Asker ‘Höt’ Deyince ‘Emret’ Diyenler, Cezaları Beğenmedi!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Asker ‘Höt’ deyince ‘Emret’ diyenler, cezaları beğenmedi!

 

Ergenekon davasının cezaları, yargıdaki “dede ekibi”ni fena korkuttu..
Şimdi hepsi, “sıra bize de gelir mi?” endişesi ile, cezaları eleştiriyorlar..
İlk demeç sahibi, 2000-2004 yılları arasında, başörtü yasağının en koyu uygulandığı yıllarda Danıştay Başkanlığı yapan Nuri Alan..
Tam bir başörtü yasakçısı! Daha kısa süre önce, YÖK’ün “Türban yasağını fiilen ortadan kaldıran genelgesi” yayınlandığında da, hemen demeç verip, eleştirmişti.. Adam emekli olalı nerdeyse 8 sene olmuş.. Hâlâ aklı fikri, başörtü yasağının devam etmesinde..
Asker höt deyince, “emret komutanım” diyerek hazırola geçen bu adam, şimdi çıkmış Ergenekon kararlarını şu ifadelerle eleştiriyor: “Bu karar, Türk milleti adına verilmiş bir karar değil. Karar, ‘hukuk dışıyım’ diye bas bas bağırıyor.”
Bayram günü benim ağzımı bozacak..
Sanki kendisi başkan olduğu dönemde, “başörtü yasağına yönelik verilen kararlar, gerçekten Türk Milleti adına verilmiş!”
Be utanmaz adam.. Türk milletinin % 70’i başörtüsünün yasaklanmaması gerektiğini söylerken, senin yönetimindeki Danıştay, hangi yetki ile, “Türk Milleti adına” diye başlayıp, bir kıyafeti yasaklayan karara imza attı?
Sen önce bunun hesabını ver..
Ama sıkıntı da o zaten.. Yakında savcının kapısını çalacağını anlamış olmalı..
Ki “süreci uzatabilir miyiz” diye, teröristleri savunup, yargıçları eleştiriyor..
“Osman Yıldırım’ın tahliye edilmiş olması, saldırı sırasında Danıştay’da görev yapan yargı mensuplarını rencide etmiştir” diyor.
Hiç düşünmüyor ki; rencide olmaya hakkı olanlar, önce davayı takip etmeli idiler..
Muhteremler, Ankara’daki davaya koşa koşa gittiler.. Çünkü “Türban yasağı yüzünden cinayet işlendi” ekseni üzerinde yargılama yapılıyordu.
Ne zaman ki olayın gerçek çehresi ortaya çıkarıldı.. Danıştay’daki “Alan” kafalılar, davayı takipten bile geri çekildiler..
Şimdi hangi hakla, o cinayetle ilgili karardan rencide olacaklar ki!
Savcının kapısını çalacağı ikinci yüksek hakim Tansel Çölaşan..
O da şöyle yorumluyor Ergenekon kararlarını: “Özel yetkili mahkemeler kaldırılıp, terörle mücadele mahkemeleri kurulduğu halde, bu davanın mahkeme ve yargıçları değiştirilmedi. ‘Özel olarak’ göreve devam ettirildi.”
Değiştirilseydi, bu yüksek hakime hanım, “Hakimler değiştirildi” diyecekti!
Bu kadar pervasızlar işte..
Hemen bir cümle sonrasında, öyle diyor zaten: “Bu davada temyiz incelemelerini yapacak olan Yargıtay’a bu dönemde bir kerede 160 üye toptan atandı ve üye tablosu değişti.”
Kafa; bu işte! Yıllar önce özel yetkili mahkemeye atanmış hakimler davaya bakmayı sürdürünce, “Niye yeni kurulan mahkemeye devredilmedi” diyorlar.. Yargıtay’a yeni üye seçilince, “Niye yeni üyelerin olduğu daire bakacak” diyorlar..
Kaldı ki, küçük bir hatırlatma yapalım.
Yargıtay’a yeni üyeleri, siyasi iktidar mı seçti?
Hayır. 12 bine yakın hakim ve savcının seçimi ile oluşan HSYK, Yargıtay’a üye seçti..
Eskiden kim seçiyordu?
Solak iktidarların olduğu dönemde, solcu Adalet Bakanı, solcu müsteşarın belirlediği üç kişi seçiyordu..
Bunu istiyor Çölaşan.
“Ahh ne güzel günlerdi, Seyfi dedeye söylüyorduk, adamlarımızı seçiyordu” diyor..
HSYK üyelerini, “hakim ve savcılar” seçince,  beğenmiyor hanımefendi!
Üçüncü demeç sahibi ise, kimliğini gizlemiş.
Ama kim olduğu, demeç verdiği muhabirden belli. O hakim kim biliyor musunuz?
Ergenekon’da 23 yıl hapis cezasına çarptırılan emekli albay ve de avukat Levent Göktaş’ın yakalandığı sırada masasının üzerindeki dosyada bulunan CD’de, “İstanbul kaçamakları” görüntüleri bulunan Orhan Karadeniz.
Örgüt, Danıştay cinayetini öylesine sağlam tutmuş ki.. Cinayetin görüleceği mahkemedeki hakimlerin “Ben cinayetin arka planını araştıracağım” deme ihtimaline binaen, onlara yapılacak şantaj için verileri bile çok önceden toplamışlar..
Daha nice hakimlerin, nice özel görüntüleri vardı o CD’de..
Cinayetin arka planını soruşturmadan, “türban sebebi ile işlenen cinayet” kararı veren hakim de Osman Yıldırım’ın tahliyesine kafayı takmış ve diyor ki, “Türban yüzünden Cumhuriyet’e bomba attık diyorsun. Birkaç gün sonra yine türban meselesi yüzünden Ankara’ya gelip Danıştay’a saldırı yapıyorsun. Demek ki mahkeme, Arslan’ın beyanlarını yeterli bulmamış.”
Hakim olmuş ama, hiç düşünmüyor, “OYAK görüntüleri niye sildi? Arslan, şifreli mesajları cinayetten önce niye attı?”
Hiç akıl edememiş,  “Yıldırım’ın dini hayatı yok iken, Arslan’ın her günü ulusalcılarla geçerken, nerden çıktı, türban yasağı yüzünden cinayet işlemek!”
Ama, cinayetin arka planını ortaya çıkaranlara, kara çalmaya kalkıyor: “Madem Danıştay saldırısı ile bir ilgisi yoktu, İstanbul’dan Alparslan Aslan ile birlikte Ankara’ya neden geldiler diye sormazlar mı?”
Peki sana sormazlar mı, “Madem adil karar verdiğini söylüyorsun, o Ergenekon sanığının masasındaki özel görüntülerin ne idi?”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir