlasınlar..
Savcılarımız, “İşimiz başımızı aşmış. Gençler bir yanlışlık yapmış, es geçelim” demesinler.. İbadet yerine yapılan saygısızlığın hesabını sorsun, tek tek sanıkları tespit edip, haklarında davaları açsınlar..
Hakimler, “Gençlerin suç kastı yoktur. Onların esas amacı, gezi parkı ile ilgili protesto” türünden, camiye/cemaate hakareti küçümseyecek yorumlara girişmesinler..
Dini hassasiyeti olan sivil toplum kuruluşları, üç tane PKK’lı gazeteci veya belediye görevlisi gözaltına alındığında kıyametleri kopartırken, şimdi caminin işgal edilmesini trene bakar gibi seyretmesinler..
Herkes üzerine düşen vazifeyi yapsın.
Camiye ayakkabısı ile gireni de..
“Camideki yaralıyı muayene edeceğim” diye ayakkabısı ile camiye giren doktor bozuntusunu da..
Camiye ayakkabısı ile giren hemşire sıfatlı ahlaksızları da..
Hepsini tek tek bulup, hem maddi hem de cezai açıdan takibi yapılmalı..
Adamlar üç tane ağaç için, ülkeyi yangın yerine çevirdiler..
“70 milyon liralık zarar var” deniliyor..
O toplam zararın içinde, camilerimize verilen hasar da, yüz binlerce lira ile ifade ediliyor..
Ne mecburiyeti var, alnı secdeli vatandaşın, bu ahlaksızların verdiği zararı gidermek için, cebinden harcama yapmasına..
Bulalım  bu ahlaksızları, verelim savcılığa.. Verelim mahkemeye..
Cami derneği  de takip etsin, müftülük de! Mutlaka sorumlularından tazmin ettirilmeli, camilerimizin zararı..
Belki bu; devlete de bir uyanma vesilesi olur..
Allah korusun küçücük bir trafik kazasında, yoldaki elektrik direğine zarar vermiş olsanız.. Hemen ardından evinize tebligat geliveriyor: “Elektrik direğine verdiğiniz zarar sebebi ile, .. TL’nin, 7 gün içinde ödenmesi ihtar olunur.”
Adamlar kusurla değil; kasten kamu araçlarını yaktılar. Polis araçlarını devirdiler. Belediye otobüslerini kullanılmaz hale getirdiler.
Bu zararların hepsinin tespit edilip, sorumlularından tazmin edilmesi gerekmez mi?
Hatta hukuki açıdan bir hatırlatma yapayım..
Kimin ne zarar verdiği net olarak belirlenemeyen toplu eylemlerde oluşan zararlar, göstericiler arasında müteselsil borçluluk ilişkisi ile tazmin edilir.
Bu ne demek?
İstanbul’daki eylemlerde 50 trilyon zarar mı oluştu?
Gösterilerde hırçınlık yaptıkları belirlenen her eylemciden 50 trilyon ödemesi istemi ile dava açılır..
50 trilyon ödeninceye kadar, her eylemci, borcun tamamından sorumlu olur..
Böylesi bir davaya muhatap olsunlar, görelim bakalım aklına gelen sokağa dökülüp, keyfince polise taş atabiliyor mu? Keyfince belediye otobüsünü yakmaya kalkışabiliyor mu?
Fakir fukaranın cebinden çıkacak şekilde, devlet malına zarar verenlerin hakkından, ancak böyle gelinir..
Böylece, çevreye zarar vermeden yapılan gösteri ile, provokatif gösteri de birbirinden ayrılmış olur!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir