Bu İşte Bir Yanlışlık Yok mu Sayın Bakan, Sayın HSYK Üyeleri!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Bu işte bir yanlışlık yok mu Sayın Bakan, sayın HSYK üyeleri!

 

45 gündür ülkenin gündemini meşgul eden Gezi Parkı olayları, gerçekten “işin içinde işler var” görüntüsü veriyor..
Bir bakıyorsunuz; molotoflarla polise saldıranlar, taş atanlar, otobüsleri ateşe verenler yakalanmıyor.. Bunlar saldırılarına devam ediyorlar..
Bir başka açıdan baktığınızda, gencecik çocukları, tek başına iken, sokak arasında sıkıştıran sivil giyimli insanlar, sopalarla kafalarına kafalarına vurabiliyorlar..
Hani palalı esnafın yaptığı gibi, şöyle ayaklarına hafifcecek dokunsalar, “Ağabey tokadı” diyeceğim..
Ama, gösterici konumundaki gencin devam eden bir saldırı hareketi yok iken.. Üstelik de bir başka sivil iki kolundan tutup etkisiz hale getirmiş iken.. Kafasına denk gelecek şekilde, sopa ile vurulması..
Ancak provokasyonla açıklanabilir..
Yapanlar polis midir, bilemiyoruz.
Ama, polis olmasalar da, onları bulmak da, polisin görevi zaten..
İşte tam bu noktada..
Toptancı anlayışla, polisi savunmanın.. Toptancı anlayışla yargı mensuplarının hepsini “Doğru yapıyorlar” diye savunmanın mümkün olmadığını söyleyeyim.
Sokak arasında, tek başına kaçmakta olan bir gencin, eğer hemen öncesinde bir suç işlediği biliniyor ise, gözaltına alınması gerekirken, sopa ile dövülmesi, hangi polis yetkisine girer?
Eğer o dövenler polis değil ise, bu provokasyonu yapanlar, niye yakalanıp, yargıya teslim edilmez?
Denilecek ki, “Kimleri kimleri teslim ettik.. Ne gördük? Anında bırakıldılar..”
Evet, burda da bir yanlışlık var.
Sanılıyor ki, artık yargı hükümetin emrinde..
Bütün savcılar, hakimler hükümete şirinlik yapıyor..
Hayır, bin kere hayır..
Gördünüz, başörtülü avukatı, danıştay kararına rağmen, hâlâ duruşmalara almayan hakimler, en büyük illerde görev yapmaya devam ediyor..
Ve onların verdikleri birçok karar, hükümete fatura ediliyor..
Gezi eylemlerinde de, ilk günlerde hiç tutuklama çıkmadı. Garibime gitmişti yaşananlar..
Gözaltına alınanları bol keseden serbest bırakan savcının kim olduğuna baktım..
Aslında spor işlerine bakan bir savcımız imiş..
Yani “şu maçta şu oldu, bu maçta bu oldu” türünden olayları soruşturan savcımız, herhalde yaz sezonu sebebi ile maç olmadığı için, gezi olayları ile görevlendirilmiş. Gezi eylemleri gibi dört dörtlük “hükümet devirme” girişiminde, eylemcileri sorgulamaya başlamış..
Sorguluyor mu, yoksa geleni evine mi yolluyor, tam rakamlar ortaya çıkınca göreceğiz..
Ama aynı savcının, Cizre’de görev yaptığı dönemde, Jitemci albay Cemal Temizöz’ün cinayetleri sebebi ile kendisinin de tanıklığına başvurulduğunu, ancak “Ben bir şey bilmem” diyerek olayları aydınlığa çıkaracak küçücük bir adım atılmasına katkı sunmadığını  öğrenince..
“Ahh ah” dedim içimden..
“Hep mi tesadüf bunlar?..”
Cizre’de Cemal Temizöz döneminde savcı ol, dağdaki çobanın bildiklerini sen bilme..
Savcılık mı yapmışsın, yoksa gözlerini kapatıp “saklambaç” oyunu mu oynamışsın?
Cemal Temizöz yıllar sonra, AK Parti iktidarında yargılanmaya başlanınca, mahkeme bu savcımızı çağırmış, iddiaları kendisine sormuş..
Mesela “Özel bir sorgu ekibi var deniliyor. Ne biliyorsunuz?” denilmiş..
Savcımız şöyle cevap vermiş: “Cizre’de o dönemde özel bir sorgu ekibinin olup olmadığı konusunda bilgi sahibi değilim. Terör bölgesiydi, adliyeye çok kişi getirilirdi.”
Mahkeme tarafından savcımıza bir soru daha soruluyor: “Toros marka araçlarla bazı suçlar işlendiği ileri sürülüyor, ne biliyorsunuz?”
Savcımız cevap veriyor: “Cizre’de ‘Toros’ marka araç çok kullanılıyordu. Ancak jandarma ve emniyet mensuplarının böyle bir araç kullanıp kullanmadığını bilmiyorum. Terör olayları nedeniyle bazen resmi araçlara sivil plaka da takılırdı.’’
Şimdi aktaracağım soru ve cevap daha da ilginç..
Mahkeme Başkanı, dönemin savcısına soruyor: “Özel sorgu ekibinde yer aldıkları iddia edilen ‘Yavuz’, ‘Tuna’ ve ‘Selim hoca’ kod adlı jandarma görevlilerini tanıyor musunuz?”
Savcımız cevap veriyor: “Uzman çavuş olan 3 kişiyi hatırlıyorum. Söylediğiniz kod isimlerin onların gerçek isimleri olduğunu biliyordum. Gerçek isimlerini bilmiyorum.’’
Cemal Temizöz ile de bir muhabbeti olmalı ki, duruşmada albayımız söz istiyor.. “Terör örgütü PKK tarafından Cizre Hükümet Konağı’na yapılan saldırı esnasında neler yaşamıştı?”
Savcımız, 9 ağırlaştırılmış müebbet istenen albay Cemal Temizöz’ü yalancı çıkartmıyor, onu destekler mahiyette açıklama yapıyor: “Adliye lojmanı hükümet konağına çok yakın idi. Biz saldırı esnasında ya kapıcı dairesine inerdik ya da binanın koridorunda uyurduk!’’
Şimdi bu savcımız, Gezi Parkı göstericilerini sorguluyorsa..
Bu işte bir yanlışlık yok mu, sizce?
Sayın Adalet Bakanı?
Sayın HSYK üyeleri!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir