‘Sakık Tanık, Komutanlar Sanık’ Olmayacak da ne Olacak?

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

‘Sakık tanık, komutanlar sanık’ olmayacak da ne olacak?

 

Geldiğimiz noktada, yaşanan bazı gelişmeler tiye alınarak, çok ciddi konular bile sulandırılmak isteniyor.

PKK’nın önemli isimlerinden Şemdin Sakık’ın itirafları üzerine, “Terörist tanık, komutanlar sanık mı oldu?” diyorlar.

Niye olmasın?
Eğer koskoca ordu, birkaç bin kişilik terörist örgüte karşı, yıllarca başarısız kaldı ise, burda bir bit yeniği yok mudur?
En modern cihazlarla, teröristlerin elinde olmayan uçak ve helikopter avantajına rağmen, teröristlere karşı üstünlük sağlanamadı ise, bunda bir saçmalık yok mudur?

Binlerce subayımız, binlerce güvenlik görevlimiz, “Terörle mücadele ediyoruz” diyerek, olağanüstü tazminatlar aldıkları halde, teröristlere karşı bir arpa boyu ilerleme kaydedilemedi ise, burda teröristlerin de tanıklığına başvurmak gerekmez mi?

Daha net konuşalım.
Terörist örgüt dediğimiz katiller topluluğunun elebaşı ile, gazeteci kimlikli insanlar gidip, güzel güzel röportajlar yapıp, gelip gazetelerinde “PKK’nın başı Apo Galatasaray takımını tutuyor” türünden, teröristleri meşrulaştıran, şirin gösteren yayınlar yapıyorlarsa, burda bir garabet yok mudur?

Evet, o röportajların yapıldığı dönemde de, hep hayret etmişimdir.
Doğu Perinçek gidiyor, teröristbaşı Abdullah Öcalan ile görüşüyor

M. Ali Birand gidiyor, röportajını yapıp geliyor!
Cengiz Çandar gidiyor, toplantıda notlar alıp geliyor!

Fatih Altaylı..

Oral Çalışlar..

Daha nice niceleri!..

Yakın zamanda, Ahmet Altan, Yasemin Çongar gidiyor, Murat Karayılan ile görüşüp geliyor.

Nasıl oluyor bu?

Bu adamların gidip görüştükleri teröristler, bilmem ne caddesi, bilmem ne sokak, numara bilmemkaç adresinde sabit ikametgahı olan devlet adamları mıdır?

Ki, rahat rahat gidip, görüşecekleri adamla buluşabilip, görüşebilip, sağ-salim geri dönebiliyorlar?

Teröristler bunlara nasıl güveniyor?

Güvenip, röportaj yapma tekliflerini kabul ediyor?

Bunlar nasıl, teröristlere güvenebiliyor?

Terör örgütüne nasıl güveniyorlar da, tatlı canlarını tehlikeye atıp, gidip dağların başında teröristbaşları ile görüşüyorlar?

İzah etsinler, nasıl güveniyorlar, çocuk katili, teröristlere?

Çocuk mu, yaşlı mı, kadın mı, bebek mi, kimin geçeceği belli olmayan yola döşedikleri mayınlarla, insanları katleden teröristlere karşı, canlarından nasıl emin olabiliyorlar ve dağın başına gidebiliyorlar?

Nedir bu işin tılsımı?
Bıraksınlar, “gazetecilik başarısı” palavralarını..

İzah etsinler, nasıl güveniyorlar?

İzah etsinler, teröristler onlara nasıl güveniyor?

Nedir kaynağı, bu güven ilişkisinin?
Dahası var..

Onlar gidip görüşebiliyorlar da, devletin güvenlik görevlileri, niye gidip bulamıyor, o terörist başlarını?
Elinizde uçak var.

Elinizde helikopter var.

Var oğlu var da..

Cengiz Çandar’ın gidip bulduğu örgüt başını..

M. Ali Birand’ın gidip bulduğu teröristbaşını..

Bizim güvenlik görevlilerimiz niye gidip bulamadılar?.

İşte bunların tümünü bilmemiz gerekir.

Bilmek için de, içerden dışardan tanıkları dinlememiz gerekir.

Hem Şemdin Sakık’ı dilememiz lazım.

Hem de Ceniz Çandar’ı..

M. Ali Birand’ı..

Fatih Altaylı’yı..

Ahmet Altan’ı.

Yasemin Çongar’ı..

Bu görüşmelerin organizatörü kimdir?

Şartları nasıl belirlenmiştir?

Taraflar birbirlerine ne güvenceler vermiştir?

Sakık yalan söylüyorsa..

Apo ile görüşen gazeteciler, örgütün gücünde yararlanma amacı ile o görüşmeleri yapmamış iseler..

Onlar kendi pencerelerinden anlatsınlar, o görüşmeleri..

Kim teklif etti? kim götürdü?

Kim buldu, kim geri getirdi?

Bıraksınlar hikayeleri..
”K. Irak’a gitmiştim.

Tanımadığım biri geldi, Başkan’la görüşmek istersen, yardımcı olabiliriz” mavallarını..
Gerçekleri söylesinler..

Gazeteci kılıklı görevliler de..
Üniformalı görevliler de..

Ondan sonra kılçık atsınlar, “Olur mu böyle bir şey? Terörist tanık..

Komutanlar sanık!” diye!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir