Tırışkadan Yazarların Yalanı, Yatsıya da Kalmıyor!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Tırışkadan yazarların yalanı, yatsıya da kalmıyor!

 

Ortaya attığı fikirlerin, birkaç ay sonra çürütüldüğü yazarları çok gördük.
Ama yazısı daha okuyucu ile buluşmadan, sabahın ilk saatlerinde açığa düşeni ilk defa görüyoruz.
Daha okuyucular yazıyı okumadan, yazıda anlatılanların hemen hepsinin çöpe gidecek türden fikirler olmasının örneğini ilk defa yaşıyoruz..
Kimler onlar?
Neler o yazılar?
Bidon kafadan başlayalım,..
“Dut gibidir iktidar. İstediği kadar tutunmaya çalışsın. İlla ki düşer. Silkeliyoruz… Düşeceksin” diyor bidon kafa..
Ama daha yazısının bulunduğu gazete bakkala bile varmadan, düşecek dediği iktidarı başkanı geceyarısı ülkeye geliyor ve onbinlerle karşılanıyor..
Anlaşılıyor ki, düşen “dut” değil.. “Ceviz.”
Ve “ceviz”e bir şey olmuyor, düşse de.. Olan, bidon kafaya oluyor!..
Bidon kafa devam ediyor:
“İşte onlar yönetiyor. (…) Spor ayakkabı, şort giymeden emekli oldu çoğu… Mayoyu zaten boşverdik ama, Allah’ın bize lütfu bu memlekette, şezlonga uzanıp güneşlenemediler, şezlonga.”
Bidon kafanın eşi hasta imiş, onun için iki gün izin yapmış. Yengeye geçmiş olsun deyip, kendisine önerelim, “Hastaneye esas sen layıksın. Hem de Bakırköy’e, bidon kafa.”
Niye?
Mayo giymemekle suçladığı yöneticiler, ülkede enflasyonu % 50’lerden % 8’lere indirdi. IMF’yi kovdular.. Hazinedeki dövizi, nerede ise 3 misline çıkardılar.
Mayo giyenlerin ne yaptığı da ortada. Mesut Yılmaz’ı ile, Süleyman Demirel’i ile.. Bülent Ecevit’i ile. Kimisinde enflasyon % 100.. Kimisinde döviz bir gecede iki misli olmuş..
Demek ki mayo giymekle, ülke iyi yönetilmiyormuş!
Değil mi bidon kafa?..
Bidon kafadan başladık, “hergele”den devam edelim..
“Gezi parkı protestoları” adı altında, ülkeyi kaosa götürmek isteyenlerin eylemlerinin gücünü anlatmak için, diyor ki hergele, “Ülkenin en büyük bankasının genel müdürü, ‘Bizim ne alakamız var bu olup bitenlerle, biz de çapulcuyuz’ demek zorunda kaldı.”
Bundan ne sonuç çıkarıyor hergele?
Şu sonucu: “Demek ki neymiş: Bu devirde esas kral tüketiciymiş.”
Dolayısıyla, eylemcilerin tepkisi, genel müdürü “Ben de sizdenim” demeye mecbur etmiş! Esas kral, çok geniş katılıma sahip olan eylemcilermiş!
Öyle mi? Öyle!
Başbakan geldi.. On binler tarafından karşılanırken, halktan aldığı destekle konuştu: “O genel müdür karşısında beni bulur!”
Öğrendim ki o genel müdür, dün saklanacak delik arıyormuş..
Tabii hergele de..
Şimdi biz hergeleye hatırlatalım: “Demek ki neymiş: Gücünü halktan alan başbakan, esas kral imiş!”
PKK askerlerimizi şehit ederken, oturduğu yerden “PKK terörist örgüt değildir. Halk hareketidir” propagandası yapan Cengiz Çandar’da sıra..
O da şöyle yazmış: “Tayyip Erdoğan’a ‘Taksim-Gezi Parkı Direnişi’nden önce derhal, ‘en hassas terazi’ tepki verdi ve daha hiç kimse ekranlarda Başbakan’ın sözlerini yorumlamaya başlamamışken, borsa düştü, dolar ve euro yükseldi!”
Ama bu yazı da daha hiçbir okuyucu tarafından okunmadan, Başbakan geceyarısı miting gibi karşılamada açıkladı: “Bu milletin alınterini, faiz lobisine yedirtmeyeceğiz.”
Yani Çandar’ın tanımlaması ile, Başbakan bir daha konuştu. Hem de ne konuşma; tam anlamıyla rest çekti..
Peki o restten sonra dün ne oldu.
Borsa yükseldi!..
Demek ki “Biz de çapulcuyuz biz de” diyerek, akılları sıra ironi yapanlar, gerçekten çapulcu imişler! Daha yazıları okunmadan, fiilen yalanlanmış oluyor!
Dii mi, PKK’nın avukatı!..
Sırada Bekir Coşkun var..
O da şöyle yazmış: “Türkiye’nin yarısı ayakta bir haftadır bağırıyor… Mesajı alamadı…”
Türkiye’nin yarısı Taksim’de ise.. Dün gece Yeşilköy’de toplananlar ne idi? Taksim’in iki katı Yeşilköy’de toplandığına göre, bu işte bir hesap hatası yok mu tencereci Coşkun..
“Diktatörlerin ortak özelliğidir; duydukları tek ses vardır, kendi sesleri… Kurban olayım aç gözünü… Dikkat et… Tehlike döndü…” diyor devamında da, tencereci Coşkun.
Gece konuşmasından sonra soralım bu tencereciye: “Yeşilköy’de halkın sesini de duydun mu? Yoksa evindeki Fransız’ın sesinden başka ses bilmez misin sen?”
Ve bir soru daha: “Tehlike döndü” demişsin ya.. Yazdıkların daha basılmadan, tekrar döndü galiba.. Aman dikkat.. Aman dikkat! Ava giderken, avlanmak da var, bu işin sonunda!
Ya fırıldak Sebo ne yazmış? “Tayyip kaç kişi toplar? Yüzde 50’yi sokağa yığarmış! Devlet gücünü kullanma, 50 bin kişiyi zor toplarsın!”
Yeşilköy’ü gördün mü fırıldak?
Bu da İhsan Dağı’dan: “Her ne kadar Başbakan ‘yüzde elliyi evlerinde zor tutuyorum’ dese de bu kitle toplumsal çatışmalarda sokağa çıkma eğiliminde hiçbir zaman olmadı.”
Dün gördün mü Dağı, dağın yüksekliğini, topluluğun uzunluğunu!
Görmediysen, bir gözlükçüye uğrayıver!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir