N. Ümit Annesinden Şikayetçi Olmuş, Avukatını Ona Tutmuş!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

N. Ümit annesinden şikayetçi olmuş, avukatını ona tutmuş!

 

Nazlı Ümit bacının, “Ufuk açıcı fikri olan bana gelsin” daveti üzerine, kendisine dün kısa bir girizgah ile, “muğlak konularda tepki çekecek açıklamalar yapıp, arkasından ‘bana hakaret edildi’ gerekçesi ile para kazanma” yönünde teklifte bulunmuş, aslında bu işin patent hakkının da kendisinde olduğunu hatırlatmıştım.
Olayın dahası var.
Bir sivil toplum kuruluşunun başkanı.. Her açıklamasında “Basın özgürlüğünün önemi”ne dikkat çeken bir bayan.. Kalkıp da bir basın organına dava açmaz ya.. Haydi açmışlar..
Tazminatı da kazanmışlar.
Normal olanı nedir? Bu karar temyiz  edilirse, Yargıtay kararı gelinceye kadar beklemek.
Kanunda; alacağın teminat altına alınması gerektiğine dair bir düzenleme de var ama..
Somut olaydaki alacağınız, verdiğiniz bir malın karşılığı değil ki, “Benim depomdan mal çıktı.. O malın karşılığı parama hâlâ kavuşamadım” diyesiniz. Veya, yoldan geçen birisinden alacak talep etmiyorsunuz ki, “Yarın belki sizi bulamam” diyesiniz.
Davayı takip eden avukatlık grubu (Gönenç Gürkaynak), olayın icra safhasını bir başka avukat grubuna (Hüseyin Sarı) havale etmiş.. Onlar da, kararın temyiz  edildiğinden habersiz, icra memurunu kapıya getirtmiş..
Açıp soralım diyoruz, Av. Hüseyin Sarı’ya.. Kendisi yokmuş, ortağı olan avukat hanım cevaplıyor: “Biz işimizi tam yaparız. Karar verilmiş. Basın, gazete, başka alan diye bir ayrım yok. Temyiz etseniz bile, biz icra işlemlerini sürdürürüz.”
“Müvekkileniz de bu görüşte mi” diye sorasım geliyor.
Öyle ya.. Nazlı Ümit bacının, KCK’lılar için.. Solak gazeteciler için.. Müstehcen neşriyat, İslama hakaret içerikli yayınlar için yaptığı “özgürlük yanlısı” açıklamalar aklımızın bir köşesinde kilitlenmiş, “test edecek karşı olay” bekliyoruz ya.
Tam da kendi başımıza geliyor, test edilecek olay.. Bakalım PKK’lı gazetecilere özgürlük isteyen Nazlı Ümit bacı, Akit’te ne yapacak?..
Boşuna merak etmişiz.. “Basın falan farketmez. Basın özgürlüğü ile bizim bir işimiz yok. Biz Yargıtay kararını da beklemeden, lehimize aldığımız kararı, sonuna kadar icra ederiz” diyor, avukat hanım..
Hay sağolasınız. Hay binlerce teşekkür, sizler için daim olsun..
Biz de ara sıra kenara çekilir düşünürdük: “Şu laikçiler, dindarlara mesafeli olan şu entel-dantel kesimler.. Basın özgürlüğü konusunda bu kadar geniş hoşgörü içindeler.. Düşüncelerinde gerçekten samimiler galiba!..”’
Ama takke hemen düştü. Kel göründü..
Hanımefendi “Güvenli internet, gözden geçirilmeli” derken.. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Bunlar iktidara geldiğinde, porno yayınları da serbest bırakırlar. Ama şimdi değil” dedi… Hatta dahası, “Ümit Hanım’ın da çocukları var” diyerek, çocuklarımızın zararlı sitelerin büyük tehditleri altında olduğunu hatırlattı..
Biz de tüm bu tartışmalar sonrasında, “Porno yayının serbest olmasını isteyen Nazlı” deyince.. Hemen gerçek çehre ortaya çıktı..
Bülent Arınç’a dava açamadılar.
Ne de olsa, siyasetin de ticaretin de son noktada ipleri, onun ve arkadaşlarının elinde.
Rekabet Kurulu’ndaki işler.. SPK’daki işler.. Borsadaki işler ne olur sonra?
O zaman kime meydan okuyalım?
Gariban sandıkları Akit’e..
Arınç çok daha ağırını söylemiş iken, ona dava açamadı..
Gelip, Akit’ten tazminat istedi..
Sonra da, aldığı kararın kesinleşmesini beklemeden, alelacele tahsilata soyundu!
Neyse, bu vesile ile biz de, kimin hangi fikirde ne kadar samimi olduğunu öğrenmiş olduk..
“Basın özgürlüğü” diyerek “Basından yana gibi gözükenler”in, basını nasıl taciz ettiğini, susturmak istediğini gördük..
Bu vesile ile, bir okuyucumuzun hatırlatmasını, sizlerle paylaşmak isterim.
Ben tanımazdım Nazlı Ümit bacıyı..
Meğerse, annesi, zaman zaman sağa sola borçlanır, hatta Nazlı bacının da imzasını taklit ederek senetler dağıtırmış.
Nazlı bacı, mahkemede böyle diyor.
İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, “Senetteki imza benim değil” diyor. Dahası, annesinden şikayetçi oluyor.
“Ne olmuş, madem annesi yanlış bir şey yapmış, kabul mu etseydi” diyeceksiniz..
Doğru. Annesi de olsa, onun imzasını taklit etti ise, tabii şikayetçi olsun.
Ama şu olmasın: “Nazlı Hanım adına Av. Özlem Tufan Hanım davaya şikayetçi olarak girsin. Özlem Hanım’ın büro arkadaşı Hüseyin Sarı Bey de anne adına sanık avukatı olarak girsin.”
Haydaa. Hüseyin Bey, Nazlı Hanım’ın avukatı değil miydi?
Şimdi Nazlı bacının şikayetçi olduğu dosyada, sanığın avukatı nasıl oluyor?
Veya, aynı avukatlık bürosundaki bir avukat sanığın, bir avukat da müştekinin vekili nasıl oluyor?
Bunu soruyor, okuyucumuz..
Bizim de aklımız pek almadı..
İşin içinde bir şey var ama..
“Ne ola?” diye soralım dedik..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir