Çözüm Sürecinde Yokuz..Anayasa’da Yokuz.. Sandıkta?..

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Çözüm sürecinde yokuz..Anayasa’da yokuz.. Sandıkta?..

 

Kemal beyin arkasında siyah bir zemin… Siyah zeminin içinde “Demokrasi ve özgürlük bildirgesi” yazısı…

Demokrasi…
Özgürlük…
Bunlar ne ola ki?
Kemal Bey “demokrasi” diyor..
Karşısında toplanan gazeteciler arasında, Akit’ten kimse yok.  Herkesi çağırmış, Ağır Ceza’da yargılanan KCK’lıları bile çağırmış da.. Yeni Akit’i çağırmamış.
Nasıl demokrasi bu?
“Özgürlük” diyor, Kemal Bey..
Kemal Beyin “özgürlük bildirgesi” okuduğu günde ben, hafta başı yapılacak duruşmaya hazırlık yapıyorum, Kemal Beyin şikayeti üzerine açılan dava için.
Bu nasıl özgürlük?
“Canım siz de rahat durmamışsınız, onlar da şikayet etmişlerdir” diyenler olabilir..
İyi de o zaman, “Tutuklu gazeteci ayıbına son verelim” niye diyor?..
Bazı gazetecileri şikayet ettiğine göre..
“Bunlar hapse atılsın” dediğine göre..
Kemal Beye göre, bazı gazetecilerin cezaevinde olması, basın hürriyetine aykırı değil, demek ki..
Ama anlarsınız ya..
Kemal Beyin istediği özgürlük; terörist gazeteciler için..
Özgürlük, habercilik yapan gazeteciler için değil.. Gerçekleri CHP yönetiminin yüzüne vuran Akit için değil…
Onun için de, 25 bin satan Radikal’den (benim sayabildiğim) üç kişiyi birden karşısına oturtmuş.. Radikal’in üç misli tirajı olan Akit’ten bir kişiye dahi davette bulunamamış..
İstediği demokrasi bu işte..
¥
Kemal Beye yakın bir isim, demiş ki: “Aleyhimize haber yapıyorsunuz. Onun için savcılığa şikayette bulunduk. Savcılığa verdiğimiz gazeteyi basın toplantımıza çağırırsak, kendimizle çelişirdik!”
Keh keh keh!
Daha bir ay önce, Taraf’ı ve Akit’i birlikte savcılığa veren CHP değil miydi?
Gürsel Tekin değil miydi, Ankara Savcılığı’na verdiği dilekçe ile, Taraf’ı ve Akit’i şikayet eden?.
Dün Taraf’ın genel yayın yönetmenini yanlarına oturttular.. Kanka olduklarını, ispatladılar..
Akit mi?
Akit’le mümkün değil, yan yana olamazlar..
Her yalanlarını yüzlerine vuranlarla aynı masada oturamazlar ki!
¥
Gördünüz işte, CHP penceresinden bakıldığında, bütün gazeteler bir safta..
Akit tek başına başka bir safta..
Bizim açımızdan olaya bakarsak.. Böylesi bir tablo karşısında hiç üzüntü duyulur mu?
Üzüntü bir yana, tam aksine, büyük bir onur duyuyoruz.
Aman ha, resmi evrakta sahtecilikten yargılanan adam, bizi hiçbir yere çağırmasın..
Resmi evrak sahteciliği şüphelileri ile kahvaltıda da olsa, yan yana oturmamız mümkün değil..
Aman ha, yargılandığı ceza dosyasından belgeleri yürüten bir milletvekili, bizi bir yere davet etmesin..
Sevenlerimize nasıl açıklarız, “milletvekili seçtirerek cezaevine girmekten yırtan” birisi ile aynı masada oturmayı..
Gürsel Tekin gazetemizi arayıp, “Sayın genel yayın yönetmeni, sizi yarın kahvaltılı basın toplantısına bekliyoruz” deseydi, kendimizden şüphe ederdik,.
“Bu adamlara ne ümit verdik ki, bizi davet ediyorlar” derdik.
Şükür, davet etmedi..
Nezaketen de olsa, “Teşekkür ederiz” dememize gerek kalmadı..
¥
Çağırsaydılar, gider miydik?
Aramızda kalsın, hiç sanmam..
Böylesi bir CHP yönetimi ile oturup ne konuşacaksınız ki?
Önce bildirgelerini gazetecilerin huzurunda okuyorlar..
Sonra gazetecileri dışarı çıkartıp, gazetecilerle kapalı oturuma geçiyorlar..
Yok yok.. Kafam karışık değil..
Elhamdülillah, ayran ve sudan başka içecek bilmeyiz biz..
Aynen öyle olmuş.
Genel yayın yönetmenleri ile içeriye geçmişler.. Basın emekçilerine kapıyı göstermişler..
“Herkesin bazı özelleri olabilir” diyeceğim de..
CHP bana bu hakkı vermiyor.
“Başbakan, kapalı kapılar ardında, komutanla ne görüştü” diye hesap soruyorlar.
“Devletin üst yönetimindeki insanların, bazı konuları uluorta konuşmalarının doğru olmayacağı” açıklamalarına itiraz ediyorlar!
O zaman ben de CHP’lilere ve bu “gizli görüşme”ye boyun eğen genel yayın yönetmenlerine sorarım: “CHP yönetimi, genel yayın yönetmenleri ile, kapalı kapılar ardında ne konuştular?”
Üstelik, içlerinde bir tek “doğrucu Akit” yok iken..
¥
Kemal bey açıklamış: “Anayasa Komisyonu’na yokuz.. Çünkü..”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir