Laikçilerin Tüm Korkuları Boşuna İmiş, Değil mi?!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Laikçilerin tüm korkuları boşuna imiş, değil mi?!

 

Laikçilerin nice korkuları vardı..
Korktukları “haklar”, birer ikişer verildi..
Ama korkulanlar olmadı..
Neden korkuyorlardı?
“Üniversitelerde başörtü yasağı kalkarsa, örtülülerin tahakkümü başlar”dı.. “Başı açıkları fakültelere almazlar”dı. “Kavga çıkar”dı..
Hatta bazı rektörlerin iddialarına göre, “örtü daha serbest bırakılmadan, başı açık kızlara kezzap atılmaya başlanmış”tı.. “Bunun sonunun nereye varacağı, meçhul”dü.
Allah’a şükür, üniversitelerde başörtü yasağı kalktı.. Ama laikçilerin korktuğu o gelişmelerin hiçbirisi, yaşanmadı.
Meslek liselilerin önündeki engellerin kaldırılmasından da korkuyorlardı, laikçilerimiz. “Üniversite eğitimi alma kapasitesi olmayan yetersiz öğrenciler, üniversiteleri dolduracak”tı.
İmtihanla girildiğine göre, bu ihtimal sıfırdı ama..
Kendilerini buna inandırmışlardı..
Katsayı adaletsizliği de kaldırıldı.
Var mı, üniversitelerden “Geçmiş yıllara göre, çok daha yeteneksiz çocuklar fakültemize kaydoldu. Eğitim seviyesi düşüyor” iddiası?
Yok.
Katsayı konusunda da, laikçilerin korktukları olmadı..
Kur’an kurslarına yaş engeli kaldırılırsa,  “Çocuklar okul yerine, Kur’an kurslarına gider”di..
Benim için bu hiç de korkulacak bir konu değil, çok da güzel olur ama..
Yine de tercihimiz, ikisinin bir arada yürütülmesi..
Gerçekten de, Kur’an kursları için yaş sınırı kaldırıldığında, resmi okullar da boşalmadı..
Laikçilerin korkuları, gerçekleşmedi..
THY’deki gelişmeler de laikçileri fena korkutuyordu.. “Uçakta içki verilmemesi.. Hosteslerini uçuk kıyafetlerine birazcık  çekidüzen verilmesi.. THY’yi sonunda batıracak gelişmelerin habercisi” idi..
Hayır, bu da yaşanmadı.. Tam aksine, THY uçuyor.. Hem uçuruyor, hem de kendi rakamları uçuyor..
Yakın tarihte, avukatların duruşmalara başörtülü olarak girebilmelerine yönelik Danıştay kararı çıktı.
Hatırlayın, laikçiler bu konuda ne kadar hassastı..
Avukatlar başörtü takarlarsa, “yargının tarafsızlığı”ndan tutun, “adalet dağıtımı”na kadar her şey altüst olurdu.
Öyle diyordu, laikçilerimiz.
Elhamdülillah..
İsteyen avukatların, başörtülü olarak duruşmalara girmeye başlamasından bu yana, bir ayı aşkın süre geçti..
Eski dönemin zorbalıkları yönünde baskılar dışında, korkulanlar yönünde bir olumsuzluk yaşandı mı?
Hayır..
Oysa öyle korku vermişlerdi ki topluma..
Bu haklar verilirse, ülke anarşiye teslim olur. Karışıklıklar had safhaya varır.. Dindarların, diğer kesime haksızlıkları had safhaya varırdı..
Hiçbirisi olmadı..
Bundan sonrasında da, laikçilerin düzenleyeceği provokasyon amaçlı eylemler olmazsa, korkulanların hiçbirisinin yaşanması mümkün değil..
Şimdi sırada..
Kamudaki tüm memurların, istedikleri takdirde başörtülü olarak çalışmaları hakkının tanınması var..
Memur-Sen’in bu amaçla başlattığı kampanyada, 12 milyonu aşkın imza toplandı..
Bu rakamı inandırıcı bulmayanlar, AK Parti’nin aldığı oyları da, zaten izah edemeyen, üç tane laikçiden başkası değil..
AK Parti, her iki seçmenden birisinin oyunu alıyorsa.. 12 milyonluk “Başörtü, kamuda serbest olsun” isteğinin de, kimseyi şaşırtmaması gerekir.
Kaldı ki, AK Parti’ye oy veren kitlenin dışında da, önemli bir kesimin, başörtüye serbestlik istediğini kimse inkar edemez.
Bugün gelinen noktada..
Anayasa Mahkemesi kararlarından tutun.
Danıştay kararlarına..
Hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına kadar.. Birçok yargı kararında not edilen, “Dindarlara şu şu haklar verilirse, toplumsal barış bozulur” endişesinin, kocaman bir yalan olduğu ortaya çıktı..
Artık geldiğimiz noktada, “ibadet hürriyeti”nin gerektirdiği tüm hakların, tanınması bir zorunluluktur..
Çalışanlar için, “Cuma namazına gitme” ve mesai saatleri içinde vakti geçen namazlar için, işyerinde imkanlar hazırlanması.. İlerde Ramazan aylarında iftar vaktinin mesai saatlerine denk gelmesi halinde, vatandaşın oruç açmasına imkan tanınması..
“Öteki”lerin  hayat tarzına müdahale olmaksızın, “arzu edenlerin ibadetlerini en özgür şekilde yapabilmeleri hakkının tanınması”, topluma anarşi değil, huzur getirecektir..
Bakmayın siz, bir avuç laikçinin, ter ter tepinmesine..
Bizler, Allah’a kulluk etmenin “zorla” değil, “isteyerek” gerçekleşmesi halinde bir değeri olduğunun bilincindeyiz.. Onun için de, kimseye dini konularda baskı yapılması mümkün değildir..
İsteriz ki, laikçiler de bize baskı yapmayı artık akıllarından çıkarıversinler..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir