Pınar’ı Kurtaracak Başkan, Bakın Vakit’e Ne Yapmıştı?

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Pınar’ı kurtacarak başkan, bakın Vakit’e ne yapmıştı?

 

“Pınar Selek suçsuz”muş.. “Pınar Selek’ten ne isteniyor”muş? “Mahkeme başkanı raporlu iken önceki karardan dönülmüş”müş! Başkan, “Ben tekrar beraat ettireceğim” demişmiş!

Önce olaya şöyle bakın: “Pınar Selek’in yerinde, atıyorum; Ayşe Yılmaz isimli bir kızımız aynı iddia ile yargılanıyor olsaydı, siz o dava ile de bu kadar ilgilenir miydiniz?”
Hiç mümkün değil..
Tabii ki medyanın, kalburüstü isimlerin bu dava ile ilgilenmesi, Pınar Selek’in mutlaka suçlu olduğunu göstermez.
Ama Pınar kızımızın babası sol geçmişten gelen bir avukat olmasa.. Eczacılar Derneği’nde önemli davaların avukatı olmasa.. Egemenler nezdinde önemli bir yeri olmasa.. Pınar Selek’in yargılandığı dava ile, kimse ilgilenmezdi..
Ve şu an, babası Alp olmayan Pınar, cezaevinde yatıyor olurdu.
Baba etkin bir isim olunca. Kızımızın ağzı da iyi laf yapınca..

Artık hiç kimse “fiil”i konuşmuyor..

Pınar kızımız, kendi adresini teröristlerin uğrak yeri niye yapmış?
Bombayı hazırlayanların, Pınar kızımıza ait büroya bıraktıkları yalan mıymış?
Eylemciler tarafından büro adresinde teslim alınması sağlanan bombadan, sosyolog hanım kızımızın gerçekten haberi yok muymuş?
Pınar kızımızın örgüt mensupları ile bu kadar yakından ilgisi, sadece bilimsel çalışmalarından mı kaynaklanıyormuş? Başka gerekçeleri de var mıymış?
Mesela aynı bilimsel güdülerle şehit yakınları ile de yakın diyaloğu, sosyolog kızımız niye kurmamış?
Bunlar konuşulmuyor..

“Pınar kötü kızlardan değildir” muhabbeti ile, olay örtbas edilmek isteniyor..
Yargıtay’ın “Ceza verilmeli” kararları sümenaltı ediliyor.
Yerel mahkemedeki başkanın “Ben raporlu iken karar değiştirilmiş. Dönünce düzeltirim” açıklaması süslenerek takdim ediliyor.
Hiç sorulmuyor: “Hoop başkan bey.. Siz kararı düzeltecekseniz, gidin mahkemede düzeltin. Basın aracılığı ile, karar mı düzeltilir?”
Çünkü böyle alışmış, başkan bey..
28 Şubat sürecinde, Vakit’e cezayı kesen…. Ama aynı günlerde Yaşar Kemal’e beraat kararını bastırdıktan hemen sonra, “Şanınıza yakışan bir yargılama oldu” açıklaması ile tanırım ben, bu başkan beyi..
Eee. Beraat ettirdiği, sonrasında da daha Yargıtay’a gidip kesinleşmemiş bir karar için “Şanınıza yakışan bir yargılama oldu” diye iltifatlar yağdırdığı Yaşar Kemal, Pınar Selek için duruşmaları gelip izlediğine göre..
“Karar önceden belli” demektir.
Onu ifşa etmiş oluyor, hakim bey de..
Şöyle bir değinip geçmeyelim..

Bombacılık suçlaması yöneltilen kızımız için gazetelere demeç verip, heyetteki arkadaşlarını eleştiren başkanımız, Vakit’e niye ceza vermişti, anlatalım..
Sivas olayları yaşanmış. Davalar Ankara’ya nakledilmiş. Müebbet hapis cezası istemli davalar açılmış. Yargılamanın son aşamasında, Ankara DGM Savcısı Nusret Demiral mütalaa vermiş: “Sivas olayları, devlete karşı başkaldırı değildir. Göstericiler, askeri öven sloganlar atmışlardır. Tepki, Aziz Nesin’edir. Aziz Nesin’in, İslama hakaret içeren sözleri, haksız tahrik oluşturmuştur.”
Demiral, bu mütalaa ile, yine Sivas şüphelilerin cezalandırılmasını istemiş, ancak cezalarda bir miktar indirim talep etmişti.
Vay sen misin, Aziz Nesin’e “Tahrikçi” diyen. Vay sen misin, “Göstericilerin cezalarında birazcık indirim yapılsın” diyen..
Hürriyet’te Oktay Ekşi, şöyle yorumlamıştı mütalaayı: “Şeriatçılara Demiral desteği!”
Demiral’ın, şeriatçılarla bir yakınlığı olmadığını herkes bilir..
Bu sebeple, Vakit de manşetten şu yorumu yapmıştı: “Ahlaksızlar.”
Haberde anlatılan şu idi:

Aslında şeriat karşıtı olduğunu defalarca ifade eden Nusret Demiral’a, Oktay Ekşi ve avanesi baskı kurarak, sanki “şeriatçı” imiş gibi suçlama yaparak, Sivas davasını etkilemek istiyorlar….
Haberin temeli, “şeriat karşıtı” savcıya, “şeriatçı” nitelemesinde bulunmanın arkasındaki çelişkiyi afişe etmek!.
Sonra?
Güleceksiniz ama..

O habere, “hedef gösterme” suçundan ceza davası açıldı.
Bir üyesi TSK’da görevli albay olan DGM’de yargılandık..
Pınar kızımızı beraat ettirmek isteyen başkan bey de, o yıllarda aynı DGM’nin Başkanı.
“Çelişkiyi boşver avukat bey” dedi, bastırdı cezayı..
Bir gazeteye, durduk yerde cezayı bastıran o başkan bey, şimdi Pınar kızımız için seferber olmuş.
Ne diyelim, kalp rahatsızlığı geçiren başkan beyi daha fazla üzmeyelim..
“Geçmiş olsun başkan bey..” deyip, kapatalım konuyu..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir