Ulan Öküz; Darbe-Marbe Yok, Tank-Mank Yok, Tamam mı!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Ulan öküz; Darbe-marbe yok, tank-mank yok, tamam mı!

 

Darbe nedir?

Anayasa’da olmayan, hatta yasaklanan yönetim değişikliğinin, illegal olarak gerçekleştirilmesidir..
Ceza hukuku anlamında, çok kesin bir suçtur..
Adam öldürme gibi.. Hırsızlık gibi.. Dolandırıcılık gibi..
Böylesi bir suç işlendiğinde, mağdurun hataları sıralanır mı?
Mesela, bir cinayet işlenmişse..
Bu cinayet anlatılırken, “Ama ölen de, şu şu hataları yapmıştı. Sonunda bu olay yaşandı” denilirse..
Bu yorumu yapana ne denir?
Katilin avukatı!
Aynı şekilde, darbe suçunun mağduru olan Mursi’ye..
“Ama o da, şu şu hataları yapmıştı” diyen kim olursa olsun.
Onun sıfatı, “darbecilerin avukatı”dır.
“Ama, mama” diyenlerin hepsi, aslında darbecidir.. Hepsinin kafa yapısı darbecilik üzerine kuruludur.
Hiç lafı uzatmaya gerek yok..
Kusurla işlenen suçlarda, mağdurun kusurlarını sayabilirsiniz..
Trafik kazasında iki tarafın da kusurlarını araştırıp, sıralayabilirsiniz.
Ama kasten işlenen suçlarda..
Mağdurun hatası diye bir şey söz konusu olamaz.
Darbe, kasti bir suçtur..
Darbeci, kasten bu suçu işlemektedir.
Mağdurun hiçbir kusurunun, kasti suç karşısında adı bile anılmaz…
“Mursi’nin kusuru vardı-yoktu” tartışmasının açılması bile akıllıca bir tuzaktır..
Tuzağa düşmeden söyleyelim, “Mursi darbe mağdurudur. Darbede hiçbir kusuru yoktur.. O ne yaparsa yapsın, karşısındaki ahlaksız darbeciler, yine o darbeyi yapacaklardı..”

Olaylar o kadar hızlı, o kadar zengin örneklerle paralel olarak yaşandı ki..
Artık olayları doğru yorumlamak için, fazla çabaya gerek kalmadı..
Derin analizler için büyük araştırmalara ihtiyaç kalmadı.
Görünen çok net bir fotoğraf var..
Darbeye; “Darbe” diyemeyen medya organları ile..
Darbeden bahsederken, büyük bir özenle “Darbe” kelimesini kullanmayan siyasilerden..
Hatta darbeyi “hataların sonucu” olarak yorumlayan tüm hokkabazların çirkefliği..
Artık çok net ortada..
Bu ahlaksızlıkta yine başı, medya çekiyor..
O zaman, yine masaya, medyayı yatıralım.. Medya açısından, şöyle bir çeşitleme yapalım..
“Olay hangi gazetede, hangi televizyonda yaşandı” diye merak etmeyin.
Hemen hemen tamamında, bunun benzerleri yaşanmıştır, yaşanmaya devam ediyordur..
Nelerdir o olaylar sıralayalım..
Acemi muhabir, büyük gazetecilik başarısı olarak düşündüğü fotoğrafı, acilen gazetenin yazıişlerine gönderir.
“Bu resimleri ilk ben çektim.. Çok acil, yayına girmesi gerekir” notu ile..
Yazıişlerinin muhabire dönüşü, çok sert olur: “Ulan öküz.. Sana ‘Tank resimlerini çek’ mi dedik? Darbe çağrışımı yapan hiçbir şey istemiyoruz. Mısır’da darbe olmadı.. Bunu aklına yaz. Ordan sevinç gösterilerinden, eğlenmelerden, kutlamalardan resim çekip gönder. Öyle görüntü yoksa, ver üç-beş kişiye birazcık dolar.. Gülsünler, sen de hemen çek resimlerini, yolla..”
Muhabir yaptığı hatanın farkına varır..
“Ne yapsam” diye düşünürken..
Düne kadar Tahrir Meydanı’ndan resim çekip gönderiyordum..
“Yine o meydana gideyim bari” der..
Tahrir Meydanı’nın her köşesini gören bir açıdan başlar resimler çekmeye..
Çeker çeker çeker ve yollar gazeteye..
Yazıişleri yine kızgındır:
“Ulan öküz. Sana ‘Boş alandan resim çek’ mi dedik? Düne kadar meydan dolu idi. Çekiyordun. Ordu yönetime el koyunca, tabii meydan boşalır. Ordakilerin amacı, darbeyi yaptırmaktı. Yaptırdılar.. Şimdi evlerine döndüler.. Bunu ortaya çıkaracak fotoğrafı ne yolluyorsun buraya?.. Sen gördün, bir de dünyaya mı göstereceksin?.. Sen bizim muhabirimiz misin, Mursi’nin muhabiri mi?”
Acemi muhabir, son atağında kendinden emindir..
Açar telefonu, büyük bir sevinçle aktarır müdürüne: “Müdürüm.. Mursi’nin hataları sonunda, yönetime el koymaktan başka bir çaresi kalmayan ordunun komutanı Sisi’den randevu aldım. Bomba gibi sorularım var..”
Müdür artık memnundur: “Hah işte.. Yorumlarını böyle düzelt. Darbe yok.. Mecburiyet var.. Mursi’nin hataları var..Şimdi söyle bakalım, hangi soruları soracaksın?”
Muhabir patlatır bombayı: “Müdürüm, ilk sorum, herkesin merak ettiği bir soru: ‘Seçimleri ne zaman yapacaksınız!’ şeklinde…”
Müdür yine sinirlenir: “Ulan ayı.. Ulan hıyar. Ne biçim soru bu? Seçim yapacak olsaydılar, niye yönetime el koysunlar ki? Zaten meclis seçimleri bugün yarın yapılacaktı. Cumhurbaşkanlığı seçimleri de zaten dört yılda bir. 1’i gitmiş üçü kalmış. Şöyle 5-6 yıl yönetimde kalmadıktan sonra, ne manası var ki, darbe yaptılar?.. Pardon, mecburiyetten yönetime el koydular.. Benim akılsız oğlum.. Sil.. Sil.. O soruyu, sil..”
Böyle böyle devam eder, sizin izlediğiniz, okuduğunuz haberlerin, arka planındaki ahlaksızlıklar..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir