Soner Yalçın İçin ‘Acaba’ Derdim Ama, Şimdi Kendi İtiraf Etti!

Ali KARAHASANOĞLU – Yeni Akik

Soner Yalçın için ‘acaba’ derdim ama, şimdi kendi itiraf etti!

 

Kendisini yakînen tanımadığım için..
Birkaç absürt yazısından başka, hakkında somut bir bilgim olmadığı için..
Çoğu konuda farklı düşündüğüm çok açık olsa da, bu farklılık onun cezaevinde olmasını gerektirmediği için..
Cezaevinde 682 gün tutuklu kalması ile ilgili sorulsa.. Kendi kendime düşünür ve “acaba”yı elden bırakmadan, “şüphe”yi gözardı etmeden, kesin suçlu gibi gösterecek bir yorum yapmak, içimden gelmezdi..
Ama cezaevinden çıktıktan sonra söylediklerini okuyunca..
Artık kesin kanaat sahibi oldum.
Bir gazeteci ki, “Bu davalarda yatanların hepsinin çocukları için söylüyorum. Çocukların, çocukluklarını yaşamalarına izin vermediler, çocuk yaşta büyüttüler onları” der.
Katilleri bile, “çocukları üzerinden” dramatize ederek savunursa..
Kendisini araştırmacı olarak tanıtan bir basın mensubu ki, başörtülü kızlara dünyayı dar etmek için en zalimce kararları alan yüzlerce öğrencinin eğitim hakkını gasbeden İnönü Üniversitesi eski rektörü için, “Fatih Hilmioğlu’ndan ne istiyorsunuz? Gencecik yaşta oğlunu toprağa vermiş, kanser hastası bir bilimadamından ne istiyorsunuz? Göz gö­re gö­re gi­di­yor. Ne yap­mış bu adam? Ge­nel­kur­ma­y’­da top­lan­tı­ya ka­tıl­mak­la suç­la­nı­yor. Ge­nel­kur­may böy­le bir top­lan­tı yok di­yor, Fa­tih Hil­mi­oğ­lu böy­le bir top­lan­tıy­a ka­tıl­ma­dı­ğı­nı söy­lü­yor. Ka­tıl­sa bi­le bu ha­liy­le ce­za­evin­de tu­tul­ma­sı mı ge­re­kir?” diyorsa..
Böylece; generalleri arkasına alarak, başbakan’a, sivil idareye hakaretler eden bir rektörü savunuyorsa.. Savunabiliyorsa..
“% 99 oy alsanız bile iktidar olamazsınız” diyerek, kafa yapısını ortaya koyan, o kafa yapısı ile neler yapabileceğinin ipuçlarını bize veren bir rektöre sahip çıkabiliyorsa..
Bir basın mensubu, teröristbaşı Apo’ya en kanlı cinayetleri sırasında, “kardeşim” diyerek destek veren ve sadece bu tavrı ile derin bir yapı içinde olduğunu ortaya koyan Yalçın Küçük’ü savunup, “Yal­çın Kü­çük ve di­ğer­le­ri ni­çin ce­za­evin­de tu­tu­lu­yor?” diye sorabiliyorsa..
Dahası var..
Siyasi iktidarları, adeta emir erleri gibi gören, milletvekillerinin eşlerinin başörtüsüne bile karışan, üniversitelerdeki başörtü yasağının mimarları olarak bilinen malûm darbeci generallere bile sahip çıkıp, “Has­da­l’­da, Si­liv­ri­’de ya­tan Bal­yoz, Er­ge­ne­kon sa­nık­la­rı­na zu­lüm çek­ti­ri­li­yor. Sez­giy­le hu­kuk ol­maz. Hu­kuk, so­mut de­lil­le olur” diyen bir adam karşımızda duruyorsa..
Genelkurmay ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı arasındaki tüp geçidi havaya uçurma, Yargıtay Başsavcısı’na suikastte bulunma planları deşifre olan Ergenekon sanıklarını savunup, “Bu sadece ODA TV değil; Deniz Baykal’ı hedefleyen, Ergenekon’daki 51 no’lu CD, Balyoz’daki 11 no’lu CD’yi hazırlayan insanlar. Bu gerçekle yüzleşelim” diyorsa.. Diyebiliyorsa..
Artık kesin kanaatimi söyleyeyim.
Bu adam gazeteci falan değil.
Bu adam, sivil iradeyi mahkûm etmek isteyen.
Özgürlükleri rafa kaldıran, bu ülkenin özbeöz çocuklarının başına yıllarca tebelleş olan derin yapının bir numaralı üyesidir….
İnsanda birazcık utanma olur.
Biraz hayâ eder..
28 Şubat’ı unutmadık daha.
İHL’lerin orta kısımlarının nasıl kapatıldığını.. İHL’lilerin puanlarının nasıl silindiğini unutmadık.
Bunların sorumlularını savunan bir adam, derin yapının üyesi, en azından oyuncağı değilse, nedir?
Unuttuk mu sanıyorlar?
“TCK 312/2 değişmez. Bir harfi bile değişmez..” diyen Genelkurmay Başkanlarını..
Ki; “Balyoz sanıklarına zulüm çektiriliyor” diyor, bu adam!
Unuttuk mu sanıyorlar, “312 değişirse, Cumhuriyet çöker” diyen başsavcıları..
Parti kapattıran savcıları. Parti kapatan Anayasa Mahkemesi üyelerini..
O günlerden geliyoruz bugünlere..
Nereden cesaret alıyordu, Genelkurmay Başkanı, “312’ye dokundurtmam” derken!
Nereden cesaret alıyordu Başsavcı, “312 değişirse, cumhuriyet çöker” derken!
Ve TBMM’nin yetkisindeki bir kanun değişikliğini, tehditle yaptırmazken..
Nereden cesaret alıyordu, Ankara DGM Başkanı Orhan Karadeniz, “Danıştay cinayeti, Alparslan Arslan tarafından işlendi. Bunun arkasını araştırmaya artık gerek yok” deyip, derin yapıyı korurken…
İşte ortaya çıkıyor..
Medyadaki uzantılarından..
Mesela, Soner Yalçın’dan.. Ve dün Soner Yalçın’ın utanılacak bu sözlerini, hiç çekinmeden köşelerinde tekrarlayan Saygı Öztürk’lerden.. Aslı Aydıntaşbaş’lardan..
Ve diğerlerinden cesaret alıyorlardı..
Gazeteci kisvesi ile eli tetikte olan adamları savunanlardan..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir