Nedir Bu Montajlamalardan Hocaefendi’nin Çektiği!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Nedir bu montajlamalardan Hocaefendi’nin çektiği!

 

28 Şubat günleri idi.
Kartel medyası, Hocaefendi’nin kasetlerini alıp, kesip biçiyor..
Anlamından koparıp, “Sinsice devleti ele geçirmek istiyor” diye mesajlar vererek, “derin güç”lerin Hocaefendi’ye karşı yapacağı operasyonu kolaylaştırmaya çalışıyordu..
Hocaefendi’nin konuşmasının içeriğinde, bugünkü “laik sistem”in “Şeriat devleti”ne dönüştürülmesine, bu arada kendisine şahsi çıkar sağlamaya yönelik küçücük bir ima yok iken..
Küçücük bir belirti yok iken..
Dönemin kartel medyasının televizyonlarında..
Kasetlerin yayınından hemen önceki, haberi sunanların uzun takdimlerinde..
Efektler eşliğinde verilen görüntülerin sonrasında yayınlanan konuşmalarda..
Hocaefendi sanki mevcut sistemi yıkıp, yerine kendisinin tek başına egemen olacağı bir yönetim kurmak istiyormuş gibi bir hava estiriliyordu..
Nitekim, Nuh Mete Yüksel’in hazırladığı iddianame, bu derin operasyon kapsamında montajlanmış kasetlerin, medyadaki sunumu sonrasına denk gelmektedir..
O iddianamede, Hocaefendi’ye yüklenen suç, “Anayasal düzeni, cebren değiştirmeye teşebbüs” suçu idi..
Bu suçun delilleri(!) ise, Kanal D’de yayınlanan haber.. atv’de yayınlanan ana haber bültenindeki ifadeler.. Show TV’de yayınlanan tartışma programında söylenenler idi..
Bugüne geldik.
Hocaefendi’nin başı, yine montajlamalarla dertte.
Dünkü yapılanları, Hocaefendi’nin düşmanlarının yaptığı konusunda hiçbir tereddüt yoktu..
Ama bugün yapılanlar..
Bugün Hocaefendi’nin konuşmalarını, hedef amacından koparıp, başka yönlere çekmeye, öyle göstermeye çalışanlar..
Hocaefendi’nin yanında görünenler..
Hocaefendi’nin vaazındaki soyut anlatımları, bizzat yakınındaki kişiler eli ile, somut kişiler için söylemiş gibi gösteriliyor..
Hocaefendi’nin, AK Parti’ye “Firavun” dediği ileri sürülüyor..
“Karun” dediği iddia ediliyor..
“Öldürücü virüs” dediği ima ediliyor…
“Tımarhanelerde dahi tedavisi kabil olmayan” hastalıklara düçar oldukları suçlamasını yaptığı belirtiliyor..
Dün kesilip biçilen, anlamında koparılan kasetlerin orijinalini izlediğinizde “toplum mühendisleri”nin ne yapmak istediklerini çözüyordunuz..
Şimdi de, bizlere sunulan kasetlerin sunumlarını bir kenara bırakıp, kayda alındıkları tarih, öncesindeki sohbet, sonrasındaki anlatımlar izlenebilirse..
İçeriği, Hocaefendi’nin diğer vaazları ile birlikte kıyaslanarak değerlendirilebilinse..
Hocaefendi’nin yanındakilerin ne yapmak istediklerini, doğru olarak anlayabileceğiz.
Ben küçücük bir çıkarım yapayım..
Hocaefendi’nin konuşmasını adeta “tekel hakkı” ile servis eden yapı, içinde onlarca “dershane” kelimesi geçen sunumu yapıyor da..
Hemen ardından izlediğimiz konuşmada, ben bir tane “dershane” kelimesi geçtiğine şahit olamıyorum..
Hocaefendi “Dershane” demesini bilmiyor da..
Servisi yapan arkadaşlar, Hocaefendi’ye söylemediği bir sözü “sunum”la mı söyletmeye çalışıyorlar..
Yoksa, başka “hesaplar” mı var, işin içinde?
Hocaefendi’nin Türkiye gelmeye (getirilmeye) niyet yok gibi görünüyor..
Buyrun, açın Hocaefendi’nin evini gazetecilere..
Direkt kendisinden dinleyelim, “dershaneler” konusunu..
Not: “Ben öyle dedim, sen öyle dedin” kısır tartışmasına girmek istemem..
Ama benim “28 Şubat’ta İHL’ler kapanırken, şimdiki dershaneler için verdiğiniz tepkiyi göstermiş miydiniz?” soruma, bir cevap gelmiş..
Zaman gazetesinin 1997’nin Mart ayında yayınlanan 1. sayfalarında, “Eğitimde 8 yıl krizi”, “İHL’de kaygılı bekleyiş” ve “Eğitim dünyası ayakta” başlıkları ile direnç gösterildiği ima edilmiş.
Ama bir gerçek atlanmış..
Bu başlıkların atıldığı günler, Refahyol’un, İHL’lerin kapanmaması için direndiği günler..
8 yıl kesintisiz eğitim yasası kabul edilerek, İHL’ler kapatıldığında ne denildi, esas sorun bu..
İHL’leri kapatacak hükümetin kurulduğu gün atılan manşeti, daha önce vermiştik: “Hayırlı olsun!”
Bu vesile ile, İHL’ler kapatıldığı gün atılan manşeti de verelim: “Şimdi 8 yıllı olduk”
Takdir sizin..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir