Tabip Odası’nın Kimyası Fena Bozulmuş!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Tabip Odası’nın kimyası fena bozulmuş!

 

Bakın burdan uyarıyorum..
İstanbul Tabip Odası’nın bu açıklamasını kim kaleme almış ise, yarın ömür boyu müebbet hapis cezası ile yargılanmaya başlarsa..
Hiç ağlaşmasın..
“Bir açıklamadan da, ömür boyu hapis cezası çıkar mı?” demesin.
“Muhalifler susturuluyor” demesin..
Teröristbaşı Apo da, eline silah almadı.
Ona talimat, buna direktif vererek 50 bin insanın kanına girdi..
Yani, ömür boyu hapis cezası talebi ile yargılanmak için, illa elinize silah almanız gerekmiyor.
Birilerinin eline silah almasını sağlamanız..
Birilerinin taş alıp, polise atmasını onaylamanız..
Birilerinin polise molotof atmasını normal görmeniz..
Birilerinin ölmesine sebep olacak gelişmelerde rol almanız..
Bunlar da, ömür boyu hapis talebi ile yargılanmanızı gerektirebilir..
Hele hele hastaneden ilaç çalmayı bile mazur gösterecek kadar militanlaşmış iseniz..
Bu kardeşçe hatırlatmadan sonra..
Gelelim, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün açıklamasıyla kimyası bozulan İstanbul Tabip Odası’nın önceki günkü açıklamasına..
Deniyor ki açıklamada: “Neredeyse tüm dünyanın gördüğü afet durumu tablosunu Sağlık Bakanlığı görmedi, görmek istemedi, ya da görmekten çekindi.”
Hemen hatırlatalım..
Gezi isyanında yapılan şu idi:
“Ey gençler.. Ağaçları katlediyorlar” dediler..
“Ey gençler, bir kızımız panzer altında ezildi, işte fotoğrafı” dediler..
“Ey gençler, 48 saat daha direnin. Ya hükümet istifa edecek. Ya da uluslararası kuruluşlar Türkiye’de idareye el koyacaklar” dediler..
“Hastaneler, yaralı kabul etmiyorlar.. Binlerce yaralı var.. Yüzlerce ölü var” dediler.. Sonra kendi uydurdukları bu olaylara prim vermeyen bakanlığı suçlayıp, “Afet durumunu Sağlık Bakanlığı görmedi” diyerek, yalanları halka yutturmaya kalkıştılar..
Ne “afet”i, ne “görmeme”si?
Hastanelere müracaat edip de, kabul edilmeyen tek bir hasta örneği var mı elinizde?
İstanbul Baro Başkanı’nn, “Gözaltına alınan 9 kişi kayıp” gibisinden, işkembeden atmayın ama..
Yüzünüz kızarır, halkın içine çıkamazsınız sonra..
Bir tanecik bile olsa, hastaneye müracaat edip de, kabul edilmeyen hasta gösterin ki, “Afet” diyelim.. “Sağlık Bakanlığı görmedi” diyelim..
Yok böyle bir örnek..
O zaman, “afet” demeyin, “Ortalığı karıştırdık.. Ama başaramadık” deyin..
Kimyası bozulan Tabip Odası’nın yalanları devam ediyor: “Ağır kafa travmalarından kırıklara, astım krizlerinden kalp krizlerine, damar kesilerinden gaz yanıklarına kadar çok boyutlu yaralanmalara maruz kalan binlerce yurttaş kendi başının çaresine bakmak zorunda kaldı.”
Böylesi bir tane örnek göstersin Tabip Odası..
Bilimsel takılıyorlar ya..
Bilimsel bir örnek!
Gösteremezler..
Gösteremeyince de, “yalancı” sıfatını alınlarına kendi elleri ile yapıştırırlar..
“Halka acil sağlık yardımı yapan gönüllü hekimlere ve Tabip Odalarına gözdağı vermeye ayırdı” diyerek bakanlığı suçlamaya devam ediyor, Tabip Odası..
“Acil” ve “sokaktaki revirde hizmet”..
Aklı başında bir tane doktor söylesin, bu iki olgu, yan yana gelebilir mi?
“Acil” ise, sokakta nasıl müdahale edeceksin!
Ne ile, hangi donanım ile müdahale edeceksin?
Sokakta müdahale edilebilecek kadar basit ise, nasıl “acil” diyorsun?
Neresinden bakarsanız bakın, kimyaları bozulmuş! Ne dediklerini de bilmiyorlar, artık..
Şu sözler de tam ibretlik: “Büyük bir buluş gibi, polis tarafından el konulan ilaç ve malzemelerin bir kısmının kamu hastaneleri envanterinden alınmış olduğunu ifşa ediyor. Bununla da Gezi Parkı göstericilerini ve onlara acil sağlık yardımı sunan hekimleri zor durumda bırakacağını, itibarsızlaştıracağını düşünüyor.”
Hırsızlığı, zimmeti; “itibarsızlık” olarak görmeyen bir Tabip Odası, acınası bir açıklamaya imza atıyor..
Daha ne olsun?
Bir hekim, fakir-fukaranın vergisi ile alınan ilacı, kendi kafasına göre hastaneden çıkarıp, “Şurda hasta varmış. Onda kullanacağım” diyerek, götürürse..
Herkes aynısını yapsın o zaman..
Üretin ilaçları, yığın sokaklara..
Gelen giden, istediği kadar alsın..
“İlaç bu, keyif aracı değil ki! Ne olacak, isteyenler alsın!” deyin..
Var mı böyle bir ülke? Var mı böylesi bir sistem, dünya genelinde?
Tabii ki yok..
Dedik ya.. Kimyaları bozulmuş bir defa..
Ne dediklerini de bilmiyorlar artık!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir