Hangi Pazarlıkla, Apo’nun İdamı Çekmecede Kilitli Kaldı?

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Hangi pazarlıkla, Apo’nun idamı çekmecede kilitli kaldı?

 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’nin içinden geçtiği “kanın durması süreci”nde, en kilit isimlerden birisi..
Bu sürecin bozulması ihtimalini hayata geçirecek en ciddi isimlerden birisi. Kendisinin liderlik özelliklerinden kaynaklanmıyor, “kilit isim” olma gerçeği..
Kullanılan kavramların, halk nezdinde taşıdığı büyük değerden kaynaklanıyor, “kilit isim”lik!
Bu kadar şehit.. Bu kadar gazi varken..
Her ilçeden, hemen her köyden bir terör mağdurumuz var iken..
Bazı kavramları istismar etmek, çok kolay..
Bahçeli’nin önemi de, buradan geliyor işte..
Alın, Sayın Bahçeli’nin, dünkü grup toplantısında yaptığı konuşmayı..
Objektif gözle masaya yatırın..
Bütün tespitlerinin, bütün iddialarının beş para etmez ifadeler olduğunu göreceksiniz..
Böylesi değersiz bir söylem, kaybettiğimiz şehitler, maddi ve manevi anlamda büyük kayıplara uğramış gazilerin varlığı karşısında, bir anda zirve değere zıplıyor..
Bahçeli’nin somut ifadeleri ne, niçin değerini “beş para etmez” olarak biçiyoruz?
Somut cevap verelim..
Önce Bahçeli’nin söyledikleri..
Diyor ki Sayın Bahçeli, “Bizim hükümet olduğumuz yılları ağzına dolayan Başbakan, iktidar yıllarımızda İmralı canisi ile görüşüldüğünü ileri sürmüştür. İmralı’da yatan cani 15 Şubat 1999 tarihine yakalanmıştır. Türkiye’ye getirilmiş ve doğruca İmralı’ya gönderilmiştir. Bunlar oluyorken MHP henüz Meclis’te değildir ve 56. Hükümet işbaşındadır.”
Bu ifadelerin arasına, şunu not düşmekte fayda vardır: “Apo yakalandığında ve Türkiye’ye getirildiğinde MHP iktidarda değildir ama, seçim meydanlarındadır. Ve seçim meydanlarında, ‘İktidara gelirsek, 19 Nisan günü Apo’yu Kızılay Meydanı’nda asacağız’ sözü vermiştir..
Evet, Apo Türkiye’ye getirildiği günlerde MHP iktidarda değildi.
Ama Apo’yu asma sözü ile, MHP % 7’lerdeki oy oranını, bir anda % 17’lere çıkartmıştı.. Bu gerçeğin altını çizerek hatırlatmak gerekir.. “Eee ne olmuş, oyumuzu % 17’ye çıkartmış isek? Şikayetçi misin?” diyecek, MHP’li kardeşlerimiz.
Sözünde dursaydı, ikircikli tavır izlemeseydi, niye şikayetçi olayım..
Ama bakın, iktidar olduktan sonraki gelişmeleri nasıl aktarıyor Bahçeli: “Yargılama 31 Mayıs 1999 tarihinde başlanılmıştır.”
İşte burda, hemen bir soluklan Sayın Bahçeli..
Tarihleri, zıplayarak atlama..
18 Nisan’da seçim oldu..
Haydi diyelim ki, 19 Nisan’da Apo’yu asma sözü, sembolikti.. Bir günde hükümet kuramıyorsun ki, Apo’yu da asasın..
Üstelik, tek başına iktidar da olamamıştınız.
Bunlara eyvallah da..
Peki 2 Mayıs’ta söylediğin o sözü nereye koyacağız?
“Onlar biraz dinlensin.”
Kimler dinlensin?
Apo’yu yok etme niyetini, Bekaa’da bombalı saldırıyı bile göze alarak ispatlayan Tansu Çiller ile..
“Bir insanı öldürenin cezası, ancak ölümdür” inancından gelen Fazilet Partisi..
Bu ikisine “Dinlensin” dedi Sayın Bahçeli.
Oysa zaten bu iki parti de, o tarihte hükümette de değildiler..
DSP-ANAP iktidarı vardı, o günlerde..
Bahçeli hem “Dinlensinler” diyerek, “İktidardakilerle hükümet kurmayacağı” şeklinde bir izlenim verdi.. Hem de arkasından DSP-ANAP ortaklığına katılarak, Apo’yu Türkiye’nin başına bela edecek süreci başlatmış oldu..
Nasıl mı?
Şöyle.. Dedik ya, Apo’nun idamına, DYP de, FP de, dünden istekli idi.
Ya DSP ile ANAP?
Bu ikisinin de, idama karşı olduklarını, hemen herkes biliyordu.
Bülent Ecevit, şair ruhlu bir adam! Yıllar öncesinden itibaren, sürekli idam cezasının kaldırılması yönünde söylemler geliştiren bir politikacı.. Bu adamla hükümet kurarsan, Apo’yu nasıl idam edeceksin?
Bu bir yana.. Mesut Yılmaz’ın da, o günlerdeki entel-dantel söylemleri ile, sahte demokratlığın liberal söylemcisi olduğunu sağır sultan bile duymuştu..
DSP ve ANAP ile hükümet kuran, Apo’yu asabilir miydi?
Asamazdı.
Nitekim de, öyle oldu..
Ama tüm bu gerçekleri, ışık hızı ile atlıyor, Sayın Bahçeli..
“İmralı canisi bağımsız yargı tarafından sorgulanmış kendisinden işlediği cinayetlerin hesabı sorulmuştur” diye yalan söylüyor..
Hani, ne hesabı soruldu?
İdam cezası verildi.. Ama uygulanmadı..
2000 yılının Ocak ayındaki üçlü zirve..
Ve o zirve öncesindeki pazarlıklar..
Sayın Başbakan’ın kastı, işte 2000 ocak ayındaki pazarlıklar olmasına rağmen..
Bahçeli anlamazlıktan geliyor, “Pazarlık ayrı bir şey, sorgulama ayrı bir şeydir Sayın Başbakan. Nasıl bir yalana batmışsın ki pazarlık ve sorgulamayı birbirine karıştırıyorsun” diye, aklınca Başbakan’a cevap veriyor…
Buyur cevap ver, Sayın Bahçeli.
MHP içinden bir akil adam, buyursun cevap versin: “Hangi pazarlıkla, Apo’nun idam cezası ile ilgili kararın, TBMM’ye getirilme süreci, Ecevit’in çekmecesine kilitlendi?”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir