Suçluların Savaşı

Ahmet Varol – Yeni Akit

Suçluların Savaşı

 

Bangladeş’te halkı meydanlara döken, yargının kullanıldığı provokatif yani tahrikçi politika gerçekte iktidardakilerin kendilerini zorlayan rakiplerini siyaset meydanından tamamen çıkarma amaçlı savaşlarıdır. Bu yönüyle suçluların mahkûm edilmesi değil gerçek suçluların muhaliflerini etkisiz hale getirmek amacıyla yürüttükleri kirli siyasettir. Dolayısıyla hukukun icrası değil yargının kirli siyasete alet edilmesidir.
Suçlamalardaki iddiaların dayandırıldığı olay bundan 42 yıl önce gerçekleşmiş. Üstelik ithamın dayandırıldığı tavır ve hareket gerçekte bir suç değil, tamamen siyasi tavır ve tercihtir. Böyle olmasına rağmen sadece zulüm uygulamalarına başvurularak geçmişte siyasi muhaliflerin etkisiz hale getirilmesinde değişik zamanlardaki tasfiye eylemlerine dayanak yapıldı.

Aradan kırk yıldan fazla zaman geçtikten sonra yeniden ısıtılıp ortaya konmasının amacı ancak siyasi rakiplerin kuralına göre oynamalarına, onların alanı kullanmalarına fırsat vermemek için yargıyı bir kılıç olarak kullanmak olabilir.
Bu tür ithamlar ve siyaset meydanının güçlü rakipler tarafından kullanılmasına fırsat vermemek amacıyla muhalif görüşleri ve tavırları “suç” sayma uygulaması zulüm sistemlerinin genel karakteridir.

Suriye’deki Baas rejimine göre Müslüman Kardeşler’in görüşlerini savunmak suçtur. Ona mensup olmak ise “idam” cezasını gerektirecek derecede ağır suçtur. Baas Partisi ise önder partidir. Bu da şu anlama geliyor: Normalde ülkedeki siyasal sistem çok partili demokratik sistemdir. Ama bu, diğer partilere Baas’la iktidar yarışına girme hakkı tanımaz. Sadece parlamentoya girme ve çok partili demokratik sistemin vitrin öğesi olarak görünme hakkı tanır. Suriye halkı bu sistemin değişmesini isteyince de Baas diktası siyonist katillere asla çevirmediği silahları kendi ezilmiş halkına çevirip onları sinekleri imha eder gibi toptan katletmeye başladı.
Bugün Bangladeş’te yaşanan olaylar da bunun bir benzeridir.

Normalde halk orada Suriye’de olduğu gibi sistemin değişmesi için meydanlara çıkmış değildi. Ama hâkim güçlerin Suriye’deki gibi bir “önder parti” uygulamasına dayanan siyasal sistemleri olmadığı için kendileriyle yarışabilecek siyasal muhaliflerinin, bilhassa 1971 iç savaşında kendileri gibi tercih yapmış olmayanların “suçlu” üstelik savaş suçlusu oldukları iddiasına dayanan siyasi amaçlı yargıyı yeniden devreye soktular.
Normalde sadece bir siyasal tercih ve tavırla ilgili ithamı idamı gerektiren ağır suç kategorisine sokarak onların siyaset meydanında kendileriyle yarışma fırsatı bulmalarına engel olmak istediler.

Burada yargıyı kendi siyasi amaçları için kullananlar açısından önemli olan gerçekte bir savaş suçu işlenmiş olması değil töhmet altına sokulanların veya mahkûm edilenlerin siyaset meydanına çıkma, halkı yönlendirme ve temsil etme haklarının olamayacağı iddialarının yasal bir dayanağa dayandırılmasıdır.
Bangladeş’teki işbirlikçi rejimin hedefe yerleştirdiği Cemaati İslami, Ebu’l-Ala el-Mevdudi’nin kurduğu, ağırlıklı merkezi Pakistan’da olan, Hindistan’da ve Güney Asya’nın diğer bazı ülkelerindeki Müslümanlar arasında da çalışmalar yürüten bir cemaattir. Güney Asya’da bölgesel emperyalizmin ağırlıklı güç merkezi olmaya çalışan Hindistan ise ondan rahatsızdır. Çünkü bölgedeki tüm Müslümanlar arasında güç birliğini savunduğu gibi aynı zamanda Hindistan zulmüne karşı mücadele ederek özgürlüklerine kavuşmak isteyen Keşmir halkına da en büyük desteği veren, bilgilendirme çabalarına bütün imkânlarıyla katkıda bulunan bir siyasal harekettir.

Hindistan’la ortak çıkarları olan uluslararası emperyalizm de hem İslâmî kimliğinden hem de başta Afganistan olmak üzere bölgeyle ilgili tüm sorunlarda sömürgeci dayatmalara karşı tavır almasından dolayı bu cemaatten rahatsızdır. O yüzden Pakistan’da olduğu gibi Bangladeş’te de büyümesinden ve siyasal iktidarda söz sahibi olmaya doğru ilerlemesinden hoşlanmıyor.

Yerli işbirlikçi yönetimin ise zaten onu en etkili rakip olarak gördüğünü ve alan dışına çıkarmak istediğini söyledik.
Yargıyı kirli siyasetinin aracı olarak kullanan mevcut iktidar idam cezalarının ve infazının büyük tepkiye neden olacağını biliyordu. Ama oyunu kurallarına göre oynayamayacağını düşündüğünden çıkışı kirli siyasette aradı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir