Şalom’da Yazar Gibi, Milliyet’te İsrail Avukatlığı Yapıyorlar!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Şalom’da yazar gibi, milliyet’te İsrail avukatlığı yapıyorlar!

 

İsrail’in yaptıklarına kızıyor, ona destek çıkan ABD Başkanı Obama’yı kınıyoruz.

Da, kendi içimizdeki İsrail’e/İsraillilere niye sessiz kalıyoruz?

Adamdan saymayabilirsiniz.

O zaman, adamdan saymadığınızı gösterecek bir konuma oturtmanız gerekir.

Yeri, Sözcü’nün bir köşesi olabilir.

Cumhuriyet’in bir kenarı olabilir.

Hatta Şalom’un başsayfası olabilir.

Öyle ya; o Şalom gazetesi, onlarca sivilin, hatta bebeklerin öldürüldüğü son İsrail katliamı için, bakın neler yazmış: “İsrail, 14 Kasım’da başlattığı, ‘Koruyucu Bulut’ adını verdiği askeri operasyonda, Gazze’de 20 değişik bölgeye nokta vuruşlu hava saldırısı yaptı.

Gazze’de İsrail hava saldırısı sonucu öldürülen Ahmed Jabari, aynı zamanda 2006 yılında İsrail Askeri Gilad Şhalit’in kaçırılmasının arkasındaki beyindi.”

Yani denilmek isteniyor ki..

“İsrail katliam falan yapmıyor… Nokta atışlar yapıyor… Suçluları vuruyor.. O suçlulardan birisi de, Ahmed Jabari idi. Suçu da, İsrail’i yıllarca uğraştıran Gilad Şhalit isimli askerin kaçırılması idi.”

Evet, bunu savunuyor Şalom gazetesi..

Peki o bebekler?

Bebekler nasıl ölüyor?

O konuda ne diyor, Şalom gazetesi?

Hiiç..

Her konuda görüş serdetmek zorunda değiller ki..

Katliamı masumlaştırmak için nokta atışı yapar onlar..

Ayrıntıya girmeye gerek yok..

İşte bu Şalom gazetesinde yazıyor olsaydı, bu kadar eleştirmeye değmezdi..

“Safını ilan etmiş.. Katıldığı cemaatin cephesinden yazıyor” derdim..

Ama öyle değil.

Adam, “iktidarın adamı” denilen Yıldırım Demirören’in gazetesinde, yazıyor.

Ne diyorlar o basın patronu için?

“Başbakan, ‘Milliyet gazetesini kapat’ dese, Yıldırım Demirören beş kuruş istemeden gazeteyi kapatır!”

İşte bu Yıldırım Demirören’in gazetesinde, yazıyor, bu beyefendi..

Orada yazdığı yetmiyormuş gibi, bir de iktidara çok şeyler borçlu olan Turgay Ciner’in televizyonunda haftada bir düzenli konuk alınıyor.

Evet; Şalom’da yazıyormuş gibi Türkiye’yi suçlayan tezler öne süren bu beyefendinin adı, Kadri Gürsel..

Davos’ta Başbakan aleyhine yazdı..

Mavi Marmara olayının ardından, Türkiye aleyhine yazdı..

Şimdi Gazze saldırısı sonrasında, yine Türkiye ve Başbakan aleyhine yazıyor.

Aslında o, bir sembol..

Onun gibi daha niceleri var, Türkiye’de yaşayıp, Türkiye’ye suç bulan..

Dünkü yazısı şöyle başlıyor, bu Gürsel’in: “Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerinin normalleşmesi için ön koşulları Mavi Marmara için özür ve tazminatla sınırlı kalsa idi, yine de bir imkan doğabilirdi. Ama Sayın Başbakan Erdoğan bu iki ön koşula 2011’in temmuzunda resmen bir üçüncüsünü, İsrail’in Gazze ablukasının kaldırılmasını ekledi… Ve normalleşme konusunu Türkiye-İsrail ikili ilişkilerinin bağlamından çıkarıp, zaten bir kısır döngüye dönüşmüş olan Gazze denkleminin içine hapsetti.”

Demek ki Türkiye’nin suçu ne imiş?

“Gazze’ye ablukayı kaldırın” demek..

Yoksa, Türkiye’nin diğer iki şartını, İsrail zaten yerine getirir imiş.

Aslında daha önce, o iki şarta da nanik yapıyordu bu beyefendi.. Ama bugün geldiği nokta, “Ablukanın kalkması istenmese, Türkiye ile İsrail ilişkisi düzelecek. Bu da Türkiye’nin İsrail’e söyleyeceklerini direkt söyleyebilmesini sağlayacak” aşamasında..

Hani şüphe etmiyor değilim, “Bu adam Demirören’in gazetesi üzerinden, İsrail’in tekliflerini mi Türkiye’ye sunuyor?” diye..

Aslında sadece şüphe edilecek bir ihtimal de değil bu..

Bir adam ki; daha önce yazdığı bir yazısında, “Mamafih, yasadışı ve gayrı ahlaki bir abluka altında tutulan Gazze halkına yardım götürmek ve onların acılarını dünya gündemine taşımak meşru ve soylu bir amaçtır” desin..

Sonra da o “soylu amaç” için, “Gazze’ye ablukanın kaldırılmasını istemek, ilişkiyi kilitleyen bir istektir” desin..

Bu tiplerin, ne zaman neyi savunduğunu kestirmek hiç mümkün değildir.

Önlerine hangi teklif konuldu ise, onu savunurlar.

“Daha önce tam aksini yazmışlar”mış… “Bu, ülke menfaatine aykırı bir talep”miş.. “Tutarsızlık göstergesi”ymiş..

Hiç umurlarında olmaz.

Şalom’da yazar gibi, Milliyet’te yazarlar.. Dahası Habertürk’te konuşurlar!

Türklerle ilgileri, Habertürk’te konuşmaktan ibarettir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir