Onlar Yazınca ‘Haber’… Yalanları Yazılınca ‘Büyük Ayıp’!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Onlar yazınca ‘haber’… Yalanları yazılınca ‘Büyük ayıp’!

 

Dört başörtülü milletvekilinin TBMM’ye girdiği gün, “CHP’liler kavga gürültü çıkartmadıklarına göre, bugün de çok sert yazmayalım” düşüncesi ile, hayli içerlesem de, Şafak Pavey’in konuşmasına değinmedim..
Ama onun uydurma sözlerini, CHP’ye yakın gazeteler manşete taşıyınca, bahsetmek artık zorunlu oldu.
Uydurulan söz şu..
Güya başını örtmeye karar veren hacı milletvekillerinden birisi, “Başımı açarak bir daha kirlenmeyeceğim” demiş.
Bu sözün sahibi ortada yok..
Şafak Pavey de, “Şu milletvekili söyledi” diyemiyor..
Bu bir yana..
Velev ki söylenmiş olsa..
Bu sözü, başını hiç örtmeyen insanların kendi üzerine alması hangi akla sığar?
Bu söz söylenmiş bile olsa, anlamı şu olabilir: “Başımı örttüm. Bunun Allah’ın emri olduğunu, temizlenme olduğunu kabul ettim. Tekrar geri dönmem mümkün değil.. Tekrar başımı açarsam, başımı örttüğüm anlardaki samimiyetimi kaybederim. İkiyüzlülük yapmış olurum.”
Evet, o cümle söylenmiş olsa, anlamı bu olabilir.
Ama toplum mühendisliğine soyunanlar, bu hayali cümleyi, hangi anlamda kullanıyorlar?
“Başını hiç örtmemiş kadınlara ‘kirli’ demek istedi” şeklinde….
Tam bir provokasyon…
Bunun da ötesinde..
Konuya girmemin bir sebebi de..
Sevilay Yükselir’in, Şafak Pavey hakkındaki dünkü tweetine uygulanan mahalle baskısı..
Sevilay Hanım, Şafak Pavey’in “Başımı açarak bir daha kirlenmeyeceğim” şeklinde bir sözü uydurduğunu hatırlatıyor.
Ardından da, bu uydurmanın, ilk defa olmadığını hatırlatıyor.
Önceki yalan için de, somut bir örnek veriyor: “İsviçre’de 1 çocuğu kurtarmak için mi yoksa kocası terk ettiği için mi o trenin önüne atladı sormak lazım kendisine!” diyor..
Bütün CHP yalakası medya, Sevilay Hanım’ın bu hatırlatmasını “Büyük ayıp” diye haberleştirdi..
“Yalan” demediler.. “Uyduruyor” diyemediler.. İddianın doğru olduğunu kabullenircesine, “Ayıp” demekle yetindiler.
Ve mahalle baskısı ile, Sevilay Hanım’a o tweeti sildirttiler..
Daha doğrusu, “O tweeti doğru olmadığı için silmedim. Dostumun uyarısı üzerine sildim. Yazdıklarım yanlış değil.” notu ile silinmesini sağladılar..
Hani siyasi iktidarı suçluyorlar, “Basında sansür uygulatıyor” diyorlar ya..
“İnsanlar istediklerini yazamıyorlar. Yazanı kovuyorlar” diyorlar ya..
İşte bu iddiada bulunanların, kendileri iktidarda olsalar, neler yapacaklarının habercisi somut bir örnekle karşı karşıyayız.
Bir yazar..
Somut bir bilgi veriyor..
Demek istiyor ki..
“Daha önce, Şafak Pavey’in başından geçen kazanın, bir çocuğu kurtarmak istediği sırada yaşandığı söylendi.. Ancak bu bilgi yanlış. Olayın sebebi bir çocuğu kurtarmak değil. Şafak Pavey’in başından geçen kazanın sebebi, kocasının terketmesindendir.”
Sevilay Hanım, kazanın intihar amacı ile veya üzüntülü olmaktan kaynaklanan dalgınlık sonucu olduğu hususunda bir ayrıntı vermiyor..
Şimdi dürüst olalım..
Bu bir haber değil midir?
Bu bir bilgi değil midir?
Niye bu haber, medyada “Büyük ayıp” olarak tanımlanıyor?
Peşinen mahkum ediliyor..
Hatta tweeti sildirecek kadar mahalle baskısı uygulanıyor?..
Kendi işlerine gelince, her şey haber..
Ama söyledikleri yalan deşifre edilince, “Büyük ayıp..”


Dört başörtülü bayan milletvekiline tepki olarak, CHP Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz da, Atatürk resmi bulunan bayraklı tişörtü ile TBMM’ye girmiş.
Ancak o giysisinde devam etmemiş..
İşte burda, neyin kalıcı ve samimi olduğu…
Neyin de siyaseten yapıldığı ve suni olduğu ortaya çıkıyor.
Başörtülü milletvekilleri, hacdan döndükten sonra, başlarını açmadılar..
TBMM’ye girdikten sonra da, “Tamam bu kadar” deyip, başlarını açmadılar.. Açmayacaklarını da söylediler..
Başlarını örtmekte samimiler ki, “Bu kıyafet bizim artık tabii halimiz” diyorlar.
CHP milletvekili ise, bu “tabii ve samimi kıyafet”e tepki koyarken, bayrağı ve Atatürk’ü istismar ettiğini adeta bağıra bağıra gösteriyor..
Hem daha önce hiç giymediği bir kıyafeti giyiyor.
Hem de sembolik protestosundan hemen sonra, o tişörtü çıkartıp atıyor..
Madem kalıcı bir kıyafet olan başörtüye tepki koyuyorsun.
O tişörtle sürekli gezsene Dilek Hanım..
Madem bayrak göstermek istiyorsun. Atatürk’ü sevdiğini göstermek istiyorsun..
Niye bunu, 15 dakika ile kısıtlıyorsun?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir