Adli Tıp’ın Eruygur’u Kurtarma Harekatı!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Adli tıp’ın eruygur’u kurtarma harekatı!

 

Adli Tıp, bir ceset üzerinde otopsi yapıp, ardından açıklama yapsa: “Ceset üzerinde vücudun göğüs kısmından giriş yapıp, sırt bölgesinden çıkış deliği olan kurşun yarası bulunduğu görülmüştür..”Devam etse..

“Ancak ölüm sebebi tespit edilememiştir.”

Elinize sopayı alıp kovalamaz mısınız, bu raporu yazanları..

Veya şöyle bir rapor hazırlansa: “Ceset üzerinde yapılan incelemede, kafa ile vücudu birleştiren boyun kısmının büyük oranda kesici bir aletle kesilmiş olduğu, bu arada boyundan geçerek beyne giden damarların da tamamen ikiye ayrılmış olduğu..”

Bu rapor da şöyle bitse: “Ancak kesin ölüm sebebi tespit edilememiştir.”

Ne yaparsınız, “Hay Allah razı olsun, çok açıklayıcı oldu. Teşekkür ederiz” mi dersiniz?

Veya Adli Tıp şöyle bir rapor hazırlasa: “Ceset üzerinde yapılan incelemede, vücudun kafa, göğüs gibi bölümlerinin, kimliği tespit edemeyecek kadar parçalanmış olduğu, ancak kesin ölüm sebebinin tespit edilemediği..”

Ne yaparsınız?

“Gidin siz evinizde yatın da, gözü olan herhangi üç vatandaşı oraya koyup, raporumuzu alalım” demez misiniz?

“Zehir var, zehirlenme yok” demek, akıl ile dalga geçmek değil de, nedir?

Şunu deseler, eyvallah ederim..

“Zehir var. Ancak tek başına bu zehirin mi etkili olduğu, yoksa ayrıca ilaveten başka sebeplerle birlikte mi ölüme sebebiyet verdiğinin tespit edilmesi şu an için teknik olarak mümkün değildir. Takdir, diğer delillerle birlikte, savcılık ve mahkemeye aittir.”

Veya; “Cesette zehir bulunmuş ise de; bunun ölümden önce mi yoksa sonra mı bulaştığı kesin olarak anlaşılamamıştır” denilse, ona da eyvallah.

Ama böyle bir izahat yapılmıyor..

Öyle bir “Zehirlenme tespit edilememiştir” cümlesi kuruluyor ki, sanırsınız teknik olarak tahliller yapılmış, kesin bulgulara varılmış ve ölümün zehirlenme sonucu olmadığı tespit edilmiş!

Yok böyle bir şey.

Kafa karıştırmaktan başka, yaptıkları hiçbir şey yok..

Turgut Özal raporunda “Zehir var ama zehirlenme yok” skandalına imza atan Adli Tıp’ın güvenilmezliği, Şener Eruygur raporu ile daha iyi anlaşıldı.

“Eruygur’da ne yapmışlar ki?” diyeceksiniz..

Daha ne yapacaklar?..

Ağır Ceza Mahkemesi Adli Tıp’a soruyor: “Şener Eruygur ‘Hafızamı kaybettim’ diyor. Ne dersiniz, doğru mu söylüyor?”

Böyle bir soruya, Adli Tıp ne cevap veriyor?

Önce “Akıl zayıflığı tespit edilmiştir” diyor.

Ardından devam ediyor, “TBMM’yi devirme, kişisel verileri elde etme, … suçları için cezai ehliyeti tamdır!”

Yani kafa karıştırma, ancak bu kadar olabilir.

Mahkemeyi adeta tuzağa düşürme, ancak bu kadar olabilir..

Tıp fakültesi bitirmiş, üstüne bir de hepsinde akademik unvan olan koca koca adamlar.

İki satırlık raporu, anlaşılır şekilde yazamıyorlar.

Kendilerine sorulan soruya, okuyanın net olarak anlayabileceği, tereddüte düşülmeyecek bir cevap veremiyorlar.

Hem “Akıl hastalığı vardır” diyorlar.

Hem de “Cezai ehliyeti tamdır” diyorlar.

Tam bir kafa karıştırma taktiği..

Tam bir tuzaklama usûlü..

Mahkeme derinlemesine konuyu anlamak için bakmayıp, raporun sonuç kısmı ile hareket etse..

Yüzde yüz yanlış karar verecek.

Rapor da o amaçla, böyle kaleme alınmış olmalı..

Yanlış karar verilsin..

Böylece Yargıtay’a gidildiğinde, çantada keklik bir bozma sebebi olsun..

Başka ne anlamı olabilir, böyle muğlak bir raporun..

Bakın Ceza Muhakemesi Kanunu, ne kadar net anlatmış, alınacak raporu..

CMK Madde 74: “Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilebilir.”

Demek ki raporda neler olacak?

Sanığın akıl hastası olup olmadığı..

Hasta ise, ne zamandan beri hasta?

Hasta ise, hastalığı davranışlarına ne oranda etkili.. Etkisi ne?

Evet, kanun bunları öngörmüş..

Ama gelin de, Eruygur raporundan, bu tespitleri net olarak anlayın.

Anlayabilirseniz..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir