Gezizekâlı Ahlâksızlıklar Tavan Yaptı!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Gezizekâlı ahlâksızlıklar tavan yaptı!

 

Diyorlar ki: “Başbakan’ın sözlerini İçişleri Bakanı doğrulamadı: Türbanlı kadına saldırılmamış..”

Kabataş’ta, 6 aylık çocuğu ile, gezizekalıların saldırısına uğrayan başörtülü kadın olayını, böyle inkar ediyorlar..

Sözcü’nün başlık haberinden Emin Çölaşan’ına kadar, Hürriyet’inden Milliyet’ine kadar..
Cumhuriyet ve diğerlerini hiç saymaya gerek yok. Onlar yalanda zirve noktasındalar zaten..

Kaynakları ne?
İçişleri Bakanı’nın CHP milletvekili Umut Oran’a verdiği cevap..
Ama cevabın yarısı..

Cevabın aktarılan kısmında şunlar yazılı: “Karaköy Polis Merkezi Amirliğimiz kayıtlarında yapılan araştırmada konuyla alakalı tarafımıza bir müracaat bulunmamaktadır.”
Cevabın, bir de bu ahlaksız gazetelerde yayınlanmayan kısmı  var.. O bölümde de şunlar yazılı: “Konu doğrudan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na intikal etmiştir.”
Bu cevaptan, “türbanlı kadına saldırılmamış” neticesi çıkar mı?
Ahlaksız iseniz.
Türban düşmanı iseniz, çıkar.
Gezizekalı iseniz çıkar..

Bakan açıkça söylüyor: “Bizim bakanlığımıza bağlı karakollara şikayet yapılmamıştır. Şikayet, Adalet Bakanlığı’na bağlı savcılığa yapılmıştır.”

Karakola da, savcılığa da şikayette bulunmak mümkün mü?

Mümkün..

O zaman, karakola şikayet yapılmamış olması, (savcılığa şikayet yapıldığı da biliniyor iken..) “Hiç şikayet yapılmamış” denilmesini gerektirir mi?
Atatürkçülükten geçiminizi sağlıyor iseniz.
Tek sermayeniz, dindarlara küfretmek ise..
Bu yapılanlar ne ki?
Çok daha fazla ahlaksızlıkları bile bekleyebilirsiniz..

Benzer medya organlarında dikkat çekici bir haber: “Yakalamayı hakimden gizlediler”.
Bir yaşıma daha bastım..
Savcı yakalama vermiş..
Yakalama kararı verilen itiraz etmiş..
Hakim, yakalama kararını arıyor, bulunamıyor!
Böyle bir yalanı, ancak gezizekalılar uydurabilir..
Nitekim uydurdular da..
Haberin ayrıntısını okuyorsunuz..
“Hakim sormuş”muş.. Savcı da telefonda “yok demiş”miş… türünden gayriciddi bir haber!
Adliyenin işleri, hem de yakalama ve yakalamaya itiraz gibi ciddi işler, ne zamandan beri “telefon cevabı” ile kapatılıyor?
O hakim çıkıp söylesin, tezkere yazmış mı?
Yazdığı tezkereye ne cevap almış?
Boşversin, “Bana telefonda yok diye cevap verildi” hikayelerini..
İşini düzgün yapsın..
Savcı “Yok” diyorsa, emniyete sorsun, “Var mı?” diye..
Her gözaltına alınan, savcının yakalama kararı ile mi gözaltına alınıyor?
Emniyet, kendiliğinden gözaltına almış olamaz mı?
Emniyete de sorsun, sonra alacağı bir karar var ise alsın..
Yoksa, hedef şaşırtmasın, “Savcı yok dedi” diye..
Gazeteler de, mal bulmuş mağribi gibi atlamasınlar, uyduruk haberlerin üstüne..
Böyle rezil olurlar işte..

Taksim’de bir Alman gözaltına alınmış.
Ulusalcı medyamız, birden bire Almancı kesildi..
“Vayyy canına.. Almanı da gözaltına aldılar” diye haberler yapıyorlar..
Almana bu sevginiz nerden geliyor, muhteremler..
Önce sorsanıza o Almana: “Amca.. Ne işin var senin, Taksim’de?”
Hani “Almanya’da tek ağaç kesilmiyor mu ki, gelmişsin Taksim’e” diye sormalarını beklemiyorum tabii.
Hafif kaçar bu soru..
Ama, “8 Türk, senin Almanya’nda, Nazi Ergenekonu tarafından, takır takır öldürüldü.. Yıllarca katilleri ortaya çıkarılmadı. Şimdi sembolik yargılaması yapılıyor. O da kaplumbağa hızı ile.. 8 Türkün Alman ırkçıları tarafından öldürülmesinde sen hangi eylemi yaptın ki, Türkiye’ye gelmiş kardeş kavgası çıkartmaya çabalıyorsun?”

Sorabilirler mi bu soruyu?
Hiç sanmam.
“Gel Almanım gel..” derler..
İki dakika sonra, “Emperyalist devletler tarafından Türkiye’ye dayatılaaan..” cümlelerine hiç ara vermeden, “Gel Almanım gel” derler!!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir