Hakareti Altan Ediyor Tazminatı Halk Ödüyor!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Hakareti altan ediyor tazminatı halk ödüyor!

 

General torunu Ahmet Altan, Başbakan’a tazminat ödemeye mahkum olunca, “Bana güvenmeyin, çünkü bu elimdeki son para” diyerek, “teslim bayrağı çekme” numarasına yatmış!

Altan’ın, tazminat yüzünden “teslim bayrağı” çekmesi için, tazminatları kendi cebinden ödüyor olması lazım..

Acaba tazminatları, Altan cebinden mi ödüyor? Hiç alakası yok. Küfürü Altan efendi ediyor.. Ama tazminatı halka ödetiyorlar..

Halkın cebindeki para ile, Başbakan’a hakaret ediyorlar, bir de böyle “Başka para kalmadı” diye efeleniyorlar!

Nasıl mı oluyor, “halkın cebinden hakaret etme” numarası? Şöyle oluyor. Taraf bir sene öncesine kadar, özel şahıslara ait bir şirket tarafından çıkarılıyordu. Sonra, halka açılalım dediler. Hisseleri halka sattılar.

Bana sorarsanız, halka açık şirketle gazetecilik yapılamaz. Halka açık şirketin doğası ile bağdaşmaz; gazetecilik. Ama onlar, halka açık şirket ile, gazetecilik yaptıklarını iddia ediyorlar.

Önce hakareti ediyorlar. Sonra tazminat çıkınca, kendileri ödemesi gereken tazminatları, halka açık şirketin kasasından ödüyorlar. Böyle yürütüyorlar işleri.. Böyle aldatıyorlar insanları..

Oysa hakaret eden şirket değil ki, tazminatı şirkete ödetiyorlar. Yani şirketin sahibi halka ödetiyorlar..

Hakareti yapan, yazıyı yazan kim ise, o! Kim hakaret etti ise, hükmedilen tazminatı da, o kişinin kendi cebinden ödemesi lazım. Eski yıllarda, Hürriyet gazetesi için aynı eleştiriyi yapmıştım.

SPK’nın bu konuyu masaya yatırması gerektiğini, kimsenin küfür etme hobisini, halkın üzerinden kullanamayacağını hatırlatmıştım. Ne yapıyordu Hürriyet? Doğan Grubu’nun maaşlı elemanı olduğu yıllarda, Emin Çölaşan isimli küfürbaz sayesinde, siyasi iktidar baskı altında tutuluyordu.

Çölaşan küfrediyor..

Patronu, “Basın özgürdür. Yazara karışamayız” deyip, hakaretleri seyrediyor. Ama sonra…

Emin Çölaşan’ın hakaretleri sebebi ile tazminata hükmedilince, “özgür olduğu söylenen yazar”ın ödemesi gereken tazminat, şirket kasasından karşılanıyordu. Çölaşan’ın cebinden çıkması gereken tazminatlar, halka açık şirket olan Hürriyet Matbaacılık A.Ş.’nin kasasından ödeniyordu.

Daha açık söyleyelim, aslında halka ödetiyorlardı. Hem ülkenin başbakanına küfrediyorlardı.

Hem de halkın seçtiği başbakana ödenecek tazminatı, halktan çıkarıyorlardı. Böyle böyle Çölaşan, trilyonluk adam olmuştu..

Şimdi aynı işi, Taraf’ın Ahmet Altan’ı keşfetmiş. Nasıl olsa, “Ne kadar küfür edersem, o kadar ünleniyorum” diyor.

Mahkemenin vereceği tazminat kararını da kendisi ödemedikten sonra. Niye küfretmesin ki! Ama, Muhteşem Yüzyıl’da hatanın büyüğü nasıl ki siyasi iktidarın seçtiği RTÜK üyelerinde ise..

Bu şekilde halka açık şirketlerle, kasten siyasetçilere küfredip, parasını halka ödetenlere meydanı boş bıraktığı için, burada da suç, siyasi iktidarın sayesinde koltuğa oturan SPK yönetiminde.

Yapacakları iş çok basit. Alacakları bir karara bakar. “Bundan sonra, halka açık şirketlerde, yöneticilerin veya elemanların kasti hakaretleri sonucu şirketin ödemek zorunda kaldığı tazminatlar, mutlaka sorumlularına rücu edilecektir” diyecekler. Bu konuda ilgili şirketleri denetleyecekler.

Kanun da bunu emrediyor zaten. Gazeteyi çıkaran şirket ile hakareti yapan yazar/muhabir, tazminatlardan müteselsilen sorumlu ama.

Gazeteyi çıkaran şirket ödemeyi yaptı ise, asli fail olan muhabir ya da yazara rücu etmek hakkına sahip. Halka açık olmayan şirketlerde, “Size ne? Şirket yöneticisinin kendi cebinden çıkmış oluyor” diye, bir baskı kurmak mümkün olmayabilir.

Ama halka açık şirketlerde, aynı durum sözkonusu değil. SPK, halka açık şirketlerde, halkın menfaatini gözetmek zorunda olduğuna göre, oynanan bu oyuna da seyirci kalmamalı.

“Hakareti kim yaptı ise, nihai olarak tazminatı da o ödeyecek” dedi mi..

Bak bakalım böyle, sokak kabadayısı edası ile hakaretler ediliyor mu?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir