Sayın Gül, TBMM’nin İtibarı İçin O Yasayı Onaylayın!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Sayın Gül, TBMM’nin itibarı için o yasayı onaylayın!

 

1920 tarihli Men-i Müskirat Kanunu’nun birinci maddesi şöyle idi:

“MADDE 1 – Memaliki Osmaniye’de her nevi müskiratın imal, idhal, füruht ve istimali sureti katiyede memnudur.”
Yanlış okumadınız..
Her türlü alkollü içki, imali ile, ithali ile, kullanımı ile yasak..
93 sene sonra ise, sadece reklamına ve satışına küçük bir kısıtlama getirildi diye, koparılan şu fırtınalara bakın.
“Kanun çıkmış.. Sarhoşlar da TBMM’ye güçlü olarak gelirlerse, reklam yasağını kaldırırlar.. Bu kadar tantanaya gerek yok” diyecek ve es geçeceğiz ama..
Sarhoşlar bastırıyor..
Çıkmış kanunun itibarını, yerlerde sürütüyorlar..
Evet, kanun henüz yürürlüğe girmedi..
Çünkü TBMM’den geçmiş ise de..
Cumhurbaşkanı tarafından henüz onaylanmadı..
Onaylanmadı diye, kabul edilen kanunu, “yok” sayabilir misiniz?
Her şeyin bir saygınlığı olmalı, değil mi?..
Milletin temsilcisi konumundaki TBMM’nin kabul ettiği bir yasanın da, azıcık bir değeri olmalı değil mi?..
Nezaketen de olsa, biraz saygıya layık  değil mi TBMM iradesi?..
Henüz daha Cumhurbaşkanı onaylamadı, Resmi Gazete’de yayınlanmadı diye, TBMM’den geçen kanunu yok sayabilir misiniz?
Hele hele..
TBMM’nin kararıyla adeta alay edercesine, inadına inadına, aykırı yönde uygulama yapabilir misiniz?
Neye itirazım?
Sözcü’sünden tutun, Taraf’ına kadar.
Doğan gazeteleri Hürriyet, Posta, Radikal’inden.. Demirören’in Milliyet ve Vatan’ına kadar.
Cumhuriyet’ten, Turgay Ciner’in Habertürk’üne kadar..
TMSF’nin el koyduğu Akşam’dan, Ahmet Çalık’ın Sabah’ına, Takvim’ine kadar..
Hepsinde, ya tam sayfa, ya tam sayfaya yakın alkollü içecek reklamları..
Kanun bunları yasaklamış.
50.000 TL’den 200.000 TL’ye kadar cezayı öngörmüş..
Henüz yürürlüğe girmedi diye, inadına inadına reklam yayınlatıyorlar, kafa dengi medya organlarına..
“Zırt Erenköy” dercesine, TBMM’nin iradesi ile alay ediyorlar..
“Görmesek de biz biliriz” türünden, meydan okuyan ifadelerle reklam yayınlatıyorlar..
Ama kabahat bizde..
Kanun kabul edileli, üç gün oldu..
Madem böylesi bir meydan okuma var.
Madem böylesi bir millet iradesi ile alay etme görüntüsü var..
Cumhurbaşkanı, anında kanunu onaylasın..
Yollasın Başbakanlığa.. Yayınlansın Resmi Gazete’de..
Son verilsin, bu rezalete..
Kimin ne hakkı var, TBMM iradesi ile alay etmeye?
İnadına inadına, “Yasağı biz deleriz” şeklinde meydan okumalara fırsat vermeye?..
27 MAYIS DARBESİ DEVAM EDİYOR
27 Mayıs sonrasında darbecilerin Anayasa Komisyonu Başkanlığı’na getirdikleri Turhan Feyzioğlu’nun torunu, Barolar Birliği Başkanılğı’na seçildi..
Tam da 27 Mayıs’ın 53. yıldönümü arefesinde..
Ne diyelim, avukatların bugün düştüğü konum açısından, gerçekten ibret verici..
Darbecinin torunu, darbeleri savunanların çoğunlukta olduğu Baroların başkanı oldu!
Üç tane aday vardı.. Üçü de başörtü yasakçısı idi.. Üçü de, Danıştay’ın “özgürlük kararı”nı eleştiren isimlerdi..
Bunların içinden, “Münevver Karabulut cinayeti” diye bilinen, 18 yaşındaki genç kızın başını testere ile kesen işadamının oğlunun davasında, delilleri karartma ile suçlanan katilin babasını savunmakla gündeme gelen Metin Feyzioğlu seçilmiş.
Ne diyelim, hayırlı uğurlu olsun!
Bir özelliği daha var Feyzioğlu’nun..
Daha iki hafta önce, zimmet suçundan 8 yıl hapis cezasına çarptırılan M. Emin Karamehmet’in de avukatı idi.
Diyecekler ki, “Yine ‘Şunun avukatı. Bu nun avukatı’ diye avukatların görevlerini yapmalarını, bir suç gibi göstermeye kalkışıyorsun.. Yanlış yapıyorsun..”
Bir şey demedik ağalar beyler..
Bir defacık da, başörtülü bir üniversiteli genç kızın avukatlığını yapsınlar..
Bir defasında da, başörtülü avukat meslektaşlarının hakkını savunsunlar..
Bir defacık da, namaz kıldığı için haksızlığa uğrayan bir kardeşimizin avukatlığını yapsınlar da.. Biz de “Profesyonel avukat” diyelim, bu muhteremlere..
Ama sen, üç kuruş para için, en adice cinayetin faillerini savunacaksın..
İdeolojik sebeplerle, meslektaşlarının kıyafetine dayatmada bulunacaksın. Danıştay’ın tanıdığı özgürlüğe bile itiraz edeceksin..
Sonra da, “Biz avukatız. Mesleğimizi icra ediyoruz” diyeceksin..
Haydi ordan “savunma mesleği”nin yüz karaları!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir