PKK’lılar, Sınır Tanımayan Gazeteciler’i Dolandırmış!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

PKK’lılar, Sınır Tanımayan Gazeteciler’i dolandırmış!

 

Gerçekten komik işlerle uğraşıyoruz.

Günlük tartışmalar.. Uğruna girişilen açlık grevleri.. Sergilenen meydan okumalar.. Ulusalcıların PKK’lılar lehine açıklamaları..

Hepsi, hepsi çok komik..

En somutunu aktarayım..

Nasıl bir tiyatro seyrediyoruz görün..

Açlık grevlerinin birinci sebebi Apo’yu kurtarmak ise..

İkinci sıradaki talep de, “anadilde savunma hakkı” olarak gösteriliyor..

Mahkemeye düşen Kürt vatandaşlarımız, “Biz Kürtçe savunma yapmak istiyoruz” diyorlarmış..

“Bu, en tabii hak” imiş.

“Ama Türkiye’de bu hak tanınmıyor”muş!

İnsanın içi cız ediyor..

Salt hali ile dinlediğinizde.. “Bu kadar vicdansızlık olur mu yaa!” diye isyan edesiniz geliyor..

Ama, uygulama gerçekten böyle mi?

Önce şu açıdan olaya bakalım..

Suçlama doğru ise, Türkiye’deki uygulama şöyle mi:

Kürt vatandaş hakim önüne çıkıyor..

Hakim Kürt vatandaşımıza iddianameyi okuyup, “Anlat bakalım ne oldu? Yap bakalım savunmanı” diye soruyor….

Kürt vatandaşımız Türkçe bilmediği için, “Anlamıyorum” mealinde karşılık veriyor..

Hakim de, “Anlamıyorsan anlamıyorsun. Madem Türkiye’de yaşıyorsun. Türkçe bilseydin. Bilmiyorsan, kendini savunamazsın. Ben de sana cezayı basarım!” diyor..

Böyle mi deniliyor?

Söyleyin ahlaksızlar… Garibanları açlık grevleri ile öldürmeye çalışan vicdansızlar..

Söyleyin, mahkemelerde bu mu yaşanıyor?

Tövbe tövbe..

Yok böyle bir şey..

Hiçbir mahkemede, hiçbir Kürt vatandaşımıza, “Madem Türkçe bilmiyorsun, o halde canın cehenneme” denilmesi vaki değil.

Denilemez de.

Denilirse, o mahkemedeki uygulamaya ilk önce bizler karşı çıkarız.

Ama Türkiye’yi Avrupa’ya ispiyonlayanlar, olayı böyle aktarıyorlar.

Ve elin gavuru da, “Böyle bir şey nasıl olabilir” diye hiç düşünmeden, kendi tarihindeki gaddarlıkları, kendi geçmişindeki zalimlikleri düşünerek, anlatılanları gerçek gibi kabul edip, Türkiye’yi, temel insan haklarına saygılı olmaya davet ediyorlar..

Bu kapsamda, dün Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü temsilcileri gelmiş Türkiye’ye..

Gazeteci ünvanlı terör tahrikçilerinin yargılandığı KCK davasında, sanıkların halen savunma yapamadığını söylemişler..

“Adil bir yargılanma hakkı, mahkemeler önünde kendi dili ile savunma yapmayı da içeriyor” demişler..

Sonrasında da kandırıldıklarını şu ifade ile haykırmışlar: “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6.3 maddesi açık bir şekilde, duruşmada kullanılan dili anlamayan veya konuşmayan her sanığın ücretsiz bir şekilde bir tercüman hakkını öngörür.. Türkiye bunu görmezden gelerek ve tutukluluğu sistematik bir şekilde suiistimal ederek bir kez daha uluslararası angajmanlarını ihlal ediyor.”

Adamlar Paris’den geliyorlar. Dolayısı ile çoğu etnik olarak Fransız olmalı da..

Kendileri Fransız olabilir de.. Konuya da bu kadar Fransız da olmaları gerekmiyordu hani..

İki tane PKK’lı tutmuş ellerinden, almış getirmiş buraya.

Onların anlattıkları ile konuşuyorlar, olmayan şeyleri iddia ediyorlar.. Komik duruma düşüyorlar..

Yaptıkları bu açıklama ile, Türkiye’deki fiili durum arasında, uzaktan yakından hiçbir ilgi yok.

Onlar yukarda verdiğimiz örnekteki gibi, sanıkların mahkemede konuşulan dili bilmediği halde, kendilerine tercüman tutulmadığını sanıyor olmalılar ki, “Duruşmada kullanılan dili anlamayan” diyerek, Türkiye’deki uygulama ile tamamen ilgisiz bir ihtimali eleştiriyorlar.

Türkiye’deki uygulamada böyle bir durum yok ki..

Sanıklar, duruşmada kullanılan dili bilmediklerini söyleyerek, tercüman talebinde bulunmuyorlar ki.

Türkiye’deki sanıklar, “Biz Türkçe biliyoruz” diyorlar. “Duruşmadaki dili biliyoruz, anlıyoruz” diyorlar.. Devam ediyorlar; “Duruşmadaki dili biliyoruz ama.. O dilde savunma yapmak istemiyoruz. Biz Kürtçe savunma yapmak istiyoruz. Devlete zorluk olsun. Devlete masraf çıksın. Tercüman gelsin. Biz Türkçe bildiğimiz halde, Kürtçe savunma yapalım. O savunmayı, tercüman Türkçeye çevirsin. Tercüme sırasında maddi hatalar olsun.. Karışıklıklar olsun.. Maksat yeşillik olsun. Maksat, zorluk olsun. Maksat, kıllık olsun” diyorlar…

Ve bu sebeple, açlık grevine yatıyorlar..

Utanmadan sıkılmadan, Avrupa’dan adamları toplayıp, “Türkiye’de, hakimin dilini bilmeyen sanığa, savunma yaptırmıyorlar” yalanını dikte edip, onları da kandırıyorlar..

Gariban adamcıklar da, bunlara kanıp, “Duruşmadaki dili anlamayan” diye başlayıp, ciddi ciddi açıklamalar yapıyorlar..

Komikliği görüyor musunuz?

Sahtekarlığı görüyor musunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir