Hukuk Bilmiyorsanız, Hiç Film de mi İzlemediniz?

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Hukuk bilmiyorsanız, hiç film de mi izlemediniz?

 

Ergenekon sanıklarının avukatları ne diyorlar?

“Daha delillerimizi sunamadık. Daha şahitlerimizi dinletemedik!”

Duyan da sanacak ki, davanın özü ile ilgili çok önemli deliller sunacaklar da, mahkeme bunlara kulak vermiyor.

Oysa.. “Mahkemede kendilerine söz verilmediği”ni söyleyen avukatlara bakıyorsunuz.

Biri Habertürk’te. Diğeri CNN’de. Bir diğeri NTV’de…

Skytürk.. Tv8.. Ulusal Kanal.. Ve diğerlerini hiç saymıyorum bile..

Tv’lerde hemen her gün, savunma yapıyorlar.

Hatta tek kale maç oynuyorlar.

“Şu delilimiz vardı. Dinlemediler. Bu delilimiz vardı, toplamadılar!”

Benden bu cahillere tavsiye..

Mahkeme istediği kadar delilinizi toplamasın.

Sizler, televizyon ekranlarından, delillerinizi halka sunun..

Göreceksiniz, o mahkeme, sunduğunuz delili, siz istemeseniz bile, artık toplama noktasına gelir..

Yeter ki, sunduğunuz “masal” değil, “delil” olsun..

Hayır, hiç de abartmıyorum olayları..

Ceza hukukunda, tam da böyle yürür işler.

Hani beğenmediğimiz Türk filmleri vardır ya..

Haksız yere cinayetle suçlanıp, tutuklanan filmin başrolü..

Hakimin tam “İdamına” diyerek, kaleme uzandığı anda..

Birden mahkeme salonunun kapısından birisi içeri girer: “Durun hakim bey..” diye söze başlar..

“Hayır, cinayeti o işlemedi..” diye devam eder.

Ve son dakika şahidi, gerçekleri tek tek anlatır ya.

Hakimin; “Canım biz delillerin toplanması aşamasını çoktan geçtik. Artık karar veriyoruz. Bundan sonra ne şahit dinleyebiliriz, ne de delil toplayabiliriz” diyerek, son saniyede duruşma salonuna dalan ve sanığın biraz sonra tahliyesini sağlayacak şahidi terslediği, geri çevirdiği hiç olmuş mudur?

Olmamıştır.

Olamaz zaten.

Ceza yargılamasında, hakim maddi gerçeği arıyor, çünkü..

Son saniyede bile, somut bir delil getirirseniz.. Karara etki edecek bir delil sunarsanız.. Mahkeme onu alır, dosyaya da koyar, kararına da geçirir..

Buna mecburdur..

Ama kıldan tüyden hikayelerle..

Mahkemeyi oyalamaya kalkıyorsanız..

Davanın özü ile ilgisiz hikayeler anlatarak, davanın uzaması için çaba sarfediyorsanız..

Mahkeme de artık, sizi tabii ki kaale almayacaktır.

Ergenekon’da mahkemenin yaptığı da budur işte.

Ama sanık avukatları yine de ısrarcı ise..

Mahkemede dinlenmese bile, davaların özü ile ilgili bir şahidi çıkarıp, televizyon ekranında hangi olayı anlattıracaklarsa, anlattırsınlar.. “Şu şu iddia yanlıştır. Ben o olayın canlı şahidiyim” dedirtsinler..

Göreceksiniz; mahkeme hemen ertesi günü, o şahidi re’sen çağıracaktır..

Ama diyoruz ya..

Bunların derdi gerçeğin ortaya çıkması değil.

Davanın uzamasını sağlamak.

Son atakları, “Ümraniye bombaları niye imha edildi?” üzerine..

Sanki Ümraniye bombaları imha edilmeseydi, Ergenekon tutukluları lehine, bir delil olacakmış gibi..

Be ahlaksızlar..

Ümraniye bombaları bulunduğunda, “Cumhuriyet gazetesine, provokasyon amaçlı olarak atılan bombalarla aynı üretim serisinden” denildiğinde..

Ne diyordunuz siz?

“Ümraniye bombalarını, polis koydu zaten. Kendileri koydular, kendileri buldular.”

Bunu dedikten sonra şimdi o bombaların imha edilmesi üzerinden, kendinize beraat kararı mı çıkartacaksınız?

Alın dosyaya bakın.

Cumhuriyet gazetesine provokasyon amaçlı olarak el bombasını atanlar, teker teker ele geçirildi. Danıştay cinayetini de aynı provokasyon amaçlı olarak işledikleri ortaya çıktı. Telefon kayıtlarına.. Baz istasyonu raporlarına kadar her şey delillendirildi..

Hem Cumhuriyet’i bombalattıkları. Hem de Cumhuriyet’in bombalanması üzerinden “Ah, vah; cumhuriyet elden gidiyor” yaygarası kopardıkları ortaya çıkınca..

Şimdi kıldan-tüyden gerekçe ile, “Bombalar niye imha edildi” diyorlar..

Ne yapacaklardı o bombaları?

Turşusunu mu kuracaklardı?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir