Sanki Biz Suç İşlemişiz Gibi, Biri Gidiyor Biri Geliyor

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Sanki biz suç işlemişiz gibi, biri gidiyor biri geliyor

 

Hafta sonu İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu’nun şikayeti üzerine savcılığa davet yazısını almıştık.
Uzlaşmaya davet ediyor savcımız.
Biz ne yaptık isek!
“Yok savcım, uzlaşılacak bir şey yok.. Varsa bir suç, kes cezasını. Hazırla iddianameni.. En ağırından.. Verelim hesabını..” diyecektik..
Fırsat bulamadık.
Dün yenisi geldi..
Bu sefer de, TMMOB Mimarlar Odası’nın şikayeti..
Mimarların şikayeti daha kapsamlı..
Mimarlar ya.
İnceden inceye yazıyı irdelemişler.
Bir günlük yazımda, üç tane ceza kanunu maddesine aykırılık tespit etmişler..
“İlgili diğer maddeler” diyerek, sonradan ekleyeceklerini de unutmamışlar..
Her iki şikayette de sorun ne?
Gezi Parkı eylemlerinde, isyancıların sokağa dökülmelerine sebebiyet verenlerin deşifre edilmesi..
Sokağa dökülen garibanlardan önce, perde arkasındaki asıl faillerin takip edilmesinin istenmesi..
Rahatsız olmuşlar.
Şikayetlerini yapmışlar..
Şimdi hesap vereceğiz..
Korktum mu?
Eski dönem olsa idi, korkardım..
“Hah yakaladık işte.. Yeni dönem savcı-hakimleri sizden değil mi?” diyecekler.
Yok, kastım o değil..
Kastım, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün, dün yaptığı açıklama..
O açıklamayı görünce, “Çağdaş devlet işte bu.. Hukuk devletinden beklenen bu.. Suç işleyenin yanına kâr kaldığı eski sistemin bittiğinin delili işte bu” dedim kendi kendime.
İki suç duyurusunun baskısı altında iken beni sevindiren bu gelişme nedir?
Gezi isyanı eylemlerinde kimi cami içine, kimi sokak çadırına, kimi otel otoparkına doldurulan ilaçlar vardı ya..
“Nerden gelmiş bunlar? Doktor olup olmadığı bile belli olmayan beyaz önlüklülerin elindeki bu ilaçlar, hangi kamu hastanesinden, hangi devlet kurumundan çalınma?” diyorduk ya..
“Devlet devlet olsa, bu ilaçların nerden getirildiğini, kimin getirdiğini, isyanı organize edenlerin kimler olduğunu, bir ilaç kutusundan bile bulabilir” demiştik ya..
İşte o yolda adımlar atılmış.
Sağlık Müdürlüğü, ilaçların tek tek kayıtlarını çıkartmış.
Kimi ilaç, kamu hastanesinden yürütülmüş.
Yani hırsızlık suçu işlenmiş.
Artık hastanenin doktoru mu, başhekimi mi, hemşiresi mi?
Kim yaptı ise, güvenlik kamera kayıtlarından, onlar da çıkacaktır mutlaka..
Kimi ilaç üreticide, kimi ilaç ecza deposunda.. Kimi ilaç eczanede.. Kimisi satılmış olarak görülüyormuş, resmi kayıtlarda..
Yanlış anlaşılmasın..
İlaçlar Gezi isyanında orda burda, kimisi kullanılmış, kimisi yığınak yapıldığı ortamlardan alınıp, Sağlık Müdürlüğü’nün deposuna götürülmüş.
Şimdi depoda duran ilaç, resmi kayıtta, bu bahsettiğimiz yerlerde görünüyormuş.
Resmi kayıtlarda tahrifat suçu da var, sizin anlayacağınız.
İşte bunu bu kadar ayrıntısına kadar çıkartan devlet, şahsım için yapılan şikayetlerle ilgili tüm endişelerimi alıp götürdü.
Böylesine; tüm gerçekleri en ince ayrıntısına kadar ortaya çıkartan bir devlet, benim eleştirilerimdeki gerçekleri de, eminim ortaya çıkaracaktır..
Hiç endişeye gerek yok.
Tek savunma yapacağız.
“Resmi kayıtları toplayın, sonra bana sorun, soracağınızı..” diyeceğim.
Gelsin TMMOB’un kışkırtıcı açıklamaları.. Gelsin Tabipler Odası’nın tahrikkâr açıklamaları..
Gelsin isyana kalkışanların sokaklarda yaptıkları rezaletlerin, cami içinde yaptıkları soytarılıkların görüntüleri..
Gelsin, o saldırılara lojistik destek sağlayanların katkıları.. Yiyecek içeceklerin geldiği yerlerin kayıtları.. Hastanedeki nöbeti bıraktırılıp, isyan alanlarına götürülen kamu görevlilerinin kayıtları.. Kamudan çalınan ilaçların, diğer kamu malzemelerinin dökümleri..
Ondan sonra, bizim yazdığımızda bir yanlışlık varsa, seve seve çekeriz cezasını..
Ama..
Korkarım ki..
Hesap verecek olanlar, biz değil, onlar olacak..
Bizden şikayetçi olanlar, hesap verecekler..
Merak edip baktım, dün Sağlık Müdürlüğünün açıklamasından sonra bile, utanmazca açıklama yapanlar var: “O ilaçlar kamunun malı. Kimin malını, kimden koruyorsunuz” diyor, koca koca doktorlar!
Yuh artık..
Utanmazlığın bu kadarına da, yazıklar olsun..
Fakir fukaranın vergisi ile alınan ilacı, isyana kalkışanları hastaneye götürmeden tedavi etmek için çal.. Hastane yerine, ilaçları sokaklarda, kimin elinde olduğu belirsiz şekilde kullan..
Sonra da böyle efelen..
Az kaldı az..
Hırsızların, zimmetçilerin defterinin dürülmesine az kaldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir