Silivri’de Hakim Olsalar Neler Yapabileceklerini Gösterdiler!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Silivri’de hakim olsalar neler yapabileceklerini gösterdiler!

 

Ayakları birbirine dolandı..

Hani olur da..
Bu kadar da mı “kendi kazdığın kuyuya düşme” örneği verilir..
Millet adına yargılama yapan mahkemeyi basmıştılar..
Dosyada taraf olmadıkları halde, dakikalarca konuşmuştular..
Buna rağmen, sonraki günlerde yaptıkları açıklamada, o mahkemeyi, darbe döneminden daha despot ilan etmişlerdi..
Dün ne yaptılar?
Kendileri pek bi demokrat ya..
Bekledik ki, eleştirdikleri mahkemede kendilerine tanınan haklardan daha fazlasını, gazetecilere göstersinler..
Nerdee?
Genel kurullarına davet ettikleri basın mensuplarından birisini, iki tane fotoğraf çekti diye…
Bir linç etmedikleri kaldı..
“İn aşağıya!” ile başladı operasyon..
Mahkeme baro yöneticilerini 10 dakika, öylece konuşturmuştu. O dosya ile ilgili, hiç alakaları olmadığı halde..
Ama bunlar, gazetecinin fotoğraf çekmesine bile tahammül edemediler.
“Fotoğrafı kürsüden çekmeseydi” diyecekler..
İyi de.. Siz darbe sanıklarını savunurken.. Mahkeme başkanı “Sizi biraz sonra konuşturacağım. Şimdilik susar mısınız” dediğinde niye kıyameti kopartıyorsunuz?
Mahkemeyi faşizan uygulamalar içinde olmakla niye suçluyorsunuz?.
Veya tersinden bakarsak.. Mahkeme faşizan ise.. Siz de faşizan değil misiniz?
Üstelik..
Mahkemede düzensiz bir şekilde konuşulması, yargılamayı zorunlu olarak etkileyecek.
Peki, gazetecinin kürsüde fotoğraf çekmesi, sizin genel kurulunuzun işleyişini etkiler miydi?
Hiç sanmıyorum.
Kafalarında bir despotluk var.
Herkesin, kendilerine şakşakçılık yapmasını itiyorlar.
Fotoğraf çekmek isteyen muhabirin Yeni Akit’ten olduğunu öğrenince.. Şafakları attı..
Prof. ünvanlıları bile.. Tanınmaz hale geldi..
Beyefendi; nerde hortumcu bankacı varsa, nerde zimmet sanığı varsa, nerde kaçakçı birisi varsa, hepsinin davasını toplar.. Bu kişileri savunmayı, profesörlük titri ile bağdaştırır..  Darbecileri savunmak için Silivri’ye giden Baro yönetimini aklamak için, olağanüstü genel kurulda divan başkanı olur..
Ama iki tane fotoğrafının çekilmesine tahammül edemez.
Emri verir.. “Kürsüyü boşaltın” der..
Mahkeme başkanı benzer bir çağrıda bulunduğunda, kıyametler kopar..
Ama mahkeme başkanının duruşma salonunda yapamayacağını söyledikleri şeyleri, onlar kongre merkezinde, gazetecilere reva görürler..
Baktı gazeteci itiraz ediyor. Yanındaki divan üyesine fısıldar..
Ve mikrofondan bağırır, divan üyesi, “Çıkartın şunu dışarı!”
Ya.. İstanbul Barosu’na, “Siz hak ve özgürlükler için değil. Darbeye sempatinizden dolayı Silivri’deki duruşmaları önemsiyorsunuz” dediğimizde, itiraz ediyorlardı.
Buyrun, ispatladınız işte..
Kamu hizmeti yapan bir gazeteciyi, binlerce kişinin önünde, hedef gösterdiniz. “Dışarı çıkartın” talimatları ile, linç ettirmeye kalkıştınız..
Silivri’de hiç mi olmasın, hakimler kürsüden inip, avukatlara dayak atmaya kalkmıyor..
Sizin Divan Kurulu’ndaki Kemal Aytaç isimli  üyeniz, el kol hareketleri ile, gazeteciyi bizzat dışarı çıkartmaya bile kalkıştı..
Böylece Silivri’deki hakimlere de, güzel bir örnek verdiniz..
Gazeteciyi dövdünüz. Dövdürdünüz.. Salondan zorla dışarı çıkarttınız.
Kamu görevi yapan gazeteci ile, avukat arasında ne fark var?
Kamu görevi yapan gazeteci tartaklanabiliyorsa..
Silivri’deki mahkeme heyeti de, bundan sonraki duruşmalardan birisinde, “Siz genel kurulunuzda gazeteci tartakladınız ya.. Biz de sizi örnek alıyoruz. Hoşumuza gitmeyen avukatları, dışarı çıkartmak istiyoruz.. Örneğin şu Celal Ülgen beyefendiyi.. Çıkartın şunu dışarı” dediğinde.. Hiç itiraz etmeyiniz.
Siz kamu hizmeti yapan gazeteciyi, itekleyerek, (alttan çalışarak) tekmelerle dışarı çıkarttınız ya..
Jandarma da sizi duruşma salonundan dışarı çıkartırsa, hiç itiraz etmeyin “Savunma susturuluyor” diye..
Siz basını susturmaya çalışıyorsunuz ya..
En iğrenci ise..

İtekledikleri, tekmeledikleri gazeteci rahatsızlık geçirdiğinde.. Saygın(!) baronun saygın(!) üyelerinden bazılarının: “Numara yapıyor. Provokatör bu..” diye bağırmaları..
Silivri’de görev yapan savunma avukatları.. Veya savundukları sanıklardan bazıları.. Örneğin yargılanan generallerden birisi, benzer şekilde “Rahatsızlandım” dediğinde..
“Numara yapıyor.. Provokatör bu” denilirse..

“Kendimiz ettik. Kendimiz bulduk” deyin..
Susun, oturun yerinize..
“Sizde hiç vicdan yok mu? Ölüyor adam. Baksanıza” edebiyatı yapmayın.
Bakın siz ne yapıyorsunuz?
“Numara yapıyor, numara!” diyorsunuz..
Vicdansızlıksa.. Sizin yaptığınız vicdansızlık..
Eminim, Silivri’de mahkemeyi siz yönetseniz..
Sizin karşınızda, beğenmediğiniz kişiler sanık olsa..
“Su” vermezsiniz onlara, su!
Dünkü tavrınızla da, ispat ettiniz bunu..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir