İşte Faşizm Bu: ‘Avukat Örtülü.. Savunmanın Tatiline!’

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

İşte faşizm bu: ‘Avukat örtülü.. Savunmanın tatiline!’

 

Türkiye’de bir hakim, ülke genelinde en fazla % 5 oranındaki mini etekli grubundan bir avukata “Kıyafetiniz sebebi ile savunmanızı alamayacağım” demiş olsa..

O hakimi o an görevden alırlar.. Yedi sülalesini, bir daha devlette görev yapmamak üzere fişlerler.
Medya, öyle bir-iki dakika değil, saatlerce yayın yapar..
Açık oturumlar, haber programları, hatta belgeseller yapılır..
Hükümetler yıktırılır, hükümetler kurdurulur..
“Ama bu kadarı da çok fazla” ifadeleri ile muhafazakarlara bile, ahkam kestirilir..
“Bir hakim, artık böyle karar almalı.. Mini etekliler dışlanmalı” anlamında söylemiyorum bunları..
İtirazım, mini etekli söz konusu olunca, özgürlük havarisi kesilenlerin, başörtü sözkonusu olunca, nasıl despot olduklarını, nasıl ikiyüzlülük sergilediklerini gözler önüne sermek için..
Kıyafet ise..
Başörtü de bir kıyafet şekli..
Diğeri de..
“Mini etek giymek haktır” diyenler, “Başörtülüye savunma yapma imkanı vermem” nasıl diyebilir?
Üstelik bu itiraz, kanunda hakimlerin sendika kurmaları ile ilgili yasakların varlığına rağmen, “Biz kurduk, oldu. Özgürlük söz konusu olduğunda, hiçbir kuralı tanımayız” diyen bir sendika başkanından nasıl gelebilir?
Evet, başörtülüye itiraz, bu sefer de YargıSen Başkanı Ö. Faruk Eminağaoğlu’ndan geldi..
Kendisi ile telefonda görüşmüşlüğümüz vardır..
“Demokrattır, özgürlükçüdür” diye tanıttıklarında,  “Kimseye bir önyargımız yok, özgürlük paydasında herkesle görüşürüz” diye telefon sohbeti etmişliğimiz vardır..
Ama buyrun demokrat hukukçuyu..
Buyrun özgürlükçü hakimi..
Hani bu tür, ikiyüzlü tavır sergileyenlere karşı tecrübeli olmasam.. Kendisini bana da “özgürlükçü” diye yutturabilirdi..
“AİHM kararları” diye konuşmaya başladı mı, “Böyle hukukçularla, ihtilafa düşecek hiçbir noktamız olmaz” yanlışına bizi de düşürürdü..
Dedik ya, maskeli demokratları çok gördük..
O günlerde de, “Bütün hakim atamalarını, 5 kişinin iki dudağı arasında bırakan sistemi eleştiremeyen” bu adama inanmamıştım..
Şimdi de, gerçek yüzünü, en net şekliyle ortaya çıkardı..
Bir avukat, sanık savunması yaparken, “Taleplerinizi almıyorum” diyerek, “savunma hakkı”na gösterdiği saygıyı ispatladı..
Düşünebiliyor musunuz… Bir hakim, bir sanığı yargılıyor.. Sanığın haklarını korumak üzere, duruşmaya bir avukat geliyor..
Hakim diyor ki, “Sizin kıyafetinizi beğenmedim. Bu kıyafetle duruşmaya geldiğiniz müddetçe, ben sanık adına yaptığınız hiçbir talebi kabul etmeyeceğim!”
Heeey, İstanbul Barosu’nun “demokrat, mücadeleci, faşizme karşı çıkan cesur yöneticileri..”
Bakın, savunma görevini üstelenen avukatları, yanında çalışan çırak gibi gören bir hakim var.. Bu hakime, bir basın açıklaması ile cevap vermek istemez misiniz?
İstemezsiniz değil mi?..
Ne de olsa, aynı kafadansınız..
Adam, sanki babasının dükkanında, kabak çekirdeği satıyor..
Kabak çekirdeğini satarken bile, öyle “İstediğim adama satarım, istemediğim adama satmam” diyemezsin artık..
Ama bu adam, “millet adına” karar verdiği kürsüde, beğenmediği kıyafetle gelen avukata, “savunma görevi” yaptırmıyor..
Savunma hakkını kısıtlayan bu faşistce zorbalığa karşı, avukatlardan bir tepki yok.
Barolardan bir itiraz yok!
Meslek derneklerinden bir “Hop dedik” açıklaması yok!
Darbeciler yargılanırken, “32 saat savunma yetmez, biz 78 saat savunma yapmak isityoruz” diyerek şov yapan avukatın hakkını korumak için, mahkeme basan İstanbul Barosu yöneticilerinden “mahkeme basma şovu” yok..
Mahkeme basan baro yöneticilerinin dertleri, gerçekten savunma hakkının üstünlüğünü öne çıkarmak olsaydı..
Aynı baro yöneticileri, Eminağaoğlu’nun duruşmasını da basarlardı..
Ama nerde?
Basmazlar… Önünden bile geçmezler..
Çünkü dertleri “savunmanın üstünlüğü” değil.. Darbecileri korumak..
Darbecileri korumak için mahkemeyi bastılar. Şimdi bir avukatın tamamen keyfi olarak savunma görevi üstlenmesine engel çıkartan hakime, ses çıkartmıyorlar.
O da, bunlardan aldığı cesaretle, döktürüyor da döktürüyor.
Ne imiş, Avrupa’da avukatlarla ilgili kural, “Hakimlerin kıyafetine tabi olmaları” imiş.
Dolayısı ile, Türkiye’deki hakimlerin kuralına, avukatlar da tabi olmalı imiş.
Hakimler için “başı açık olma” kuralı var ya.. Uyanık ordan vuracak, başörtüyü..
Bir anlığına katılsam, bu teklife.. “Hakimler mini etek giyemiyor, avukatlar da giymesin” desem, ilk karşı çıkan, yine bu sendikacı hakim olur..
Değil mi, sahte özgürlükçü beyim?..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir