Türkiye’de 10-15 Yıl İçinde Yşananların Kopyası Mısır’da!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Türkiye’de 10-15 yıl içinde yaşananların kopyası Mısır’da!

 

Mısır’da yaşananlar, Türkiye’nin 10-15 yıl öncesini resmediyor.
Neye itiraz ettikleri pek de belli olmayan, “sokağa dökülmüşler grubu” bir yanda….
Onlara karşı çıkarak, “Siz tüm halkı temsil etmiyorsunuz. Bir de Mursi’yi destekleyenler var” mesajı vermek için sokağa dökülenler bir yanda..
Ve bu gruplaşmaları ellerini ovuşturarak seyredenler bir tarafta..
Böylece..
Düdük çalma makamındakiler,  ordunun açıklamasına zemin hazırlanıyor: “48 saat içinde adım atılmazsa…”
Anlarsınız ya..
Gezi Parkı eylemcileri, yaşları müsait olmadığı için belki bu işleri bilmiyorlar ama..
Bu işlerin Türkiye’deki canlı örneklerini hatırlamıyor olabilirler ama..
Bakın Mısır’da, Türkiye’de geçmiş yıllarda yaşananların bire bir örnekleri, taze taze yaşanıyor.
Önce darbe için zemin hazırlanıyor.
Durduk yerde, kıldan tüyden sebeplerle sokaklara dökülüyorsunuz..
Orda burda vurmalar, kırmalar, yakmalar..
Tam bir anarşi ortamı..
Hemen sonrasında, birileri düdük çalıyor ve..
“Oyunu kestik, herkes evine.. Biz oynamaya başlıyoruz” diyor..
Gezi Parkı eylemcileri, Mısır’ı yakından takip etsinler..
Türkiye’de, onların sırtından ne yapılmak istendiğini daha iyi anlarlar.
Kimse, “Biz darbeye de karşıyız” mavalları ile, yapılanların nihai amacının adım adım darbeye  gidiş olduğunu gizlemeye kalkışmasın..
Siz isteseniz de, istemeseniz de..
Aracılık ettiğiniz şey, darbeye zemin hazırlamaktır.
Sizin kafanızda olsa da olmasa..
Birilerinin kafasındaki şey, sizi merdiven olarak kullanarak, darbeyi gerçekleştirmektir..
Gezi Parkı eylemcilerinin, Mısır’dan alması gereken bu ibretamiz dersi hatırlattıktan sonra..
Mısır’ın Türkiye’den aldığı derse geçelim..
Ordunun, “48 saat içinde…” diye başlayan muhtırasına ne cevap verdi, Mursi?
27 Nisan bildirisine, AK Parti Hükümetinin verdiği cevabı..
Resti çekti..
Bakanlar Kurulu’nu topladı..
Ama “Mısır, Türkiye’yi geriden takip ediyor” diyoruz ya..
Bu arada Mısır’da, Türkiye’de 28 Şubat’ta yaşananlara benzer gelişmeler de yaşandı..
Ne olmuştu 28 Şubat’ta..
Ordu derin odaklar vasıtası ile, milletvekillerine bakanlara tehditler uçurmuş..
Tehditlerden korkan bazı bakanlar ve milletvekillerinin, ardı ardına istifaları gelmişti..
Şimdi de, benzeri, Mısır’da yaşanıyor..
Ordunun tehditleri sonucunda, Mısır’da dört bakan istifa etmiş..
Bu istifalara rağmen Mursi, orduya yine de resti çekti..
Görüyorsunuz değil mi?
Olaylar Mısır’da da aynı..
Türkiye’de de aynı..
28 Şubat, 27 Nisan’a karışmış şekilde..
Mısır’da 2013’de yeniden vizyonda..
Onun için diyorum ki, Gezi Parkı eylemcileri.. Gerçekten samimi olarak.. Darbe amacı taşımaksızın eylemlerde bulunuyorlarsa..
Mısır’daki yaşananları bir daha gözde geçirsinler..

Gezi Parkı eylemleri ekseninde yaşadıklarımız, eylemciler farkında olmasa da, “hükümet değişikliği” çıkaracak derin operasyonlar içermekteydi.
Olayın tam merkezindekilere bakıyorsunuz..
Çikolata çocukları..
Anne kuzuları..
Ama olayların derinliğine bakıyorsunuz..
Polise molotof atma gibi çok profesyonelce eylemlerden, Başbakanlık konutunu basmaya kadar gözü kara eylemleri de içeriyor.
Evet, olayların içinde, marjinal örgüt üyeleri de vardı ama..
Marjinal örgütlerin, olayları bu kadar değişik il ve ilçelerde organize edebilecek bir güçleri yoktu.
Tam bu noktada, olayların yaygınlaşması, futbol fanatikleri tarafından hayata geçirildi.
Hemen her il ve ilçede, haliyle üç İstanbul takımının taraftarı var.
Bu taraftarlar üzerinden, hem gösteriler vurdulu kırdılı şekle dönüştü.. Hem de tüm illere yayıldı..
Sonuçta çikolata çocuklarına nazaran, futbol fanatikleri, polisle kavgaya, yıkıp dökmeye daha alışıktırlar..
İşte gençleri fanatikleştiren o kirli oyun; “futbol”un ipinin kimlerin elinde olduğunu.. Bugün spor sayfamızda, Avukat Yaşar Baş ile yapılan röportajdan okuyacaksınız..
UEFA’nın aslında İsviçre’de kurulu bir dernek statüsünde tüzel kişilik olduğu..
Sabah erken kalkanın, suyun başını tuttuğu mafayavari bir yapılanmanın ürünü olduğunu..
Uluslararası kuruluş hüviyetinde bir kimliğinin olmadığını..
Birleşmiş Milletler veya benzeri herhangi bir uluslararası birliğin uzantısı konumunda hiçbir özelliği olmadığını, hukukçu ağzından öğreneceksiniz..
Olayların arka planında neler olduğunu.. Nelerin nasıl kullanıldığını daha iyi yorumlama imkanı bulacaksınız.
İki Türk takımına verilen cezaları..
Tam da Gezi Parkı olayları sırasında, olayın gündeme gelişini..
Hepsini, bir de bu pencereden okuyup, yorumlayınız..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir