Faşistlikle Suçlananlar Uyuyor ”Sindiriliyoruz” Diyenler İşi Bitiriyor

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Faşistlikle suçlananlar uyuyor
 “Sindiriliyoruz” diyenler işi bitiriyor


 

İstanbul Barosu’nun Almanya doğumlu ulusalcı başkanı, yönetim kurulu üyelerini de toplamış, “Yönetim düştü” iddialarına dün cevap veriyordu.
Başkan diyor ki: “Türkiye ileri faşizmi yaşamaktadır.”
Faşizm ha!
Hemi de “ileri”sinden!
Buyrun birlikte bakalım, “ileri faşizm”e..
Başkanın kendisi, Galatarasay Üniversitesi’nde öğretim üyesi..
Yüksek Öğretim Kanunu 36. maddesindeki açık hüküm gereği, mesai saatleri içinde, üniversite dışına çıkamaz.
Ama beyefendi, bırakın iki günde bir yaptıkları baro toplantılarını, artık öyle pervasızlaşmış ki, dün mesai saatinde basın mensuplarını çağırıp, canlı olarak yayınlanan basın toplantısı düzenledi.. Böylece, deklare etmiş oldu: “Ben üniversitede olmam gereken saatte, şimdi burdayım. Suç işliyorum. Bana kimse bir şey yapamaz.”
Başkan suç işlediğini ilan ediyor ama.
Faşistlikle suçlananlarda tık yok.
Ne Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bir yetkili çıkıp, “Kanunlar uygulanmak için çıkarılır.

Kanunu uygulamayan yetkililer hesap verecekler” diyor.. Ne YÖK’ten bir üye çıkıp, “Üniversiteye gerekli hatırlatma yapıldı” diyor.. Ne de Galatasaray Üniversitesi rektörü, bir açıklama yapıyor: “Mesai saatleri içinde üniversite dışına çıkan öğretim üyemiz hakkında soruşturma açılmıştır” diye..

Nasıl bir faşizm ise bu!
Adam “Toplumun bütün kesimleri susturulmakta, sindirilmektedir” diyor..
Oysa toplumu susturan da, sindiren de kendileri.. Öyle bir korkutmuşlar ki üniversiteyi, soruşturma bile açamıyorlar.
Mesai saatlerinin tümünde dışarda gezen adam… Ay başında gidip, maaşı tastamam alıyor.. Faşistlikle suçlananlar ise, kuzu kuzu ödüyorlar..

İtiraz edemiyorlar.
Sadece başkan mı?
Hayır.
Yanısıra dizilenlerin de hemen hepsi, siyasi iktidardan şöyle veya böyle para ilişkisi olanlar..
En başta oturuyor bir hanımefendi..
Milli Piyango İdaresi’nde, kadrolu avukat..

Bir memur..
Ay başında maaşı tıkır tıkır alıyor.
Ama, mesai saatinde, gidip darbeci komutanlara destek veriyor. Mesai saatinde gidiyor, siyasi iktidara meydan okuyanlarla birlikte görüntü veriyor..
Nerde Milli Piyango İdaresi’nin genel müdürü?
Nerdesin beyefendi?
Seni faşistlikle suçluyor, yanında çalışan memurun.. Seni göreve getirenleri faşistlikle suçluyor, senin kadrolu elemanın.. Mesai saatinde elini kolunu sallaya sallaya gidip geziyor..

Gezmeyi bırakın, siyasi açıklamalar yapıyor. Siyasi iktidarı faşistlikle suçluyor.. Sen seyrediyorsun..
Kimseye “Faşistlik yapın” tavsiyesinde bulunacak değiliz. Ama, haksız yere ülke idarecilerine “faşist suçlaması” yapanlara karşı “kuzu olan”ları da, seyredecek değiliz.

Onunla da iş bitmiyor..
Başkanın yanında oturanlardan bir başkası..
Bahçeşehir Üniversitesi’nde ders veriyor..

Tabii karşılığında da para alıyor.
Avukatlık Kanunu 11. madde, yasaklıyor bu işi: “Aylık, ücret, gündelik veya kesenek gibi ödemeler karşılığında görülen hiçbir hizmet ve görev, … avukatlıkla birleşemez.”
Hukuk fakültelerinde görev yapan yüzlerce araştırma görevlisine, “Ya avukatlık, ya da araştırma görevliliği. İkisi birden olmaz” denildi. Ayda bir tane, tanıdığı birisinin davasını alıp, pratikten kopmayıp, bu arada da “üç kuruş aile bütçesine katkı sağlama” düşüncesindeki araştırma görevlileri, cebren avukatlığı bıraktılar..

Ama avukat hanımımız; hem avukatlık yapıyor, hem baroda yönetim kurulu üyeliği yapıyor, hem de Bahçeşehir Üniversitesi’ne ders vermeye gidiyor.
O gidiyor da..
Bahçeşehir Üniversitesi’nin rektörü niye sormuyor: “Hanımefendi, siz ülkenin idarecilerini faşistlikle suçluyorsunuz. Kusura bakmayın. Bu üniversitede artık size verdireceğimiz ders yok. Hem darbe suçundan yargılananlara destek verip, bu sebeple  4 yıla kadar hapis cezası ile yargılanıp, hem de geleceğin nesli çocuklarımıza ders veremezsiniz. Bu ülke için gece gündüz çalışanlara faşist diyorsanız.. Gidin; ‘faşist diye suçladığınız insanlarla bağı olmayan yerler’de iş yapın. Devletten fonlanan üniversitenin öğrencilerinin, sizden öğreneceği bir şey yok” diye?
Ülke idarecilerinin faşistlikle suçlandığı basın toplantısında, Baro Başkanı’nın yanında dizilen bir başka beyefendi..

O da Doğuş Üniversitesi’nde ders veriyor, parasını alıyor..
Kanun yasaklıyor ama.. Kanunu dinleyen kim?
Sonra da çıkıp, “Faşizme esir olduk. Sindirilmek, susturulmak isteniyoruz” diyorlar..
Bir başka Baro Yönetim Kurulu üyesi, Gençlik Spor Bakanlığı’na bağlı bir federasyonda görev alıyor..

İmkanlar o biçim..
Faşizme bakın…
Faşizmin değil kendisi, “f”si olsa bu ülkede, siz bu güzelim işleri nerden bulacaktınız beyler..
Başbakan faşist. Bakanlar faşist..

Ama sizler faşistlerin yönetimindeki bakanlıklarda çalışabiliyor, imkanlarından sınırsız yararlanabiliyorsunuz.. Kanunlarda başkalarına tanınmayan haklar kullanabiliyorsunuz..

Bu nasıl faşizm, söyler misiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir