Örtüye Özgürlükten, Ne Çabuk Çarkettiniz!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Örtüye özgürlükten, ne çabuk çarkettiniz!

 

CHP’li Emine Ülker Tarhan’ın sendikadaki arkadaşı olan bir hakimin, başörtülü avukata yönelik tahammülsüzlüğü için, namuslu (!) solaklardan biz destek beklerken..
Onlar, ikinci bir örnekle dün gerçek yüzlerini ortaya koydular..
Balıkesir’de bir öğretmenin tesettürlü olarak görev yapması üzerine tantanayı koparttılar..
Oysa bu arkadaşlar, bir hafta öncesine kadar, nasıl da özgürlükçü idiler!
“Bizim yaşam biçimimize pranga vuruluyor. Hükümet, özgürlükçü olsun.. Tahammülü öğrensin” diyorlardı..
“Hükümet her şeye de karışmasın.. İnsanları biraz özgür bıraksın” diyorlardı..
Balık hafızalı bir halk olduğumuzu bildiklerinden “Sizin 28 Şubat sürecinde yaşadıklarınızda da biz size destek vermiştik. Şimdi siz, 28 Şubat’ta yaşadıklarınızı, bize yaşatıyorsunuz” diyorlardı..
Bizi zalimlikle suçluyorlardı..
Ne çabuk çarkettiler?
Bir anda, nasıl da yan çizdiler…
Aslında onların özgürlüklerine kimsenin karıştığı yoktu..
Onların hayat biçimlerine kimsenin müdahale ettiği yoktu..
Ama tezgahı böyle kurdular..
Dindarları komplekse sokup, en azından bir kısmını yanlarına çekme planı yaptılar..
“Yasaklara tümü ile karşıyız. Size yönelik yasaklara da karşı idik” söylemi ile, dindarları kandırmaya kalkıştılar..
Oysa dün de zulmün mimarları arasında yer alıyorlardı..
Bugün de fırsatı yakaladıklarında, zulmün mimarları arasında yer almaktan çekinmiyorlar..
Özgürlük söylemini dillendirirken, dindar insanın mahkemede, okulda başını örtmesine karşı çıkıyorlar..
Nasıl bir özgürlük anlayışları var ise!..
“28 Şubat geçti.. Artık herkes özgür olsun” diye söze başlayıp..
Gece gündüz. Cadde-sokak ayrımı yapmadan.. Her yerde sınırsız gösteri hakkı olmasını istiyorlar..
“Biz istediğimiz zaman, keyfimize göre gösteri yapacağız. Özgürlük bunu gerektirir” diyorlar..
Ama o özgürlük talebi, Balıkesir’deki Elif öğretmenin başörtüsü ile görev yapmasını sağlayamıyor..
Taksim’deki Gezicilerin, polise taş atmalarının, otobüsleri yakmalarının bile hak olduğunu söyleyebiliyorlar da..
Başörtünün kamuda da bir hak olduğunu kabullenemiyorlar..
***
Darbeci tayfasının bir girişimini daha aktarayım..
Kendilerinin, Ergenekon davalarına bakan mahkemeye yapmadıkları hakaret kalmadı..
Hitler’in mahkemesine benzettiler..
Hakimlerin, çocuklarının yüzlerine bakamayacaklarını söylediler..
Hatta sokağa çıkamayacaklarını dillendirdiler..
Medyada değil, mahkeme salonunda, hakaret ettikleri hakimlerin huzurunda bu saldırıları yaptılar..
Şimdi 28 Şubat davasına bakılan Ankara’da, sanıkların gayrı ciddiliğinin eleştirildiği haberimize, mahkeme heyeti suç duyurusunda bulunduğu gibi, bir de Çetin Doğan’ın avukatı eklenmiş: “Yargılama süreci ‘tiyatro’ya benzetilmiş, müvekkilin duruşma sırasında ailesi ile telefon görüşmesi yaptığı iddia edilmiş ve Mahkeme Başkanı’nın duruşmayı iyi yönetemediği eleştiri sınırlarını aşacak bir şekilde ifade edilmiştir. Cezalandırılsınlar” demiş..
Olur avukat bey..
Ne kadar ceza almamızı istersiniz?
Darbeci müvekkillerinizden daha fazla olmasını önereceğinizi biliyorum..
Zaten müvekkilleriniz ne suç işlediler ki?
Garibanlar, “Cumhuriyeti koruyup kolladılar.. Tek suçları bu” değil mi?
Hatırlatayım, bu avukatın savunduğu darbeci eşleri arasında, hakimlere “köpek” diyen bile var..
Hakimlere “köpek” diyenlerin avukatlığını yapan bir kişi, biraz düşünmeli, “tiyatro”ya ceza gelirse.. “Köpek”te savunmayı, nasıl yapacağım ben?
Ama bunlar, yanar dönerlikte uzmandırlar..
“Özgürlük isteriz” derler..
“Ama başörtüye değil” diye eklemekten utanmazlar….
“Hakime eleştiriler cezalandırılsın” derler..
Ama darbecilerin “köpek” hakaretine “ceza verilmemesi”ni istemekten geri durmazlar..
“Basın özgür olmalı..” derler..
“Ama akit özgür olmamalı..” diye not düşerler..
“Gazeteciler cezaevine konulmamalı” derler..
Ama “Akit’in yazarları, cezaevine girsin” demeyi, çelişki olarak görmezler..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir