Kesik Baş Cinayetinin Sanık Avukatı Konuşmuş!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Kesik baş cinayetinin sanık avukatı konuşmuş!

 

“Eğer bir yerde avukat yerde sürükleniyorsa, aslında yerde sürüklenen yurttaştır” diyor, Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu..
İsminin önünde, Prof. Dr. da var..
Adli yıl açılışında, Yargıtay’da yapıyor bu konuşmasını..
Lokal bir olay üzerinden, “yurttaşların yerde sürüklendiği” sonucunu çıkartıyor..
Ben de bir yorum yapacağım..
Yorumumu, Münevver Karabulut cinayeti üzerinden yapacağım.
Önce kısa hatırlatma..
Münevver Karabulut cinayeti, 17 yaşındaki bir genç kızın, bir iş adamının oğlu tarafından, başı testere ile kesilerek, vahşice öldürülmesi davasıdır..
Bu cinayette, katilin babası da, testere ile işlenen suçun delillerinin izlerini karartmakla suçlanmıştı.
Ama, beraat ettirildi..
Kimin sayesinde?
Metin Feyzioğlu’nun avukatlığı sayesinde..
Şimdi ben de şunu söyleyebilirim: “Kesik baş cinayetinde, delilleri ortadan kaldıranları cezadan kurtaranların, Barolar Birliği başkanlığı yaptığı bir ülkede, vatandaşların yaşam hakkı yerlerde sürünüyor demektir..”
Nokta..
Noktayı koyduk ama..
Devam edelim..
Metin Bey, başörtü yasağını ortadan kaldıran Danıştay kararını içine sindirememiş.
“Başörtü yasağı” ifadesini geçirmeden, kararın sayısını vererek izhar ediyor, rahatsızlığını: “Kanunun açık hükmüne rağmen avukatlık mesleğinin kamu hizmeti niteliğini göz ardı eden ve salt serbest meslek olarak gören Danıştay 8. Dairesi’nin 05.11.2012 gün ve 2012/5257 Esas sayılı yürütmeyi durdurma kararının gerekçesini içimize sindiremiyor ve eleştiriyoruz.”
Bakın Danıştay 8. Dairesi’nin verilen tarih ve sayılı kararına!
Avukatlar için “başörtü yasağı”nın hukuka aykırı olduğunu belirten karar olduğunu göreceksiniz.
Burdan hareketle, bir yorum daha yapayım.
Hani Metin Bey diyor ya, “avukatların yerlerde süründürüldüğü” diye..
Metin Bey’in kastettiği, yerlerde süründürülen avukata yine de bir suç isnadı yapılıyor ve o muameleye tabi tutuluyor..
Peki başörtülü avukatlara, siz ne suçlaması yapıyorsunuz ki, duruşmalara giremeyeceğini söyleyerek, onları tahkir ediyorsunuz?
Yerlerde süründürülen avukatlar, gelmişler, duruşma yapılan adliye binası içinde, slogan atmışlar. Hakimleri-savcıları rahatsız etmişler. Adliye içindeki düzeni bozmuşlar. Polis bu avukatları adliyeden dışarı çıkartmak istemiş. Direnmişler.
Sonrasında da, o avukatlar, yerlerde süründürülerek dışarı çıkartılmışlar.
Peki, başörtülü avukatların suçu ne, Sayın Feyzioğlu?
Ki, duruşmalara sokulmuyor..
Mesleklerini yapamıyorlar..
(Dı)..
Söyleyin de bilelim..
Bilelim de, başörtülü avukatların onurlarının yerlerde süründürülmesinin amacını anlayalım..
Bir baro başkanının, Barolar Birliği başkanının.
Üstelik Prof. ünvanlı bir akademisyenin..
“Başörtü ile avukatlık yapılabilir” kararını içine sindirememesinin sebebini anlayalım..
Sakın “Başörtüsü yasağını kaldırdığı için değil. Avukatlığı serbest meslek olarak gördüğü için kararı içime sindiremedim” savunmasına meyletmesin Sayın Başkan.
Başörtü yasağını kaldıran karar açıklandığındaki yorumlarını da not ettik, Metin Başkan’ın..
Kararı uygulamakta nasıl direnç gösterdiğini de.
Sıkıntısının aslında neye olduğunu da, çok iyi biliyoruz biz.
Lamı cimi yok, başörtüye karşı çıkıyor Metin Bey.
Başörtülü avukata karşı çıkıyor..
Sonra da, avukatların yerde sürünmesinin istismarını yapıyor.
Kendisi, hiçbir hatası olmayan avukatların yerde süründürülmesini.. Avukatlık yapamamasını. Mesleklerini icra edememelerini.. Hakimler tarafından hakarete maruz kalmalarını öneriyor. Hatta destekliyor..
Ama suç işleyen avukatlara yönelik tedbirleri, “yurttaşa yapılmış” olarak nitelendiriyor!
Metin Bey’in bir cümlesi de şöyle: “Demokratik hukuk devletinde, siyasi iktidar, parlamentodaki çoğunluğu ne olursa olsun hukuk kurallarıyla bağlı olduğunu bilir. Hukuk kurallarını uygulayanlar da daima özgürlükçü pencereden bakarlar.”
Başörtü yasağı bağlamında bu cümleye bakarsanız, “Ne güzel bir cümle bu” dersiniz.. Ama Metin Bey bu cümleyi, başörtü yasağı konusunda sarfetmiyor..
Başörtü yasağı konusunda tartışmalar sürerken, “Özgürlükçü pencereden olaya bakalım” demiyor..
“Cumhuriyet” diyor. “Devrimler” diyor. Kısacası, “yasakçılık” penceresinden olaya bakıyor.
Ne zaman ki sandıktan çıkamayanlar, “Yine de ülkeyi biz yöneteceğiz” diyorlar..  Molotof atıyor, polis taşlıyorlar..
İşte o zaman, Metin Bey’in aklına, “özgürlük” geliyor!
Haydi ordan; başörtü düşmanı, kesik baş savunmanı!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir