Ulusalcı-PKK Yakınlaşması

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Ulusalcı-PKK yakınlaşması

 

“Bayram günü Metin Feyzioğlu da nerden aklına geldi” diyeceksiniz.
Medyada Cem Garipoğlu ile ilgili haber gördükçe, benim aklıma da hemen Metin Feyzioğlu geliyor..
Ne de olsa, Cem Garipoğlu’nun vahşice işlediği cinayette, suç delillerini gizlemeye çalışan baba Nida Garipoğlu’nun avukatı idi..
Dolayısı ile, “Garipoğlu” denince, benim de aklıma, “Feyzioğlu” geliyor..
“Garipoğlu haberleri ile ilgili olarak, Feyzioğlu’nun kamuoyunu aydınlatıcı bir açıklaması var mı?” diye araştırırken..
Bir şey bulamadım ama..
Daha ilginç bir konuşmasına denk geldim, Feyzioğlu’nun..
Artık alıştık sayılır, MHP-CHP birlikteliğine..
Konuşmalar aynı. İtirazlar aynı.. Söylem aynı..
Yeniçağ gazetesinde “özel haber”  diye verilen bir haberi, hemen hemen aynı cümlelerle, Aydınlık gazetesinde de okuyabiliyorsunuz.
Sözcü, Aydınlık, Yeniçağ.. Birbirlerinin kopyası gibi..
Şimdi bir adım daha ileri gidilmiş.
Metin Feyzioğlu, geçtiğimiz ay sonunda, Diyarbakır’daki avukatlık staj eğitim merkezinde bir konuşma yapmış.
Ulusalcılarla PKK’lıları buluşturma sürecinde nabız yoklaması yapmış.
Tek amaç var: “Hükümet gitsin..”
Bu uğurda kendi varlık sebepleri olan söylemi bile unutup, PKK ile bile işbirliği yapabileceklerinin sinyalini veriyorlar..
Diyor ki Feyzioğlu:
“KCK davası hukuk tarihimize uygulamalarıyla bir utanç vesikası olarak geçmiştir.”
PKK veya KCK..
Sizce farkı var mı?
Bence yok..
PKK davasındaki yanlışlara dikkat çeken Feyzioğlu, aslında kim?
Ulusalcı bir arkadaş!
Düne kadar, “PKK’lıları kurtarmak için, Apo’yu tutuklayan generallerimiz cezaevine konuluyor” diyen ulusalcıların önde geleni bir hukukçu..
Birde ekliyor: “Ben bunları her yerde konuşuyorum, yalnızca burada değil. Bu şehirde halkın çoğunluğunun konuştuğu bir dilde savunma yapılmak istendiğinde, yüzümüzü kızartacak bir cümle tutanağa geçti. ‘Bilinmeyen dilde konuşulmaya kalkıldı’ denildi. Bunun açtığı yara, daha iyi anladığı ve konuştuğu dilde savunmaya izin verilmemesinden çok daha derindir.”
Bu beyefendinin anadilde savunmayı, “hukukçu” sıfatı ile savunduğunu sanmayın…
Yıllar önce değil, 2012’nin Kasım ayında bakın aynı konuda neler söylemiş:
“Anadilde savunma konusunda ‘soğukkanlı’ düşünülmeli. Devletin resmi dili Türkçe, bunun anlamı da yasama, yürütme ve yargı işlemlerinin Türkçe olduğu anlamına gelir. Resmi dilin Türkçe olduğuna dair kuralın aşındırılması, yakın-orta vadede üniter devletin parçalanması sonucunu doğurur. Üniter devletten vazgeçilmesi, Türkiye’nin bir veya birden çok bölgesinde özerk devletler kurulması demektir. Bu, ülkede yaşayan herkesin felaketi olacak ve yalnızca sömürgeci zihniyetli emperyal güçlere çıkar sağlayacak bir iç savaş döneminin başlaması anlamına gelir.”
Dün kaldırılması “iç savaş çıkartacak sebep” olarak gösterilen yasak, bugün PKK’ya şirinlik yapmak için, “utanç verici” olarak takdim ediliyor..
Ve daha önemlisi..
PKK söylemine destek çıkılıp, şirinlik yapıldı mı?
Yapıldı.
Şimdi PKK’dan ulusalcılara destek çağrısına sıra geldi..
Feyzioğlu, Diyarbakır’daki konuşmasına devam ediyor: “KCK davasındaki hukuksuzlukları dile getiriyorsam, hep birlikte Ergenekon ve Balyoz davasındaki hukuksuzlukları da, yargılanan kişileri sevip sevmediğimizi, tanıyıp tanımadığımızı düşünmeksizin, dile getirmekle yükümlüyüz. Ergenekon veya Balyoz davası darbeyle mücadele davası olmaktan çıkmış, siyasi iktidara muhalif olanların susturulduğu, baskı altına alındığı bir hal almıştır. Bu anlamda, muhakeme hukukunun temel ilkelerinin ve savunma hakkının ihlali anlamında KCK davası madalyonun bir yüzüyse, Ergenekon ve Balyoz madalyonun öbür yüzüdür. Birini görüp diğerini görmemek, inandırıcılığımızı zedeler.”
Nasıl taktik..
Dört dörtlük..
Karşı taraf da, konuya olumlu bakıyor olmalı ki, sabah akşam “askerin bölgedeki insanlara zulmettiğini, işkence yaptığını, dışkı yedirdiğini” söyleyenlerden, bu söyleme tek kelime ile itiraz eden çıkmıyor.. Bir tanesi bile, “Bize, darbecilerin sözcülüğünü yapma.. Bize, bu bölgede işlenmiş 18 bin faili meçhul cinayetin faillerinin avukatlığını yapma..” demiyor..
Ve bu gidiş; “Mevcut hükümetin devrilmesi için, PKK ile bile anlaşırız” mantığının ulusalcılarda hakim olduğunu gösteriyor..
“PKK ile mücadele ettiği”ni ileri süren, “eski dönemin generalleri”nin…
“Kürt halkının hakları bahanesi” ile askerdeki gariban “Mehmetçiği şehit eden PKK”nın…
Biri KCK davasında.. Diğeri Balyoz-Ergenekon davalarında.. Tünelin sonunda ışık göremedikleri için..
Şimdi el ele verip, kurtuluş çaresi aramaya koyulduklarını gösteriyor!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir