Sanığa Alkış Tutandan Hakim Olur mu?

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Sanığa alkış tutandan hakim olur mu?

 

Gezi Parkı eylemlerinin yoğunluğu, Beyoğlu-Beşiktaş ilçelerinde idi..
Her iki ilçe de, İstanbul Adliyesi’nin yetki alanında..
Aynı adliye binası içinde, bazı avukatların yaptıkları protesto gösterisinin de yargılanma süreci, haliyle bu adliyede olacak..
Adliye olarak belirleme yaptık da..
Peki; asliye ceza mı bakar, ağır ceza mı bu davalara?
Göstericilerin eylemlerinde, suçu ağırlaştırıcı nitelikli haller dikkate alınırsa..
Olayın sıradan bir gösteri yürüyüşü ihlali olmadığı delilleri ile ortaya konulursa..
Görev, ağır ceza mahkemelerinde..
Peki avukatların adliye içindeki gösterileri?
O da ağır ceza mahkemelerinde görülecek.
Çünkü, avukatların adliye içindeki gösterilerinde de, cübbeleri sırtlarında olduğuna göre, fiilleri görev suçu olarak nitelemek zorunlu.. Avukatların görev suçları da, direkt ağır ceza mahkemelerinin yetkisine girer.
Yani?
Yani Gezi eylemlerine ve avukatların gösterilerine destek verdiği ortaya çıkan Keskin Karakurt isimli hakimimiz, aslında sempati duyduğunu söylediği o göstericileri yargılayan hakim pozisyonuna geçecek..
İşi basitinden anlatalım..
Sokakta bir bakıyorsunuz, iki genç, bir evin camını taşlıyorlar..
Yoldan geçen ve mesleğinin hakimlik olduğunu bildiğiniz birisi de, “Afferin oğlum.. Afferin. Taşlayın o evin camlarını” diyor..
Sonra olay yargıya intikal ediyor.
“Afferin, taşlayın o evi” diyen hakim, bu olayı yargılıyor!
Rezalet değil mi bu?
Veya, bir karı koca kavgasını, sonradan dinleyen bir hakim beyimiz, taraflardan birisine destek veriyor. “Ben orda olsaydım, gösterirdim ona gününü” diyor..
Ardından da, “bu ihtilafta suç var mı-yok mu” tartışmasını sonuçlandırmak üzere konu, önceden taraflardan biri lehine açıklama yapan bu hakimin önüne geliniyor!
Rezaletin de ötesi bir durum bu..
İşte bu hakimlikle bağdaşmayacak tavırların aynısını, gerek Gezicilere verdiği destek açıklamaları ile, gerekse adliye içinde protesto gösterisinde bulunan avukatlar için “Ben de cübbemi alır, gelir alkışlardım” desteği veren Keskin Karakurt yapıyor..
Alkışlayacağını söylediği adamlar, yarın bu hakimin üye olduğu mahkemeye yargılanmaya geldiklerinde ne olacak?
Tabii ki sanıklar beraat edecekler.
Hatta üye hakimimiz, duruşmada sanıklara “Gelin sizleri alnınızdan öpeyim” derse, hiç şaşırmayacağız.
Böylesi bir rezaleti ülkeye yaşatmaya kimin hakkı var?
Madem hakimlik mesleğini seçmişsiniz.
Özel fikirlerinizi birazcık kenarda tutma sabrını da göstermeniz gerekmez mi?
Devlet size, “önünüze gelecek her olayda tarafsız, adil bir karar vermeniz” için maaş ödüyor..
Ne hakkınız var, hem maaşı alıp, hem de önünüze gelebilecek dosyalarda “Önceden bu konuda fikrini açıkladı. İhsas-ı reyde bulundu.. Artık bu dosyaya bakamaz” tartışması çıkarmaya..

Aynı hakimin, dün Facebook sayfasına baktım..
Hakim beyin herkese açık ana sayfasındaki resminde, hemen önünde bir Tuborg şişesi..
Resmin çekildiği yer de, kapalı bir mekan değil, açık alan..
İlk resmiyle, hemen kimliğini ifşa ediyor zaten..
Her şeyleriyle, kanunlara meydan okuyorlar.
Bir hakimin, önünde içki şişesi ile görüntü vermesinin ne anlamı olabilir ki?
Bırakın anlamı, artık yeni düzenlemeler karşısında, bu bir suç değil mi?
Ama Keskin Bey’in hiçbir şeyi taktığı yok..
Facebook sayfasında, açıkça iki CHP’li milletvekilinin isimlerin verip, “beğendikleri listesi”ne alıvermiş!
Yani bas bas bağırıyor, “Ben AK Parti karşıtıyım” diye..
Kim o iki isim?
Biri İlhan Cihaner. Diğeri de Süheyl Batum..
“Ama ikisi de hukukçu.. Hukukçu oldukları için isimlerini almış olamaz mı?” diyecek iyi niyetlilere hatırlatayım.
“Canım bir tane de farklı bir partiden hukukçuya sempati duysa ya!”
Farklı bir siyasi partiden hukukçu almamış ama, darbecilikten mahkum olan ve dosyası bugünlerde Yargıtay’da görüşülmekte olan Engin Alan’ı da “beğendikleri” listesine almış Keskin Bey..
Yani AK Parti’ye karşı CHP-MHP ittifakını şimdiden, kuruvermiş bile..
Böylesi siyasallaşmış insanlar, nasıl hakimlik yapabilirler?
İlhan Cihaner; ömür boyu hapis cezası istemli olarak halen yargılanıyor.
Engin Alan yerel mahkemede 18 yıla mahkum oldu. Dosyası Yargıtay’da..
Yine bir ikinci dosyası, yerel mahkeme son savunma sürecinde..
Hakim Keskin Bey’in, “beğendikleri” listesindeki birisi de, Odatv..
Odatv’nin sahibi ve muhabirleri de, Ergenekon bağlantılı davalarda sanık değil miydi?
Sanıktı..
Eeee. Nedir bu iş, söyler misiniz?
Bir hakim, “beğendiklerim” diye başlık atıp; 15 isim sayıyor ve bunların üçü tüm kamuoyunun bildiği sanık konumunda iseler..
Bu beyefendiye artık “Hakim” mi diyelim?.. Yoksa …?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir