Palalı Esnafı Günah Keçisi Yapmadan Önce!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Palalı esnafı günah keçisi yapmadan önce!

 

Hazır Gezi olaylarının tahrikçileri, gözaltına alınmış ya..
Öyle alt kademeden isimler değil.
Tepe noktadakiler..
Kendileri ormanlık alan işgali ile kurulan lüks evlerde oturdukları halde, gelip Taksim’deki üç tane ağaca sahip çıkıyor görüntüsü verenler..
Kendilerini doğa dostu olarak takdim edenler..
Şu dizide, bu dizide; kendilerine verilen rolü yapan figüranlara, “Haydi gelin, bu seferki rolünüz, Taksim’de polise direnmek.. Çevreci gibi rol kesmek. Gerekirse polise taş atmak. Molotof atmak. Bir sorun çıkarsa, ‘Biz burda film çevriliyor sanıyorduk’ diyerek savunma yapın. Biz arkanızdayız..” diyenler..
Mimarlar Odası’ndan şu kadar.. Tabipler Odası’ndan bu kadar yönetici..
Sırada, “Polisin gözaltıları sırasında 9 kişi kayboldu.. Kendilerinden haber alınamıyor” diyerek ortalığı velveleye verip, “Saysana o 9 kişinin isim ve soyadlarını” çağrımız üzerine, 20 gündür ortalıktan kaybolan..
Şimdi “Unutulmuştur canım. 20 gün boyunca kimin aklında kalır ki, bizim ‘Taksim olayları sırasındaki gözaltılar arasında 9 kişi kayıp’ yalanı ile ortalığı karıştırmak istediğimiz” diyerek kafayı çıkaran İstanbul Barosu’nun yöneticileri var..
Onlar da savcı önüne çıkınca, bakın ardından gösteri mösteri kalıyor mu..
Meydanı boş bulmuşlar..
Saldırıyorlar ha saldırıyorlar.
Yalanın bini bir para..
Sen gösteri hakkını istismar et.
Gece deme, gündüz deme yasak olmasına rağmen gösterilere devam et..
Ortalıkta ne Topçu Kışlası kalmış, ne AVM..
Buna rağmen, her gün Taksim’de gösteri yapmaya kalk..
Sonra, o gösteriler sırasında camının çerçevesinin indirilmesine isyan eden bir esnaf sokağa çıkıp, “Yeter be” deyince de..
“Pala suç değilmiş” diye, o esnafın serbest bırakılmasına karşı çık..
Savcıyla, hakimle dalga geçercesine, ahkam kes..
Sanki o esnaf, eline pala almış da..
Palanın hakkını vermiş!
Görüntülerde izliyorsunuz, göstericileri kovalayan esnafın amacı, palayı korkutucu araç olarak kullanmak.
Evet, tehlikeli bir iş ama..
Sonuçta o palanın kesici bölümü ile yaralanan kimse yok.
Şikayetçi olan bayan bile, palanın kesici bölümü ile bir darbe aldığını ileri sürmüyor..
“Pala, pala” deyince..
İnsan da sanıyor ki, pala ile insan kesmişler..
Adam palayı, yanında yaralayıcı alet olarak taşımıyor..
Adam orda esnaf..
Adam o palayı, insan kesmek için almamış.
Pala, dükkanındaki sıradan aletlerden birisi.
Adamın dükkanı önünde gösteriler devam ettikce..
Camı çerçevesi indikçe..
Onun da sabrı taşmış..
Eline ne geçirdiyse, sokağa fırlamış..
Derseniz ki, “Olmamalı idi”
Size katılırım..
Derseniz ki, “Yanlış olmuştur”; size katılırım.
Ama derseniz ki, “Palalı esnafı asalım..”
“İşte orda durun” derim.
Palalı esnaftan önce, hesap sorulacak çok kişi var orda..
Önce o göstericilerden hesap soralım. Otobüsleri yakanlar. Molotofla polise saldıranlar.. Polise taş atanlar..
Palalı esnafın yaptığından çok daha ağır saldırıları yapanlardan soralım hesabı..
Palalı esnaf, sonunda sinirine hakim olup, palayı kesici bölümü ile kullanmamış.
Ama molotof atanlar.. Polise taş atanlar..
500’e yakın polisi yaralayanlar..
Onlardan hesap sorulmadan, günah keçisi mi olacak, palalı esnaf..
Bir komiser, bu olaylar sırasında can verdi..
3 gösterici, bu olaylardaki şiddet sebebi ile öldü.
Şimdi artık, “palalı esnaf” üzerine giderek, olayları örtbas etmenin vakti geçti..
Önceki akşam gözaltıları ile başlayan..
Ve dün ev aramaları ile devam eden..
Sözde sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin sorgulamaları..
Hakkıyla yapılmalı..
Sadece gösteriler bazında değil..
Samimiyetleri de sorgulanmalı..
Her suçta, “kasıt” aranır..
Suç dediğimiz şey, kasıt ile varlık kazanır..
O zaman bu sivil toplum kuruluşu üyelerinin de, kendi evlerinden tutun, iş yerlerine kadar.. Yeşile ne derece değer verdiklerinin sorgulaması yapılmalı..
Gerçekten özel hayatında, bir ağacı canlı tutmak için, elinden ne geliyorsa yapan insanlar iseler..
Canımız kurban..
Ama yazlığında.. Hatta kışlık evinde, ağaçları süs olarak kullanıyor.. Hatta ormanlık alan içinde yapılmış villalarda oturuyorlar ise..
Bu yönleri ile de deşifre edilmeliler..
Yok öyle, gariban üç tane çocuğu sokağa salıp, “Biz ağaçlar için sokaklardayız” türküsü söylemek.
Eğer derdiniz ağaç ise, önce Beykoz Konakları’ndaki ağaçlar için.
Acarkent’teki ağaçlar için..
Koç Üniversitesi’ndeki ağaçlar için aynı eylemi yapın..
Ki samimiyetinize inanalım.
O ağaçlar için kılınızı bile kıpırdatmıyor iken,  Taksim’de mal bulmuş mağribi gibi her gün bir daha bir daha gösteriye yelteniyor iseniz..
“Kusura bakmayın, sizin amacınız ‘ağaç’ değil..” denilmeli ve maskeler indirilmeli

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir