2 Milyon Tivit’e 110 Soruşturma

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

2 milyon tivit’e 110 soruşturma

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, dün bir açıklama yapmış..

Açıklama her ne kadar, basındaki “iki farklı bakış açısı”nın ikisini de hedef alıyor gibi görünse de, gerek açıklamanın  tarihi itibari ile ve gerekse cevap verilen başlıkların çoğunun Akit’ten alınması gerçeği karşısında, Akit’e cevap verilmek istendiği açıkça görülüyor.
Ne deniyor açıklamada: “Bazı medya organlarında ‘olayların abartıldığı, gözaltıların ve tutuklamaların hukuka aykırı olduğu, bayrak satan insanların bile 20 yıl hapisle yargılanacağı’ belirtilirken, bunların aksine, ‘Provokatörleri kim koruyor? Polis mi? Yargı mı?’, ‘Başsavcılık hala görevini yapmıyor’, ‘Başbakan’a hakarette savcılar hala sessiz’, ‘Savcılar başbakan ve ailesine hakarete kör’, başlıkları ile kolluğun ve yargı organlarının suçları takip edemediği ve göz yumduğu intibaını doğurabilecek yayınlara da yer verildiği görülmektedir.”
Buyrun cevap verilen haberleri maddeler haline getirelim..
Akit’in dışındaki kesimin, “Gezi Parkı saldırganları” haberleri iki başlık altında toplanmış.
“Olayların abartıldığı, gözaltıların ve tutuklamaların hukuka aykırı olduğu..”
Ve;
“Bayrak satan insanların bile 20 yıl hapisle yargılanacağı..”
Başsavcılık bu iddialara cevap vermekte haklı..
Haklı olduğu da, çok net.
600 kamu aracı hasar görmüş ve bu olaylar sebebi ile sadece 31 kişi cezaevinde ise..
200 milyon liralık Türkiye geneli zararın en az 100 milyonu İstanbul’da gerçekleştiğini varsayarsak, 100 milyon liralık zarara karşı sadece 715 kişilik gözaltı gerçekleştirilmiş ise..
Burda bir abartı olmadığı.. Tam aksine eksiklikler olduğu açıktır..
Bayrak satan insanların 20 yıl hapis cezası istemi ile yargılanıyor oldukları iddiasının da yalan olduğu, çok net..
Daha dün yazdım, bayrak satmak, 20 yıl hapis gerektiriyor ise, niye sadece bir tane satıcı gözaltına alınıyor? İstanbul’da sadece bir kişi mi bayrak sattı?
Tabii ki yalan bir haber.. Bayrak sattığı için kimseye gözaltı uygulandığı yok. Başka eylemler sebebi ile gözaltı işlemi yapılmış.
Dolayısı ile başsavcılığın iki başlıktaki haberleri de eleştirmesi haklıdır.
Peki başsavcılık, Akit’in hangi haberlerine itiraz ediyor?
“Provokatörleri kim koruyor? Polis mi? Yargı mı?”
Sorudan bile rahatsızlık duyulur mu?
Çıkarırsınız, TOMA’ya molotofla saldıranların gözaltı ifadelerini..
Tutuklama kararlarını..
“Ne polis, ne yargı, kimseyi korumuyor” dersiniz..
Olur biter.
Ama, ortada 500’den fazla kamu aracı hasar gördüğü halde (Bunların en az 250’sinin  İstanbul’da olduğun kabul edersek), sadece 31 kişinin tutuklanmış olmasında, bir yanlışlık olduğu açık değil mi?
Nerde bir tutuklu tek başına, 10 araca birden zarar vermiş!
Cevap verilen, bir başka başlığımız, “Başsavcılık hala görevini yapmıyor” şeklinde..
Açıklama yapılmazsa.. Telefonlara cevap verilmezse, ne yapmalı, gazeteci?
Haberi yapmamalı mı?
Bir başka haberimiz, “Başbakan’a hakarette savcılar hala sessiz..”
Burda da net bir cevap verilemiyor..
Hem haberlerimizde, hem ben köşemde, Başbakan’a yönelik hakaretler için, “re’sen soruşturma zorunluluğu” olduğunu hatırlattım..
Ama gelin görün ki, savcılarımız, şikayet bekliyorlar..
Yanlış uygulama haber yapılınca da, cevap ilgili savcılardan değil, ne hikmetse başsavcılıktan geliyor..
Acaba Başsavcılık, “Başbakan’a yapılan hakaretleri, re’sen soruşturmayın, şikayet bekleyin” diye daha önce talimat mı vermişti ki, şimdi cevabı da o veriyor!..
Başsavcılığın açıklamasında eleştirilen bir başka başlığımız da; “Savcılar başbakan ve ailesine hakarete kör” haberine..
İşte buna verdiği cevapta, başsavcılık kısmen haklı..
Çünkü “110 soruşturma var” deniliyor, açıklamada.
Ama ben kendilerine hatırlatayım..
Eylemlerin sadece bir gününde, birkaç saatlik zaman diliminde 2 milyon tivit atıldığı iddia edilirken.. Bu tivitlerin büyük çoğunluğunun hakaret içerikli olduğu bilinirken.. 110 sayısı ne ki?
Başsavcılık, “Savcı sayımız az. Teknik imkanımız az” diyebilirdi..
Ama, “Soruşturmalar açıldı” derken, 110 sayısının yeterli gibi göstermek, bence olayın vahametini görememektir..
Yapılmak istenen, sıradan bir hakaret değil: “Hükümeti devirmek..”
Bunun için de, 1960’ta Menderes’e ne yapıldı ise.. 28 Şubat’ta Erbakan’a ne yapıldı ise.. 2013’te de Tayyip Erdoğan’a o yapılmak istendi.. Her darbenin ilk adımı, devrilecek kişinin küfürlerle  itibarsızlaştırılmasıdır… O küfürlere cezai işlem yapılamadığı an, artık süreç darbeciler lehine işler..
Bilmiyorum, anlatabildim mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir