Ne Güzel de Duruyor; Tay Tay Yavrum Tay Tay!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Ne güzel de duruyor; tay tay yavrum tay tay!

 

Önce, “Aaaa Gezi Parkı’nda oturuyorlar..”

Sonra, “Aaaa. Gezi Parkı’nda çadır kurdular.. Bekliyorlar..”
Daha sonra; “Aaaa gençler yürüyüşe geçtiler..”
En sonunda: “Aaaa. Adama bak öylece duruyor!”
Ne var bunlarda ki?
Özellikle de sonuncusunda, ne var ki?..
Adamın durması da mı olay?..
Yolun ortasında, “mal” gibi durmak da mı haber!
Hani yeni yürümeye başlayan çocuklar için anne-babalar pek sevinirler:
“Aaa benim oğlum duruyor.. Aaaa benim kızım ayakta duruyor..”
Mutluluklarını şu sözlerle dışa vururlar: “Tay tay oğlum.. Tay tay” veya “Tay tay kızım.. Tay tay..”
İyi de, bu “kazık” kadar olmuş bir adam.
Niye duruyor ki, öylece ve de ayakta!
Ve de yol üstünde..

Önceden stüdyoda son hazırlıkları yapıldığı üzere, “ayakta duran adam görmemiş” medyamız olaya büyük önem verince..
“Ben de.. Ben de tv’ye çıkacağım” diyerek, yanına dizilenler oluyor..
Polis geliyor, uyarıyor:
“Burası otobüs durağı değil. Haydi ikileyin bakalım; biiir, ikiiii.”
Hareket yok. Tepki yok.. Cevap yok..
“Mal” gibi duruyorlar..
Lafın gelişi değil, gerçekten “mal” galiba bunlar..
Polis arkadaşlar öfkeleniyorlar..
“Mal” olunur da, bu kadar olunmaz yani..
“Mal” gibi duranlara izah etmeye çalışıyorlar:
“Bakın saygıdeğer ‘mal’lar.. Burası geçme yeri. Durma yeri değil. Beklediğiniz otobüs, buraya hiç gelmeyecek. Boşuna bekliyorsunuz.. Boşu boşuna beklerken, vatandaşın yolunu kapatıyorsunuz. Vatandaşın gelip geçme özgürlüğünü kısıtlıyorsunuz. Lütfen yürüyünüz. Haydi kış kış!”
Yerli “mal” olsalar, yine birazcık anlarlar..
Yabancı “mal” olmalılar ki, “gelmeyecek otobüs”ü beklemeye devam ediyorlar..
Sonra polis, “gelmeyecek otobüs”ün hayalini yaşayan şaşkın beklemecileri, yayaların geçişini engelledikleri için başlıyor gözaltına almaya..
Medyacılar hemencecik orada bitiveriyorlar..
Soruyorlar “mal” gibi durduğu için polis otobüsüne götürülenlerden birisine:
“Efendim niçin gözaltına alındınız?”
Hayret, “mal” cevap veriyor:
“Bilmiyorum.”
Bilseydi şaşardım zaten..
Bilen birisi, “mal” gibi niye dursun ki, ortalık yerde..
Otobüs durakları kalkalı, yıllar olmuş..
Hâlâ ne bekliyorsunuz ki orda?
Balyoz’un sanıkları mahkum oldu, Yargıtay Başsavcılığı tebliğname bile düzenledi. Ergenekon sanıkları için de, “hüküm” okunacak yüzlerine karşı, kısa süre sonra..
“Darbe otobüsü” müzeye kaldırıldı… Hâlâ anlamıyor musunuz?
Hayal işte..
Hep o hayal ile yaşadılar.
O hayal ile yaşamayı sürdürmek istiyorlar..
“Darbe otobüsü” gelecek.
Otobüse binip, “iktidar”a yürüyecekler!

“Tay tay yapan çocuklar” misali, “Bakın ben durabiliyorum” diyerek, yere çakılmış gibi öylece duranlardan birisi de, meğerse avukat imiş.
Polis ihtar ediyor, “Gözaltına almak zorunda kalacağım” diyor..
Cevap veriyor: “Ben avukatım!”
Yani?
Avukatların yol ortasında öylece durma gibi, bir mesleki faaliyetleri mi var?
Yok, onun demek istediği, “Ben avukat olduğum için, şu an burda durmak zorundayım” değil..
Demek istediği; “Ben avukatım. Avukatları, savcı olmadan gözaltına alamazsınız” anlamında bir itiraz imiş!
“Gözaltına alınmam, hukuk dışıdır” şeklindeki sözlerinden anlıyoruz, demek istediğini..
İyi de, senin yol ortasında durman, “mesleki bir faaliyet” değil ki, eylemin de “görev suçu” olsun, avukatım..
Ortada “görev suçu” yok ki, avukatın alelade birisi gibi, polis tarafından gözaltına alınmasında hukuk dışılık olsun..
Bunu da bilmiyor, Taksim’de otobüs duraklarının kalktığından habersiz, “darbe otobüsü”nü bekleyen avukatımız!
Sanıyor ki, avukatlar için genel bir dokunulmazlık hakkı var.
Görev suçu olsun olmasın, avukatların ayrıcalıkları olduğunu zannediyor..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir